MENÜ

 
 
 
 

www.circassiancanada.com         

.........

ANILARA DOLANIK YÜRÜMEK -5
Dr. Meşfeşşuı Necdet Hatam
Maykop, 20 10 2005 

.........

.........

Anılara Dolanık Yürümek,
     
             İnancım Doğrultusunda,
          
                          Sağlam Adımlarla...
 


İş yerimdeki masamı kitap yığınından kurtaramıyorum bir türlü. Arada bir yerli yerine olmasa da kitapları kütüphaneye yerleştirdiğim oluyor ama bir iki gün içinde, yığın yeniden oluşuyor. Adıghece olanlar, dilbilime ilişkin olanlar, kimi sayılarında yazılarımın yayınlandığı dergiler. Bunun bir nedeni de, İş yerimin, “doktor muayenehanesi olduğu kadar, sözünü ettiğim kitapların, dergilerin içeriğini konuştuğumuz dostlarla, buluşma yerimiz olması” diye kendimi avutuyorum. Kütahyalı, Bandırmalı dostlarımın, arkadaşlarımın bu duruma pek şaşıracaklarını da sanmıyorum.

İşte bir çalışma günü ve iş yerimde yalnız kaldığım bir ara,  masamda yığılı kitaplardan birini çekip alıyorum. “Maşşuer Khezıhığer - Ateşi Getiren”  Anlamışsınızdır, Nart destanlarına ilişkin bir kitap. Yayıma hazırlayan ve sözlüğü düzenleyen ünlü Nartolog Hadeğelle Asker.  Kapağı açıyorum ilk sayfada kendimin yazamayacağı güzellikte bir yazı. Latin harfleri ile “Necdet Hatam yeseti” yazılı. Tarih ve imza Hadeğelle Asker…

Demek ki, ünlü Nartolog ile ilk görüşmemiz, otuz yılı geçmiş... Kitap sayfalarına dalıyorum. Bir gece yarısı Ankara’da nasıl tanıştığımızı anımsıyor, acı, hüzün, mutlulukla gülümsüyorum.  Ankara’da, Dernek Başkanı Kemal Cankat’ın evindeyiz. Zaten hangi gece evlerinde birileri olmadı ki? Derneğin ilk yıllarında Bayram Hergüner’in, İzzet Aydemir’in Çeviker (Bleneğapttse) kardeşlerin evleri gençlerin her akşamki uğrak yeri değil miydi? O akşam da, Ankara’da mimarlık öğrencisi, Ürdünlü hemşerimiz Kemal Celokhue ile bugün de konularımız olan bildik konularda sohbet edip oturuyoruz  ama kulağımız da telefonda. İzzet Ağabey’den telefon bekliyoruz. Hadeğelle Asker’in Ankara’da kaldığı oteli haber verecek biz de koşturarak ünlü Nartoloğu görmeye gideceğiz. Hadeğelle Asker’in Türkiye’de olduğunu, Düzce’de konuk edildiğini, Ankara’ya geleceklerini de, İzzet ağabey söylemişti bize. Ankara’ya geldiklerinde Düzceli ev sahipleri İzzet ağabeyi arayacaklar, İzzet ağabey de bizi… Saatler geçiyor, haber yok. Arada bir İzzet ağabeyi arıyoruz haber yok. Tedirginlik artıyor.. Ne olabilir, neden haber verilmez? Bir şeyler yapmalı…

Rehberi dizlerimin üzerine alıyor ve telefonun başına oturuyorum. Konuğumuzun kalabileceği otelleri aramaya başlıyorum. Yıl 1974. Ankara’da konukların ağırlanabileceği otel sayısı çok fazla değildi o yıllarda. Gece saat sekizi geçtik, dokuza döndük… Derken mutlu son… Sonradan, Ordu Konuk Evi olan Yüksel Palas’ta izlerini buluyorum konukların.  Yorgun oldukları, dinlenmek isteyebileceklerini hiç düşünmedik bile… Hemen otele koşturmuş, resepsiyonun haber vermesi ile lobiye inen değerli yazar, ozan, derlemecimizle gece boyu sohbet etmiştik. Üzgündü gün boyu aranmadığı, geç buluştuğumuz için… Tüm gün Ankara’da imişler.  İzzet  ağabeye nedense haber vermeyen ev sahipleri konuğa da ‘’haber verilmesine karşın kimsenin aramadığı’’nı ima etmişler. Kim bilir, belki de komünist bir ülkeden gelen bir konuğu herkeslerle görüştürüyor olmaktan korkmuşlardı. O günlerde sayıları çoktu anavatandan gelenlerden korkanların; birlikte görünmekten, birlikte yemek yemekten. Sovyet Elçiliğine gidip gelebilenlerin sayısı da iki elin parmak sayısını geçmiyordu. Elçiliğe gidip de fişlenmemek mümkün değildi çünkü.

