|
Çok uzun yıllar sürgünün ilk günlerinden beri var olagelen dönüş
düşüncesini savundum. Anavatana dönülmediğinde “yok oluşun” kesin
olduğuna inanan gruptandım. Kesin dönüş için arkadaşlarla birlikte
ilk başvuruyu 1979 yılında yapmıştık. İmsél Özdemir, Bidanıkhu
Nihat, Fahri Huvaj ile birlikte yaptığımız gezi sonrası,
diasporayı iyi tanıyan, anavatana kolay adapte olabilecek ve iki
taraf arasında köprü oluşturabilecek bir kadroya gereksinme olduğu
sonucuna varmış, “en kısa sürede dönüş” kesin kararımızı
vermiştik. Sovyetler Birliği Konsolosluğu’ndan her ay iki-üç
aileye dönüş izni verileceği sözünü alınca da başvurularımızı
yaptık. Türkiye’de gerçekleştirilecek devrimle sorunlarımızın
çözüm bulacağını düşünenlerden de çok eleştiri almıştık,
sorumluluktan, yapılacak işlerden kaçtığımız gibi şeyler
söylenmişti. Dönüş için başvuranlar kimler miydi?
Özdemir Özbay, Nihai Yediç, Şükran Yediç, Muharrem Çurey, Güldane
Çurey, Fahri Huvaj, Duriye Huvaj, İbrahim Alhas. Süleyman
Yançatoral, Şengül Yançatoral, Necdet Hatam, İclal Hatam… Bende
yazılı olarak tam liste yok. Başvuru yapanların hiç birinde de
olduğunu sanmıyorum.
Anımsayabildiklerimi yazdım. Unuttuklarım lütfen alınmasın,
anımsatsın, listeyi de tamamlayalım. 2 Eylül 1980 darbesi
başvurularımızın ciddi takibine olanak vermedi. Sonra dünya
genelinde bildiğiniz büyük olaylar, büyük değişiklikler… Sürgünden
beri halkımıza nasip olan en büyük fırsat. İsteyenin dönebileceği
koşulların ortaya çıkması… 1992 on Mayıs’ı ve Dönüş… Dönüş ile
büyüyen sorumluluk… çalışmalar… başarılar… üzüntüler… coşku…
kimileyin kızgınlık … geç kalmışlık duygusu…
Tüm bunlar daha ayrıntılı yazılmayı hak etmiyor değil.
Planlanıyordu da. CC’de sevgili sitemizde, Rusya Cumhuriyeti
Vatandaşlık yasası konusunda çaba gösterip göstermediğimizin
sorulması, ısrar da edilmesi yapılan çalışmalar perdesinin
aralanmasını gerektirdi. Günün birinde, planlandığı gibi
çalışmaların tümünü yayınlayabileceğim umudu ile, Dönüş
Platformuna da sunduğum, ve anavatanda kadro gerekliliği
konusundaki düşüncemizin doğruluğunun kanıtı da olabilecek
yazılardan birkaçı:
Sonradan Kaf-Der’e temel olan Kafkas Dernekleri Koordinasyon
Kurulu’na yazdığım yazı. |
Not:
Üzerinde tarih yok. Ancak metinde, Abhazya’ya ilişkin haberler 15
Eylül 1992 tarihi ile sınırlandığına göre gönderilme tarihi de o
gülerde olmalı.
KAF-KURYÖNETİM KURULUNA
ANKARA
Değerli arkadaşlar.
Henüz Türkiye’de iken kararlaştırdığımız doğrultuda, anavatandaki
resmi kuruluşların muhatap olarak Kaf-Kur’u görmeleri
doğrultusunda yapmış olduğumuz çalışmaların olumlu sonuçlarını
özellikle Adıghéy’de almaya başladık. Örneğin Ekim ayında
yapılması düşünülen İkinci Adıghe Şarkıları Yarışması çağrıları
bizim aracılığımızla muhaceret ülkelerine dağıtıldı. Enstitü bizim
olurumuz olmadan Türkiye’den gelen öğrencileri kursa almıyor. İki
doğrudan başvuruyu bize havale etmiş bulunuyor.. Cumhuriyetimiz
kuruluş kutlamalarına Türkiye’den gelecek kişi bize soruldu.
Ancak bu tanınmanın gerektirdiği sorumluluk ölçüsünde aktivite
gösteremez ya da aktivitemizi yansıtamazsak bir çok şey elimizden
kaçar, atılmış olumlu adımlar da akim kalır.
