|
Somali Korsanları'nı ısrarla gündemde tutmam
bazılarına şaşırtıcı geldi. Bunu abartılı buldular, olaya
hakettiğinden fazla önem atfettiğimi düşündüler, sıradan ve yerel
bir olay üzerinden küresel okumalar yaptığımı düşündüler,
endişelerimi küçümsediler. Somali'de bir karışıklık vardı ve bu
istikrarsızlık korsanlığı doğurmuştu. Şimdi korsan çeteleri bu
kıyılarda yabancı gemilere saldırıp fidye alıyorlardı. Kabul
edilen gerçek buydu.
Oysa bize göre Süveyş Kanalı'ndan Hint Okyanusu'na kadar, hatta
Hindistan'a kadar olan bölgede çok büyük bir oyun kuruluyordu ve
korsanlar oyunun sadece bir parçasıydı. Zaman geçtikçe, yeni
ayrıntılar ortaya çıktıkça, bizim endişelerimizin haklı olduğuna
dair güçlü işaretler belirmeye başladı. Orta Afrika'dan Güney
Asya'ya uzanan Orta Kuşak üzerinde 21. yüzyılın en tehlikeli
çatışması şekilleniyordu. Afganistan ve Irak işgali bu büyük
çatışmanın sonucuydu. Gürcistan savaşı böyleydi. Basra Körfezi ve
Doğu Akdeniz'deki mücadele öyleydi. Sudan'ın bölünmesi ve Darfur
yine bu oyunun parçasıydı. Pakistan'ı istikrarsızlığa sürükleyen
son gelişmeler aynı oyunun parçasıydı.
En önemlisi de terör ve terörle mücadele söylem ve stratejileri bu
Büyük Oyun'un aşamalarıydı. Terör ihale ediliyordu ve bu ihaleye
sayısız örgüt katılıyordu. Terör bu sistemik çalışmaydı, devletti.
Yeni tehdit söylemleri öyleydi, 21. yüzyılın güçler dengesi için
gayri meşru bütün yöntemler ve araçlar kullanılıyordu.
Son haberlere bakıyorum; korsanlar kaçırdıkları gemiler hakkında
bilgileri Londra'dan alıyordu, fidye pazarlığı Londra üzerinden
yapılıyordu, İngiliz gemilerine saldırı olmuyordu, Süveyş
Kanalı'ndaki trafik, gemilerin seyir bilgileri ve yükleri hakkında
bütün bilgiler Londra'dan veriliyordu. Avrupa ortak istihbarat
raporu öyle diyordu. Süveyş ve Hindistan arasında, İngiliz
İmparatorluğu'nun eski nüfuz bölgesinde birileri tarafından
kontrol edilen tuhaf gelişmeler oluyordu. "Büyük Ortadoğu"nun Doğu
ve Batı ucunda endişe verici gelişmeler oluyordu, Afro-Asya
kuşağının kuzeyinde enerji denklemi büyük restleşmelere yol
açarken güneyinde, Suveyş'ten Malaka Boğazı'na kadar olan bölgede
"uluslararası sistem" kontrolünde bir haydutluk besleniyordu.
Bize hep dar alanda uğraşmayı öğütlediler. Her olayı kendi özel
şartlarıyla sınırlı olmayı önerdiler. Terörü de, işgali de öyle
kanıksattılar. Böylece gözlerimizi kör etmeyi, bir adım sonrasına
görmemizi engellemeyi, yeryüzüne bütüncül bakmamızı engellemeyi
denediler. Afganistan işgaline Taliban derken Irak işgaline Saddam
dedirttiler. Büyük güçlerin terör üzerinden hesaplaştığını,
küresel sistem inşasının meşru olan yollarla denendiğini görmemizi
engellediler. Bizi hep küçük oyuncular yaptılar. Zihinlerimizi
rehin aldılar. Onlar küresel hesaplar, bizde böyle yapmak
isteyenleri itibarsızlaştırdılar.
Korsanlık, çok daha büyük bir resmin bize yansıyan kısmı.