Ertesi gün ayrılacaklardı Ankara’dan. Tıp Fakültesi son sınıf öğrencisiyim. Saat 08:30’da fakültede olma zorunluluğum var ama kısa da olsa mutlaka bir konuşma yapmalıydım. Yaşın, yolculuğun verebileceği yorgunluktan habersiz bir yaşta olmanın verdiği cesaretle dileğimi iletiyorum, sabah saat yedide buluşabileceğimizi söylüyor,  mutluyum.

Ertesi sabah saat yediye beş kala, koltuğumun altında Azra Erhat’ın Mitoloji Sözlüğü adlı  kitap, otel resepsiyonundayım. Odaya telefon ediyorum. Hadeğelle değil ev sahibi geliyor resepsiyona. İleteceğini söyleyerek elimdeki kitabı alıyor. Dönüp gitmememi bekliyor sanki. Ancak benim ünlü konuğumuzla konuşmadan otelden ayrılmak gibi bir niyetim yok. Zaten çok gecikmeden Hadeğelle Asker’de geliyor. Telefon ettiğimde tıraş olmaktaymış.

Hadeğelle’nin, hem sabahın yedisinde randevu vermesi, hem de randevuya gecikmeyişinin önemini, yıllar sonra Şhalaxhue Abu’nun Hadeğalle’yi anlatan dost değinmelerini okuduğumda daha bir kavramıştım. Değinileri, ünlü yazar eleştirmen Şhalaxhue Abu’nun, Hadeğelle’nin doğumunun ellinci yılı anısı kitaba yazdığı önsözden aldım. Hadeğelle Asker ile birlikte Abu’nun güzel anlatımı ile benim de birkaç kez dinlediğim öykünün, bir hoşgörü örneği olabileceğini de düşünüyorum:

«Şşüşşeğe lheğue nef  (1)

Adıghe literarurem, lhepkh kulturem şşüışşeğe lheğue nafe xezışen zinasıp khıhığeme zew aşış Hadeğelle Asker.

Pş’ere ttsıfım wıtéguışıe zıxhuıççe, guıkheççıj zetéççxer zır zım zeblixhuıxew nem ççesıççıx.

Beşşağe Asker zısış’erer. Yiofşşeğe lejığexem yızakhuep- yışen, yıneşanexemi saşığuaz s’uen slheççışt. Renew neşe guışşu, şınççı, zıpkhı-zerı tzepıt. Tınçew, şabew, ğeılhığew mepsalhe. Khauerem lhetémıtew xeguışıew, “ha-hay” uew dıriğaştew ye télhedağeççe şiğezıyew şıtep. Haw zexaş'e yımıeççe arep. Yızéquaççi, yıguışıaççi zı jejağe guere aşızexeweş’e. A şen-neşanem yehıllağew zı etüd zexeslhheğağ. Yej Askeri zereşısew, mızew, mıt’uew khafes’uetağ tinıbceğu-tiwetekhueğuxem, khafes’uetağ eççıb xeğeguıxem kharıççığe tilhepkheğuxem yej askeri zeraxesew:

…Adıghabzeççe piyese khağewtsuınew şıtıtıti, uefşşeğu wıjım teatrem tıquenew zedetştağ. Askerı yıwıne wıbleççını teatrem wıquenew şıt. Peğuıneğuıbz.  Tızéjem “bıcmılah ttequ t’ueni tıqueşt” yıui, tıbılimığeççew yadej tırişağ. Cıri sıhatre nıkhuere şıağ, wınemi tışıpeyıhap, tışışım fed. Arıti zi xetımıuıhew  tihağ, tırırazew pçıheşheşxer yığuem khıpew xedğeççığ.