Onun için:
1) Öğrencilerle ilgili çalışmaların son aşamasını, sizlere
başvuru olup olmadığını,
2) Şarkı yarışmasına katılıp, katılamayacağını,
3) Kurtuluş kutlamalarına katılmasını uygun gördüğünüz
kişilerin adlarını aşağıda yazılı faksa acilen geçmenizi
diliyorum.
İletişimin daha sağlıklı ve hızlı olabilmesi için her bölgede
karar yetkisi olmayan ve Adıghey ile bağlantılı birer temsilci
bulundurmanın yararlı olacağı inancındayım.
Ayrıca Türkiye’de iken çevirisini yaptırdığımız RFC Vatandaşlık
Yasası ile ilgili yeni gelişmeyi ve konuya ilişkin önerilerimi
aktarmak istiyorum.
Suriyeli beş hemşerimize, yukarıda sözü geçen yasanın 18. maddesi
e fıkrası uyarınca RFC vatandaşlığı verilmiş bulunuyor. (Rusya
dışında yaşayan Rusya vatandaşı) Bu haktan yararlanabilmeleri için
başvuru belgelerine bir de dedelerinin Kafkas göçmeni olduğunu
belirtir belge eklemişler. Dedelerinin Rusya’nın himayesindeki
topraklardan olduğu kanıtlanmış böylece.
Birinci önerim herkesin nüfus dairelerine başvurarak dedelerimizin
Kafkas göçmeni olduklarını gösterir belgenin alınması. İlk
yerleşmede yeni ve göçmen yerleşim alanı olan köylerin bu
belgesinin köy olarak alınması işi çok kolaylaştıracaktır.
Yetiştirebilenler hemen başvuruyu yapabilirler. Çünkü bildiğiniz
gibi yasadan yararlanma süresi, kabul tarihi olan 28.11.1991
tarihinden itibaren bir yıl idi. Bir de mümkün olduğunca çok
imzalı olarak, Rusya Yüksek Sovyeti’nden başvuru süresinin
uzatılması talebinde bulunulabilir.
Ancak Abhaz sorununun vatandaşlığa kabulde olumsuz etkisi
olabileceği kuşkum da var. Dolayısı ile başvuruların sınırlı
sayıda tutulması da kararlarınıza bağlı. Ancak bu yasadan
yararlanmayı düşünmesek bile Kafkas göçmeni olduğumuzun
belgelenmesi ilerde gerçekleşeceğini umduğumuz, devletler arası
göç anlaşmaları için temel oluşturacaktır.
İkinci önerim en yakın nüfus sayımında anadilimizin mutlaka
yazdırılması konusunda şimdiden yoğun kampanya açmak. Bu da
ileride gündeme geleceğini umduğumuz anlaşmalarda çıkış noktası
olabilecektir.
Abhazya ile ilgili size verebileceğim son haberler (15.9.1992) ise
şunlar:
- Ateşkes tam olarak uygulanamıyor. Şvarnaddze Moskova’da
imzalanan ateşkes anlaşması hilafına Ardzınbe’nin çekilmesi,
meclisin dağılması konusunda ısrar ediyormuş.
- Bununla ilgili olarak Ardzınbe Yeltsin’e durumu bildirir
mektup yazmış bulunuyor. Yine aynı konuda Carım’ın da Yeltsin ve
Hazbulatov ile temasları var.
- Gözlemci komisyonuna Carım’ın girişimleri ile Adıghey,
Kabardey-Balkar ve Karaçay-Çerkes’ten birer temsilci konmuş
buluyor.
- İstanbul’dan gönderilen ilaçlar yarattığı bir çok
sıkıntıdan sonra Adıghey’e ulaştı. Organize eksikliğinin
haberleşmemiş olmanın sıkıntılarını yaşadık.
- Başbakanımızın insani yardım konusundaki televizyon
demecini, sonra da yardımın Perşembe günü Tiflis!e geleceğini
öğrenmiş bulunuyoruz. Büyük mutluluk veren bu gelişmenin,
duyarlılığınız, çalışmalarınız, katkılarız sonucu olduğunun
bilinci ile KAF-KUR şahsında bütün katkısı olanlara
başarılarınızın devamı dileği ile sonsuz teşekkürler…
- Eğer elden geliyor ise bundan sonra olabilecek yardımların
mutlaka Soçi yolu ile gelmesinin sağlanması, yardımın yerine
ulaşmasını garantiler.
- Buradakiler adına bir dileğimiz de derneklerimizde okunmuş
gazete, dergi, kitap kampanyası açmanız. Yoksa dil bilmezlik,
okumama ve elbette ki dünyadan bir ölçüde soyutlanmayı
getirecektir.