Afganistan işgali sırasında Güney Çin Denizi'nde yapılıyordu. O
gemiler işkence gemileri döndü. Hayalet gemiler oldu. Hint
Okyanusu'nda. Göreceksiniz, bunun altından daha çok şey çıkacak.
Türk gemileri de kaçırıldı, korsanlarla mücadele için tezkere
çıkarıldı, bölgeye savaş gemisi gönderildi. Talimatlar Londra'dan
alınırken bölgede Batı donanması konuşlandırıldı. Hatırlamaya
ihtiyacımız var. Zihinlerimizi diri tutmaya ihtiyacımız var. Ne
demiştik o zamanlar.
"Korsanlık bir ihale" dedik. İhaleyi verenler terörle mücadele
edenlerdi. "Korsanların hepsinin Somalili olduğunu düşünmüyorum.
Çokuluslu bir korsan gücü söz konusu. Yakında bölgeye Blackwater
gibi katliam ve pis işler yapan güvenlik şirketleri de gönderilir"
dedik. Hani o, Irak'ta kaybolan 190 bin silahın nerelere
dağıtıldığını bilen, dağıtımı yöneten, bir kısmını PKK'ya
ulaştıran, Türkiye'de ortakları olan şirket! Öyle de çıktı,
Blackwater daha sonra bölgeye gönderildi. Hem de McArthur adlı
gemileriyle.
"Korsanları hareket alanları belli, üsleri belli, etki
edebildikleri bölgeler belli. ABD'nin Cibuti üssü, Aden
Körfezi'ndeki savaş gemileri, Avrupa Birliği ve NATO gemileri de
bölgede. Korsanların üssüyle ABD üssü arasındaki mesafe hiç de
uzak değil. Ama asla müdahale edilmiyor. En son Pentagon;
'Somali'de istikrar sağlanmadan müdahale edilemeyeceği'ni
açıkladı. Amaç hiç de gizli değilmiş!"
Geçtiğimiz yıl Hindistan'ın ekonomi başkenti Mombay'a (Bombay)
saldıranların bu korsanlar olabileceğini söyledik. Saldıranlar
denizden geliyordu, teknolojik silahlarla donatılmıştı, BlackBerry
telefonlar kullanıyorlardı, hepsi değişik ülke vatandaşıydı,
yakalanan saldırganı ABD, İngiltere ve İsrail istihbaratı
sorguluyordu, aynı anda MOSSAD ajanları Pakistan içinde
operasyonlara katılıyordu, ABD bu ülkeyi denetim altına almak için
özel birlikleriyle gizli operasyonlar yapıyordu. "Tetiği çekenlere
değil, arkasındaki güçlere bakın" dedik. Korsan-Mombay saldırısı
arasında bağlantılar kurduk. Bize göre sadece saldırı anlamında
değil, Kızıldeniz'den Hindistan'a uzanan bölgede çok karanlık
olaylar oluyordu. Korsanları besleyenler Hindistan'ı vuruyor,
Hint-Pakistan savaşı çıkarmaya çalışıyordu. Bir gizli el,
ideolojik grupları da, toplumları da devletleri de yönlendiriyor.
Krizlerin haritasını çiziyor. Bölgesel savaş senaryoları
hazırlıyor.
Eylül 2008'de Pakistan'ın başkenti İslamabad'daki Marriott
Oteli'ne yapılan, onlarca kişinin öldüğü büyük saldırı sonrası
"binadan çelik kasalar içinde çıkarılan malzemeler neydi" diye
sorduk. Aylar sonra o bina, Pakistan içinde gizli operasyonlar
yapan ABD özel birliklerinin karargahı çıktı. Patlama, karargah
olarak kullanılan katta yaşanmıştı. Terör adı altında nasıl bir
çatışma yaşanıyordu?
Korsanlarla ilgili her gelişmeye özellikle dikkat edilmesi
gerektiğini düşünüyorum. Zaman geçtikçe, detay bilgiler sızdıkça
ortaya nasıl bir harita çıkacağını az çok tahmin ediyorum. Çok
büyük bir oyun oynanıyor ve bu oyunun bir yanı da bize dokunuyor.
Londra merkezli "terörün efendileri" bakalım önümüze daha ne tür
dosyalar koyacak! |