    - Haççer şxaxeme pşe blıpkhım yeplhı- t'ui tıkhetecıjığ. Aw Askerı yıe khıeti khıuağ: “Zegu,zegu mew sıjaççe ttequ sıkhıtékhuırtahıni cıdedem téjeşt, yığue tifeşt, şüımıguımeçç.”

Sıdew tşşın teş nahıj, - tıttısıjığ. Te tıkhızetéwtsuağ şhaye, sıhatım khewıtsu yıep! –“yıpaççexer meçereğu” waxhter khéğelhağue, tızereguıjüeremççe makhe khéğeuı. Teri ar khıtxeşığ, tıqueze-wazew cexaşüem tıtéwtsuağ.

    - Marı, marı téjeşt, téjeşt cıdedem,
    - Mekhe şaber khiuıççığ adre wınem Cıri ttequ téşşağew, tigumeçç khıxeşew “Welehe teguıjüem Asker” t’uağe.
    - Haw, haw yığue tifeşt. Sar, a Sar tıde sıa caner? Cane fıj çeseyr şifonyer pılhap’em khıdixi khıritığ.
    - Sar, a Sar, tıde şıa pşebdelhır? Marıxeba, tara aşışew wızıfayer?
    - We khıseptırer arı.
    - Ma mır nah khéquışt mı kastumım.
    - Sar, a Sar, ğuapem xeslhheşt ççıuıxer taxer ara?
    - Marıba, Sare khıştağex. Mıççe fıj jıwıxer zerığetısheğe dışeps yeğeşüeğe zaponkexer. Apşe ğuapem yıççıuınexem kharilhhağex
    -Asker, wımıguıej, cı tımıquejımi xhuışt, spéktaklır rağejeğax – s’uağe smakhe yewexığew
    - Haw şıw marı téjeşt, yığue tifeşt aş. Sar, a Sar, tara tsuakhew zışıslheştır?
    - Mıxer arıba, - Sara yıui, télheççıheğaxew, ttsıwıtxexew tsuakhexer khıritığex.
    - Werze paue fıjır zışıslhenba?
    - Al yışıççağep yıççi.
    -Cı zerexhuıremççe asker, tımıquejımi xhuışt, spéktaklem yızınıkhuue queğaxe…
    -Haw-şıw, marıba téje… hı.. hı.. sağeguızajüeze sşağeğuıpşe petığ. Mıde pşebıdelhır zetézıwbıtere bğexeuır tıde şia Sar?
    -Marıba mew télh,- bğexe’u jıwır khışti, pşedelhım yıbzeguit’u  zetıriğewbıtağ.  Sare… -Cıri sıd asker?- yışhağuıse yışen değuew zış’er Sare şxıpttsıze khewıpççağ.
    -Tıde şıa Sar, ti “Moskva”?
    -Marı,- Krémlem yı başne zıtét khemlan “Moskva” zıtéyxağer, yaguaşe khıştağ…

Sıdew şıtmi Askerı ziğehezeri, aw cırii zıguere khenağ şşüeşşew khızeplheççıze, wınem tıkhiççi teatrem yılhenıkhue téjağ. Arı şhaye, te khıtejenıyexa, Asker, “zeregıjüeştımççi” zi ariueğağep. Ar yej yışha yıwıj yetıfe, artistxeri yej yauef yıwıj yıtığex- spéktaklır ağewtsuıxi khéjejığexew, wıramım tışızeuıççağex…

Yararlı çabanın aydınlık yolu

Adıghe edebiyatına, ulusal kültüre yararlı olma, ışık olabilme şansını yakalayabilenlerden biri de Hadeğelle Asker’dir.

İyi tanıdığın kişi hakkında konuşmayı düşündüğünüzde, birbirinden farklı, biri diğerinin yerini alan bir çok düşünce geçer gözlerinizin önünden.