Saygılarımla…
|
Sayın Cavit Bageoğlu eli ile Merhum Osman Çelik’e gönderilen
yazı: |
Değerli
Ağabey,
Maykop’a döner dönmez orada iken konuştuklarımız doğrultusunda
hemen çalışmalara başladım. Sayın başkandan randevu alarak yarım
saat kadar görüştüm Çok ilgili davrandı, Namık Bey ile olan
görüşmelerimiz ile de özellikle ilgilendi. Sağladığınız randevu
için bir kez daha teşekkür etmek istiyorum.
Prensip olarak grubun davetini olumlu olarak karşıladı. Dış işleri
gibi çalışan komiteye havale etti. Üç günlük tatil olduğu için
sonucu alamadım. Tatil olmasa idi bu belgelerle birlikte
davetiyeyi de sanıyorum gönderebilecektim.
Ayrıca daha önceki kuşaklardan pek alışkın olmadığımız, hem
geneldeki çalışmalara hem de özelde bana gösterdiğiniz ilgiye çok
teşekkür ediyorum. Yorulmaz katkılarınızla hem merkezi
örgütlenmenin hem de bana çok ilginç gelen ve gerekliliğine
kesinlikle inandığım günlük yayın organı düşüncenizin
gerçekleşeceğine inanıyorum.
Ancak izninizle, özellikle siz kuşaktan çalışma arkadaşlarınızı
size boşa vakit kaybettirecek kişilerden seçmemenizi bir kez daha
hatırlatmak istiyorum. Onları açık olmaya zorlayın lütfen…
Sayın Büyükelçi Namık kemal Zeybek’ten görüşmemiz sırasındaki
uygun görülen isteklerimizin gerçekleşme aşamasını da merak
ediyorum. Görüşme sonuçlarını buradaki arkadaşlar da Türkiye’de
konuştuğum arkadaşlar da heyecanla karşılamışlardı.
- Bulgaristan ile göç anlaşması metinlerini
hazırlayacaklardı.
- Türk Cumhuriyetleri ile Kültür Anlaşmaları’nın metinleri.
- Nüfus müdürlüklerinin isteyen herkese Kafkas kökenli
olduğunu belirtir belge verilebilmesi için girişimde
bulunacaklardı.
- Rusya Federasyonu’na gideceklere de konut fonunun 25 dolar
olarak alınmasını sağlamaya çalışacaklardı.
- Bu konuda da bir dileğim olacak. Sizin bana verdiğiniz
Ankara Bildirisi’ni okuyunca aklıma geldi. Hem adı geçen
bildirinin, hem de anlaşmaların Türkçeleri ile birlikte
Rusçalarını da sağlayabilirsek büyük kolaylık olacak.
- Rusça olarak basılmış ilmihalleri de unutmayalım. Bu
konulardaki ve benim aklıma gelmeyen konulardaki uyarılarınız,
çalarınız kısa sürede çok yol almamızı sağlayacaktır.
Türkiye’de üzüldüğüm konu ise, çalışmalarımızın teorik düzeyde iyi
olmasına karşın pratikte yaya kaldığımızı gözlemem. Parasal
konularda eli sıkılığımızın devam etmesi. Hele benim çok önemli
olduğuna inandığım, tarihsel fırsat olarak değerlendirdiğim
vatandaşlık yasasının hemşehrilerimiz arsında hemen hiç heyecan
uyandırmamış olması beni sarstı diyebilirim. Bu kadar kolay, bir
ülke vatandaşlığını kim kazanabildi, kim kazanabilir diye
düşünüyorum. Yıllarca önce Türkiye’ye gelmiş Bulgar Türklerinin
birçoğunun vatandaşlığa henüz kabul edilmediğini biliyor olmak da
hareketsizliğimiz karşısındaki şaşkınlığımı arttırıyor. Onun için
lütfen bizlere hiçbir şey kaybettirmeyecek sadece kazandıracak
olan vatandaşlık başvurularımızı yapalım. Bu konuda kampanya açıp
takipçisi olabilirseniz azımsanmayacak bir sayının sizden
etkileneceğine inanıyorum.
Yararlanılacak yasa ve madde: Rusya Cumhuriyeti Vatandaşlık
Yasası
Madde 18-e
Nüfus dairesi yada muhtarlıktan alınacak dedelerimizin Kafkas
göçmeni olduğunu belirtir belge. Bu konuda kimlik belgelerimizde
Adıghe olduğumuz belirtilmediği ileri sürülerek Dernek onaylı
belge de denenebilir.
Buradaki dostlarınıza selamlarınızı söylüyorum çok seviniyorlar.
