|
Devlet ordularının, savaş halinde uyması
gereken "insan hakları" kurallarını belirleyen Cenevre
Sözleşmesi ve bu sözleşmenin tarafı, Uluslararası Kızılhaç
örgütünün ana vatanı İsviçre, borsada alınıp satılan özel
ordular konusunda alarm ziline basan ilk ülke oldu.
İsviçre'nin Montreux kentinde düzenlenen uluslar arası
toplantıda, savaş pazarında boy gösteren bu yeni oluşumla
ilgili hukuki boşluğun doldurulması ve kiralık asker
ordularının, Cenevre Sözleşmesi gibi uluslararası
konvansiyonlara uyması sağlanmaya çalışılacak.
Satılık orduların kiralık askerlerine değgin ilk telaşa
kapılanın İsviçre
oluşu, rastlantı değil. 2005 yılında yayınlanan bir hükümet
raporunda,
Irak'ta taşeron ordu görevi yapan üç büyük "savaşçılık
şirketi" genel
merkezinin İsviçre'de "göründüğü" açıklandı. Aynı raporda
ayrıca, 12 başka
savaşçılık şirketinin de vergiler düşük olduğu kadar, gerçek
mermiyle eğitim
yapabildikleri tek Avrupa ülkesi olduğu için yetiştirme
kamplarını
İsviçre'de kurdukları ve "dünyadaki risk bölgelerine asker
sevkine hazırlandıkları" bilgisi yer aldı.
İsviçre, uluslararası savaş konvansiyonlarının dışında kalan
bu savaş
sektörü tarafsızlığına gölge düşürebilir kaygısıyla özel
orduların yasal
denetim altına alınmasına çalışıyor şimdi. Yukarıda sözünü
ettiğim toplantı
da Cenevre Sözleşmesi'nin başaktörü, Kızılhaç'ın öncülüğünde
yapılıyor.
ABD'nin direndiği böyle bir zapturapta, müttefiki İngiltere
taraftar.
***
Zaten Irak'taki özel ordu birliklerinin etkinlik ve yasal
boşluktan doğan
"Ali kıran başkesen" tavırlarına değgin ilk vahim açıklama da
İngiliz
muhafazakâr milletvekili ve kendisi de eski SAS komutanı
Andrew
Robathantarafından yapılmıştı. Irak'ta halen İngiliz ordusunun
800
mevcuduna karşılık 7 bin İngiliz kiralık askeri, eski "Gurkha"lar,
eski "SAS"
komandoları var. Robathan, İngiliz özel ordu şirketleri Global
Risks
Strategies ve ArmorGroup'tan kiralanan askerlerin işlediği bir
savaş suçunu
yorumlarken, "Bölgeye kiralık asker sevkedeceğimize, düzenli
ordu
mevcudumuzu artırsaydık, hem vergi mükellefi İngiliz halkına
daha ucuza
gelirdi, hem de İngiltere böyle rezil olmazdı" demişti.
İster Amerikan ya da İngiliz olsun, isterse "Meteoric Tactical
Solutions"
gibi Güney Afrikalı özel savaş şirketleri; kiralık orduların
mevcutlarını,
hem daha çok kazanan, hem de kurala kitaba uymak zorunda
kalmayan eski asker çoğunluğu oluşturuyor. "Savaş köpekleri"
diye de anılan bu kiralık
askerlerin yıllık kazancı, tabii kendileri de "köpek gibi"
öldürülmezlerse,
deneyim ve "uzmanlık" derecelerine göre, yılda 100 ila 350 bin
dolar
arasında değişiyor. Başka bir deyişle, en seçkininden kiralık
bir askerin
günlük kazancı 1.000 doları bulabiliyor...
***
Her şirket, her millet ve her ırktan savaşçı istihdam ediyor.
İlk bakışta,
Fransız ordusunun efsanevi Yabancı Lejyon'larını andıran bu
kiralık
orduların, ne yazık ki lejyon felsefesiyle hiç ilgisi yok.
Fransız
lejyonlarına, doğrudur, her millet ve ırktan, hatta katili de
haydudu da
alınır: Lejyon kapısı, pedofili, tecavüz gibi "yüz kızartıcı
suç" işlememiş
olmak kaydıyla, nedamet getiren suçlulara açılan yeni bir
şans, yeni bir
hayat fırsatıdır. O kapıdan girerken geçmiş geride bırakılır,
suç sicili
sıfırlanır, lejyonere adını bile değiştirebildiğiyeni bir
kimlik ve
yabancıysa, Fransız yurttaşlığı verilir. "Fransa'nın ulusal
çıkarlarına
hizmet" yemini eden lejyoner, karakterini sil baştan
formatlayan bir ordu
disipliniyle "meşru" Fransız silahlı kuvvetlerine katılır.
Oysa bu özel "savaş şirketleri" için herhangi bir vatan
savunması, "yurdum
için ölürüm", bilmem hangi ideal için savaşırım gailesi yok,
kısaca
iyi yada kötü bir " etik" söz konusu değil. Kiralık askerleri
kim, nerede savaşmak üzere sipariş ediyor ve parasını
bastırıyorsa, oraya gidip
dövüşüyorlar... Bu makalenin devamı
(SATILMIŞ ORDU NE
İŞE YARAR?)'da.
|