Asker’i, çok uzun süreden beri tanrım. Sadece yapıtlarını değil, huyunu suyunu da iyi bildiğimi söyleyebilirim. Hep güler yüzlüdür, neşelidir,  ağır başlıdır Asker. Rahat, yumuşak, yavaş konuşur. Konuşmalara hemen dalan, söyleneni hemen destekleyen ya da düşünmeden ret eden bir yapıda değildir. Hayır kavrama yeteneği sığlığından değil ama konuşmasında da hareketlerinde de bir yavaşlık sezilir. Bu huyuna ilişkin bir kurgu-öyküm de var. Kendisinin de bulunduğu ortamlarda arkadaşlarımıza, akranlarımıza defalarca anlattığım bir öykü. Dış ülkelerden gelen soydaşlarımıza da anlattım bir çok kez, Asker'in de bulunduğu ortamlarda

…Adıghece bir oyun sahnelenecekti, iş çıkışı tiyatroya gitmek üzere anlaştık. Asker'in evi de yol üzeri. Tiyatroya da çok yakın. Yola çıktığımızda ''bismillah der-bir şeyler atıştırır sonra gideriz'' dedi. Evine uğramamız için ısrar etti. Oyunun başlamasına da bir buçuk saat vardı daha. Eve de ilk girişimiz değildi, aileden biri gibiydik. Dolayısı ile pek direnmedik, akşam yemeğini de zamanından önce aradan çıkarmış olduk. Sonra da;
''Konuk yemeği bitince kapıya bakar'' deyip ayaklandık. Ancak Asker elini kaldırıp ''durun, biraz durun, şöyle sakalımı bir alayım gideriz, zamanında da yetişiriz, telaşlanmayın'' dedi.

Ne yapalım, yaşlımız -tekrar yerimize oturduk. Biz durduk ama saat durmuyor ki- ''bıyıkları dönüp duruyor zamanı da gösteriyor, gecikmekte olduğumuzu da bildiriyor'' biz de o telaşla odada gezinmeye başladık.

    -İşte, işte gidiyoruz, hemen diğer odadan yumuşak bir ses geldi.

Bir süre sonra sıkıntılı bir ses tonu ile ''vallaha gecikiyoruz Asker'' dedik.
   
    -Hayır, hayır, yetişiriz, Sare, Sare nerde gömleğim? Sare gardıroptan aldığı bembeyaz gömleği verdi.
    -Sare, Sare nerde kravatım?
    - İşte buradalar ya…  Hangisini istersin?
    -Sen hangisini verirsen.
    -Şunu alıver, bu elbisene daha iyi gider.
    -Sare, Sare kollara takacağım düğmeler nerde?
    -İşte diyerek uzattı, sedef taşlı, altın suyuna batırılmış kol düğmelerini ve gömleğin kol iliklerine yerleştirdi.
    - Asker artık aceleye gerek yok, piyes başladı, dedim alçak bir sesle
    - Yok canım, işte gidiyoruz, yetişiriz zamanında. Sare, Sare hangi ayakkabımı giyeyim?
    - Bunları, diyerek silinmiş, parlatılmış ayakkabıları verdi Sare.
    - Beyaz yazlık fötr şapkamı giyeyim mi?
    - Gereksiz bence.
    - Bu gidişle Asker artık gitmesek de olur, oyun yarılanmış olmalı.
    - Yok canım, gidiyoruz işte… Hım, hım... Acele ettirdiklerinden az daha unutuyordum. Hani şu kravatı tutan iğne nerde, Sare.
    - İşte burada, diyerek kravat iğnesini aldı ve kravatın iki dilini birbirine iğneledi. Sare… Şimdi ne Asker? Eşinin huyunu çok iyi bilen Sare gülümseyerek sordu
    - Sare nerede bizim ''Moskva''mız?
    - İşte diyerek üstünde Kremlin sarayının silueti bulunan ve ''Moskva“ yazılı kutuyu getirdi…

Sonunda Asker hazırlandı ama yine de unuttuğu bir şey varmış gibi arada bir arkasına bakarak evden çıkıp tiyatroya yöneldik. Yöneldik ama bizi bekleyecek değillerdi ya. Asker ''gecikeceğini'' de haber vermemişti. Ancak Asker kendi işlerini yaparken, artistler de kendi işlerinin başındaydı. Oyun sahnelenmiş, tiyatro dağılmıştı, yolda karşılaştık…

Şhalaxhue Abu’nun bu küçük değinmeyi de içeren, ancak Hadeğelle’nin derlemeleri dışındaki çalışmalarını, ozan yazar yönünü de uzun uzun anlatan yazısı, Asker'in yetmişinci yıl anısına yayımlanan kitaplarına önsöz oluşturuyor… İşte bu büyük insan ile daha 1974'de tanışabiliyor, konuşabiliyorum. Şanslıyım, mutluyum… Kısacık  konuşmamız da daha sonra “Yamçı”nın Aralık 1975 ikinci sayısında yayınlanıyor:

