|
Adige bir delikanlı ilk
defa şehre inecektir. Çok duymuş şehirdeki panayırı
ve hele ekmek arası köftenin methini. Uzak dur
demişler; diyenler bul karayı al parayı'dan.
Panayırın havasına öyle kaptırmış ki kendini
delikanlı, orası senin burası benim derken akşamı
etmiş. Açlıktan öleceğini hissetmiş bir anda.
Karanlıkta bastırmış artık dönme vakti deyip, ekmek
arası köfteyi yaptırıp, koyulmuş yola. Bir yandan da
ekmek arası köftenin lezzetini tatmakta
ağır, ağır. Dereyi geçerken taşlardan seke seke
dengesini yitirmiş bir ara,
hayda köfteler suya. Alel acele toplamış köfteleri
doldurmuş ekmeğin
arasına tekrar.
Bir ısırmış ekmeği ''vıırrraakk'' diye bir ses. Bu
anlamış bırak.
''Nibji sıtuvşınep, mıfediz akçe yestığ,vo sıd pore''
der ekmeği bir
daha ısırır.
''(Mümkün değil bırakmam, ne çok para verdim, sen ne
diyorsun)''
|