|
Neyse, muhalefet sonunda Terörle
Mücadele Kanunu (TMK) ile ilgilenmeye başladı ya, ters yönden
de olsa, bu da bir şey. Yoksa, hükümetin bugüne kadar
sergilediği 'özgürlükçü' tavra zıt olan TMK tasarısı,
muhalefetin de göz yummasıyla, apar topar Meclis'ten geçecekti.
CHP'nin, "Bununla Abdullah Öcalan'ı affedecekler" itirazı
tartışmaya kapı aralamış oldu. Bakarsınız, ana muhalefet
partisi, o kapıyı kullanarak, tasarının hak ve özgürlükleri
daraltan, keyfi davranışları teşvik eden diğer maddelerine de
karşı çıkar...
Tasarının özgürlüklerinin bir bölümünü geriye almaya
hazırlandığı kesimlerin başında medya geliyor. Ak Parti
tarafından çıkarılmış Basın Kanunu gazeteciler için hapis
cezasını kaldırmıştı; TMK basına yeniden hapis cezası
getiriyor. Gazete sahiplerine 1 trilyon TL'ye varan yüksek
para cezaları da cabası. Tasarıyla 'terör' kapsamı
genişletildiği ve 'terörün amacına hizmet' gibi esnek bir
tanım da getirildiği için, TMK yürürlüğe girdiği andan
itibaren yüzlerce basın dâvâsı açıldığını görebileceğiz. Bir
savcının kararıyla gazete kapatılan eski devirlere geri
dönülüyor...
'CIA işkence uçakları' şu sırada bütün dünyada tartışılıyor.
Meğer Amerika, 'terör suçlusu' saydığı yabancıları oradan
oraya gezdirerek işkence uygulamış... TMK tasarısıyla 'yetkili
makam izniyle' böyle uygulamalar bizde de mümkün kılınıyor.
'İşkenceye sıfır tolerans' diye yola çıkılıp bu noktaya
gelinmesini akıl gerçekten kolay almıyor.
Uzun yıllar TMK'nın 'propaganda suçu' ile ilgili 8. maddesini
tartışmış ve fikir özgürlüğünü kısıtlayan bu maddeyi ancak AB
uyum yasaları içinde kaldırabilmiş bir ülkeyiz. Eldeki
tasarıda, fillî olarak aynı sonucu doğuracak maddeler
bulunuyor. Bir defa terör suçu için 'cebir ve şiddet' şartı
aranmasından vazgeçiliyor. Yalnızca 'terör örgütünün
propagandasını' yasaklamakla kalmıyor yeni TMK, her yöne
çekilebilecek 'amacının propagandasını yapmak' cümleciğiyle
temel hak ve özgürlüklerin savunulmasını da yasaklamış oluyor.
Çocukları eyleme karışan anne-babalar cezalandırılıyor, sivil
toplum kuruluşlarının çalışmaları kolayca cezalandırılabilir
hale getiriliyor... Gözaltına alınan sanıkların CMUK ile
verilmiş haklarının çoğu kaldırılıyor yeni TMK ile; gözaltına
alınanların yalnızca bir yakınına haber veriliyor, savunması
tek avukatla sınırlanıyor, avukatın dosyayı görmesi
kısıtlanıyor... Terör bahanesi kullanılabildiği taktirde,
herkesin telefonları ve bulundukları mekânların dinlenmesi
mümkün artık...
"Güvenlik güçlerinin terörle mücadelede elleri kolları bağlı"
gerekçesinin tasarıyı hazırlayanlar üzerinde çok etkili olduğu
anlaşılıyor. Daha önce Anayasa Mahkemesi tarafından "Hukuk
dışı eylemlerin devlet tarafından hoş görüldüğü izlenimi
bırakabilir" gerekçesiyle iptal edilen 'tutuksuz yargılama'
uygulaması bile geri getiriliyor.
Soruşturma safhasında savunma hakkının kısıtlandığı, güvenlik
güçlerinin aşırı şiddet kullandığı, işkence uygulandığı gibi
iddialara muhatap edilirdi Türkiye; bu yüzden de, AB organları
tarafından şiddetli eleştirilere muhatap edilmiş, Avrupa İnsan
Hakları Mahkemesi'nce (AİHM) yüklü para cezalarına
çarptırılmıştı. Meclis gündemine girmiş TMK tasarısı, ihtiva
ettiği maddelerle, Türkiye'yi yeniden AB'nin hedefi haline
getirecek, AİHM'ndeki dâvâ yoğunluğu da yeniden artacaktır.
CHP keşke itirazını tek maddeyle sınırlamayıp hak ve
özgürlükleri hedef alan kısıtlamalarda da sesini yükseltseydi.
CHP'nin itiraz ettiği tek madde askerden tepki çekince
tasarıdan ayıklandı çünkü. Peki de, hak ve özgürlüklerimizin
siyasî sahibi yok mu bu ülkede?
Meclis, titiz hazırlanmadığı son gelişmeyle ortaya çıkan bu
tasarıyı bütünüyle gündeminden çıkarmalıdır. |