“Nartlar” sözcüğü çocukluk anılarına gömer kimilerimiz. Ak sakallı dedelerimizi anımsatır kimilerimize. Kimilerimiz de dergi kitap sayfalarında, arkadaş konuşmalarında  tanışmışızdır bu olağanüstü akıllı, güçlü, olmazı olur eden insanlarla; Setenay, Tlepş, Savsuruko ile. Ancak, özellikle son birkaç yıl Nartlar sözcüğü, yukarıda sayılanlar yanında belki de onlardan önce bir ad getiriyor usumuza: Hadeğelle Asker. Ünlü bir dilbilimci, halkbilimi araştırmacısı, büyük bir ozan ve yazar.

Bu ünlü yazar Eylül 1974’de Türkiye’deydi. Daha çok Düzce köylerinde bulundu. Kırk beşlerde Anayurt’tan ayrılan arkadaşlarının çağrılısıydı. Ankara’ya da uğradı. Epeyce güç oldu bizim için onu bulup konuşmak. Ev sahipleri alınmasınlar ama teşekkürlerimiz yanında yakınmalarımız da var. Ankara’daki Çerkeslerle görüştürmek istemez gibi bir tutum içindeydiler. Büyük ölçüde başardılar da.

Öğle sularında gelmişlerdi Ankara’ya. Saat 20:30’a doğru onu bulduğumuzda, Ankara’daki Çerkeslerle görüşemediğinden, konuşamadığından yakınıyordu. Yeterince ilgi görmemesini, gelişini, Ankara’daki Çerkeslerin öğrenememiş olmasıyla açıklamaya çalıştık.

Havadan sudan konuşmakla, ortak tanıdıklardan söz etmekle, görüşebilmenin coşkulu sevinci ile geçti iki saat. Ertesi gün Türkiye’den ayrılacaktı. Benimse aynı gün saat 8:30’da kesinlikle okulda olma zorunluluğum vardı. Ancak fırsatını yakalamışken bu ünlü yazarla konuşmak, giderayak da olsa, yarım yamalak da olsa onunla bir röportaj yapmak istiyordum. Düşüncemi bildirdiğimde çok sevindiğini, sabahın yedisinde otelin salonunda buluşabileceğimizi söyledi. Çok daha geniş kapsamlı bir röportaj düşünmüşken, ev sahiplerinin anlam veremediğimiz tutumları sonucu konuşmamızı yarım saate sığdırmak zorunda kalmak acıydı ama bir bakıma hiç yoktan da iyiydi. Konuşabildiklerimize gelince:”

Yamçı’da yazdığım bu giriş bölümündeki bu değinme için daha sonra ev sahipleri üzüntülerini bildirmiş eleştirinin haksız olduğunu söylemişlerdi. Konuğumuzu derneğe de götürdüklerini söylemişlerdi. Gerçekten bizim görüşemediğimiz gün konuğumuz derneği de görebilmişti. Ancak nasıl? Evet derneğimiz nasıl ziyaret edebildiğini anlatan Hadeğelle Asker bana ünlü masalımızı anımsatmıştı. Hani demirden evi olan nıwe (yaşlı kadın) ile tuzdan evi olan llıjı (yaşlı adamın) masalı. Tuzu kalmayan Nıwe, azıcık tuz dileği ile Llıjı’ye gider, llıjı vermez. Nıwe şiddetli bir yağmur yağsın ve Llıjı’nın tuzdan evi erisin diye beddua eder. Yağmur yağar, tuzdan ev erir açıkta kalan llıjı, Nıwe’ye gider kendisini eve alması dileği ile yalvarır. Nıwe son ana kadar “Uıçç llıjı mığuew şığuı mıt – git tuz vermez, uğursuz ihtiyar” diye hep itiraz eder ama Lıjı sonunda muradına erer. Evet bire bir benzemese de konuğun derneğimizi ziyaret mücadelesi bana bu masalı anımsatmıştı.

