|
Çektiğin
sıkıntılar bükemedi senin belini,
Haksızlar, yumruğunu tepelerinde hissederdi.
Şahittir dağlar, ovalar, onlar görmediler
Hiçbir zaman, evlatlarının diz çöktüklerini.
<Küçüksün, gururunla güçlülere karşı set gibisin!..>
- Onun için dedi Betal, altın gibidir benim soyum.
Saygınlığını tutmaya alışmıştın yükseklerde,
Barut, kurşun izleri hiç eksik olmadıki gömleğinde.
Amacı kötülük olanların, akıtıp temiz kanını
Kara denizin yüzünü titretirken,
Metropollerde yuvalanmış kötü niyetli insanlar;
Haksızları, zalimleri övgülerle yüceltenlerdi onlar.
Yiğit sayıyordu onlar, temiz kan akıtanları,
Mertliktir onlar için; yok etmek suçsuz canları
Psıj'a atılarak boğulmuştu; donakalmış çocukların.
Kan buharları yükseliyordu makamından, ağıtların!..
Yurdunu senden elbise gibi çıkararak,
Uzaklaştırıyorlardı vatanın evladı olmaktan,
Tamamen yok etmek istiyorlardı,
Deniz yolculuğunda, seni dibine batırarak!
Hırsını, kinini, ağıtlarını, seni öldürenlerin,-
Üstlerine atarak terk ediyordun ana yurdu.
Topraklarında serbest kalan yabancıların-
Asalakları, at sineği gibi kanını emiyordu.
Bakınca ileriye, karşılaştığın unutulmaz acılar,
Canından süzülerek gözlerini yaşla dolduruyordu.
Gökyüzünün altı, tutuşmuş yanıyordu her taraftan
Bir ırkın katliamını görebiliyor muydun gerçekten.
Geriye baktığında kalan aydınlık yurdunun,
Dağları, yerinden kalkarak peşinden ağlıyordu.
Karmakarışık bu yuvarlak dünyanın altıda biri,
Senin geleceğin için mezar taşları hazırlıyordu.
İşte o zaman düşündün: <tamamen yok oluyoruz!
Ne yapacağız? Kaldık ortalıkta yapayalnız!...>
< Şam topraklarında kıpırdadı, yanılanların dudakları, -
Allah'a çevirmeyelim Sırtımızı! >
Yurdunu boşalttılar; sana terk ettirerek,
Gitmen için en kötü yolları göstererek.
Yan gözle bakıyorlardı gittiğin o insanlar,
Yarım aya benziyordu bellerindeki kamalar.
Atılan adımlar iz bıraktı kaybolmadılar,
Evlatların onu bu gün göz yaşlarıyla ödüyorlar.
< Bizi bu dünyaya nasipsiz doğurmuşlar …>
Üzüntümüz büyük; bitmiyor, yarım kalıyor ağıtlar.
O ağıtlar fısıltıyla bile duyulsa, tüm gerçekler,-
Uyutulmaya çalışılan, tarihinden de anlaşılıyor.
Durum öyle ise de; senin anlamaya gücün yetiyor,
Sen en güzel marşlara layıksın, öyle anılmalısın.
<Her şey sırayla>, boşa demediler nede olsa
dağın tepesine çıkıyor, diğeri kayıyor aşağılara.
Sen yabancı topraklarda yaşıyor olsan da
İnanıyorum – en yükseklerde olacak senin dünyan.
Усэр зытха усак1уэр къытхэтыжкъым. Ар игъуэнэмысy
ехыжащ. |