Konuğumuzun Ankara Kuzey Kafkasya Kültür Derneği’ni nasıl ziyaret edebildiğini anlattığımda sizin de bana hak vereceğinizi sanıyorum. Hadeğelle ev sahiplerine derneği ziyaret etme dileğini iletir. Ev sahipleri pek istekli değillerdir. “Hiç olmazsa şöyle uzaktan bir gösterseniz” dileğini yineler Hadeğelle. Dayanamazlar, araba ile Konya yoluna çıkarlar. Dernek binası Konya yolundan görülebilmektedir o zaman. Şimdiki önünü kapatan büyük güzelim yapılar yoktur. Hizasına gelinip işaret edildiğinde, Hadeğelle durulmasını rica eder, durulur. Konuğumuz biraz daha yakından görmek ister binayı, arabadan iner ve biraz ilerler. O yıllarda derneğin üst katı öğrenci yurdudur. Yurtta kalan kimi öğrenciler tarafından fark edilir, karşılanır, buyur edilir ve böylece ünlü Nartoloğumuz Hadeğelle Asker derneği görmüş olur. Konuğumuzu karşılayan öğrencilerimizden biri, Wıttıj Mecit bugün Nalçik’de  “Adıghe Wıne – Adıghe Evi” adını verdiği hediyelik eşya mağazası ile el sanatı ustalarının da yapıtlarının satışına yardımcı olmakta, halkına hizmet etmektedir. Ayrıca Nalçik’teki birçok kültürel etkinliğe katkıda bulunmaktadır...

Sonra dönüş…

Ve 1992. Ünlü bilim adamımızın yetmişinci doğum yıldönümü. Anavatanda doğum yıldönümlerine özel bir önem verilir. Özellikle ellisinden sonra, özellikle bilim adamlarının, yazarların, ozanların, sanatçıların, halk önderlerinin doğum yıldönümlerine…

Türkiye’de alışkın olduğumuz bir olay değildi bu. Önceleri biraz da  yadırgamıştım. Şimdilerde, adına tören yapılan bilim adamımızın toplum çalışanımızın ürünlerinin, katkılarının sayıldığı, çabalarının anlatıldığı bu toplantıların, genç kuşaklara örnek olabileceğini düşünüyor, uygulamayı güzel buluyorum. Çoğun bu kutlamaları kişinin çalıştığı kurum üstleniyor. Ben de anavatana dönüşümün daha yılı dolmadan Hadeğalle’nin yetmişinci yılı toplantısına davet edilmiştim. Anavatanda benzeri toplantılara katılma olanağı bulanlarımız, anavatanda da dönüşçü olanlarımız, bu gibi toplantılarda hep diasporanın sesi olma sorumluluğunu duyarız. Bir şekilde diasporayı, bakış açısını dillendirme, dönüşü hep “gündemde tutma“ sorumluluğu… Kimi dönenler dahil çoğunluk neden konuştuğumuzu anlamaz, salt kendimizi göstermek için her toplantıda konuştuğumuzu sanır, öyle de anlatırlar. Yine de biz sorumluluk bilincimizle söylentileri kulak arkasına atar görevimizi sürdürürüz. Anavatanın bilinçli kardeşlerimizden de, kendimizin sesi olmamızdan öte, diasporanın sesi olma saygısını görürüz…

İşte anavatana dönüşümün dördüncü ayı henüz dolmuşken Hadeğelle Asker’in yetmişinci doğum yılı kutlama toplantısında da aynı duygularla şunları söylemiştim:

“Şüi mafe şşuı, lhıtenığe zıfesşşıre nahıjxer
Şuüi mafe şşuı, nıbceğu lhap’exer.
Wi mafe şşuı Nart Hadeğelle Asker

Tırkuım yıs lhepkheğuxew, xekuır zi plhap’ew, zixhuepsap’ew, ziguığap’exem attseççe selam guape şüesexı.

Şüışığuaz Nart Hadeğalle dunayım taççi khızelhaş’e, wase khıfaşşı. Mışi zere şırier nafe. Aw te Tırkuım yıs Adıghexemççe lhıtenığew fıtiem yıyınağe kheueteğuay.

Yilhes zawleşşu yıpeççe, Tırkuım şıpsewıre tınıbjıççe kuıpığ, lhepkhım tıkhıfewış khodıyew, lhepkhım tıfeguımeççew, lhepkhım şşuı fatşşe tşşueyığuew. Ti lhepkhı tırıguşxew. Nemıçç lhepkhı şış tinıbceğuxemi tyanıkhuekhuıştığ. Tızerelhepkhıjımççe, tikuılture lhapse kuıw zeriemççe. Şhaççe ş’enığew tieri meççağe, kheşüeş’ejı tizelhıesi xhetağep. Ççıp’e khinı tifeştığ, adğelheğuın şıse tımığuetew

Awze khıtlhıesığ “Nartxer” zıfauere zekhueşiblır, Khıtlhıesığ Hadeğelle Asker, Khıtlhıesığ Nart Hadeğelle.

Zenıkhuekhuıxer khethığ. Weneguı tıxhuığ. Tşhaxer nah lhaghew xet’atıççığ. Nart zekhuşiblır khızdiççığe tixeku nah khıtfebleğağ…

Arış ti nahıjı psawınığe pıte yıew, lhepkhım, xekuım khıfewışıre Adıghexemi, tilhepkhı wase khıfezışşıre nemıçç ttsıf lhepkhxemi khızeraxaxhuere yılheğuew, axem yağeguışxew, Tham bere, bere tyape riğetınew sıfelhaue

İyi günler saygıdeğer büyüklerim,
İyi günler değerli arkadaşlar,
İyi günler Nart Hadeğelle Asker

Türkiye’de yaşayan yüzü anavatana dönük, özlemi, umudu anavatan olan soydaşlarımızın en içten selamlarını sunuyorum.

Biliyorsunuz, Nart Hadeğelle dünyanın her yerinde tanınıyor, kendisine büyük değer veriliyor. Burada da kendisine ne denli saygı duyulduğu açık. Ancak, Türkiyeli Çerkeslerin duyduğumuz saygının büyüklüğünü anlatabilmek çok güç.

Birkaç yıl önce Türkiye’de yaşayan bir grup gençtik, henüz bilinçlenmeye başlamış. Halkımız için iyi işler yapmaya istekli, halkıyla onur duyan… Başka halktan gençlerle de tartışmalara tutuşuyorduk halkımızın tarihinin çok eski olduğu, kültürümüzün derin kökleri olduğu konularında. Ancak bilgimiz de yetersizdi, anımsayacaksınız ilişkilerimiz de pek sıkı değildi. Zor durumlara düşüyor, verecek örnek bulamıyorduk

Derken, imdadımıza yetişti “Nartlar” adlı yedi kardeş. İmdadımıza yetişti Hadeğelle Asker. İmdadımıza yetişti Nart Hadeğelle.

Tartışmaları kazandık, yüreklendik, gururlandık, Başlarımız daha dikti artık ve yedi Nart kardeşin geldiği ülkemiz bizlere daha bir yakındı…

Allah'tan, değerli büyüğümüzün sağlıklı olsun, ulusu bilinici, vatan bilinci edinen halkımız insanlarının, halkımıza değer veren başka halktan insanların sayısının arttığını görmesini, onların coşkusunu yaşamasını, daha uzun yıllar önderimiz kalması, uzun ömürlü olmasını diliyorum…”

…Maykop pek büyük bir kent değil. Mutluyum Mıyekhuape’de yaşıyor olmaktan. Hadeğelle Asker gibi halkımızın değerleri ile çok sık görüşebilmekten. Mutluyum bu değerlerimizle birlikte olabilmenin bir şans olduğu diasporamızda da artık fark edilir olduğu için. Şhalaxhue Rağıp gibi, bu mutluluğu paylaşmak isteyenlerin sayısı arttığı için…

Üzgünüm yaşamını Nartlara vakfetmiş artık seksenindeki  bilim adamımızın, Nartların yedi cildinin ikinci basımına yardımcı olamadığım için.

Kendimi suçluyorum sanal ortamda kahramanlarımıza bunu önemini anlatamadığım için…

Korkuyorum seksen dördündeki bilim adamımıza Nart Hadeğelle Asker’e bu mutluluğu yaşatamayacağımızdan… Ve… bunun vereceği vicdan azabından kaçamayacağımdan...

Anılara Dolanık Yürümek -6

.........

.........

                     

kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı  kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı  kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı  kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı  kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı  kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı

www.circassiancanada.com         

..