Henüz gelmeyi düşünen çıkmadı. Sanırım onlar henüz gelmeden siz
gelmiş olur burada hepsini görürsünüz.
Haddim olmayarak kimi isteklerde bulundum, özür dilerim.
Her şey için yeniden teşekkür eder, sağlıklı, huzurlu uzun yıllar
dilerim.
Aslan Arı, Osman Akyol ve tüm ağabeylerime sevgi, saygı ve
selamlar…
Necdet Hatam
|
Sayın Osman Çelik’e İnal Çetaw ile gönderildi |
Değerli
Ağabey…
Sayın Namık Kemal Zeybek’in başkan imzalı davetiyesini
gönderiyorum Gruptan herkese ayrı davetiye göndermek devlet
geleneğine uygun bulunmadı. Sizden beklediğim gelme tarihi belli
olduğunda vakit geçirmeden beni haberdar etmeniz.
Grubun davetiyelerin ayrıca göndereceğim.
Daha önce konuştuğumuz şeyler hazır ise gönderirseniz sevinirim.
Ayrıca basından Türkiye’ye gelen soydaşların nerelere nasıl
yerleştirildiğine ilişkin, onlara nasıl yardım edildiğine ilişkin
bilgiler toplayabilirseniz, hele yayımlanmış bilgiler varsa çok
yararlı olacak.
Türkiye’den buraya dönen iki kazak köyünün belgesel öyküsü de
önemli. Benzer şeylerin olduğu bir dosya hazırlamak istiyorum.
Hepinize selamlar, saygılar…
Necdet Hatam
Not: Size gönderdiğim yasa çerçevesinde bir haftada geçici
değil Gerçek Vatandaşlık hakkını aldık. Kimi arkadaşlarımız
kimliklerini de aldılar. Ben de yarın alıyorum…
|
Kaf-Der Kurucular Kuruluna 31.01.1993’de gönderdiğim yazı: |
Sayın Aslan
Arı,
Merkezi Kafkas Derneği Kurucular Kurulu Başkanı-ANKARA
14-15 Nisan 1993 tarihleri arasında Adıghey’in cumhuriyet olduktan
sonraki ilk bilimsel toplantısı yapılacaktır Maykop’da. Konuya
ilişkin çağrı mektubunu çevirisini gönderiyorum. Bütün
derneklerimize iletmenizi, bütün yayın organlarımızda
yayımlanmasının sağlamanızı diliyorum. Ayrıca konuya katkıda
bulunabileceğini umduğunuz bilim adamlarımız nezdinde özel çaba
göstermenizi de bekliyoruz.
Kurul üyelerinden, Maykop’da kurulacak Senfoni Orkestrası
konusunda da benzer bir çalışma yapmasını diliyorum. Orkestrada
çalmaya hak kazanan ve orkestra üyesi olacak sanatçılara birer
apartman katı tahsis edilecektir.
Saygılarımla…
Necdet Hatam
Anavatana Dönenlerin Adaptasyon
Merkezi Kurucular Kurulu Adına
|
04.04.1993 tarihinde toplanan, Kaf-Der’in kurulduğu Birinci
Genel
Kurulu’na gönderdiğim yazı: |
Sayın Başkan,
Saygıdeğer Genel Kurul Üyeleri
Tarihte birçok ulusun, uğrunda kan dökmek, can almak, can vermek
zorunda kaldıkları onurlu ulusal yaşamın, vatanın anavatanımızın
bizler, gümüş tepsi üzerinde sunulduğu, olağanüstü şanslı bir
dönem yaşıyoruz. Bu fırsatı kaçırmamak, “yine geç kaldık”
cümleciğini, söz dağarcığımızdan silmek, sizlerin sorumluluğunda.
Toplum olarak nasıl tarihsel bir fırsatı kaçırmak üzere
olduğumuzun farkında olmayanların, özellikle birilerine hizmet
için, karşımıza çıkanların engellerini aşamamak, bizleri tarih
önünde sorumlu olmaktan kurtaramayacaktır.
Muhaceret kesimimiz için sürgün, nasıl ki yok oluşun ilk adımı
ise, Anavatan’a dönüş de onurlu ulusal yaşamın ilk adımıdır. Bu
toplantı ile kuruluşunun kesinleşeceğine inandığım Derneğimiz,
muhaceret kesimimizin anavatana dönmesi ve onurlu ulusal yaşama
kavuşması yolunda büyük sorumluluklar üstlenecek ve bunları
başaracaktır.
Bu umut, inanç ve güvenle hepinize, Adıghey Cumhuriyeti Maykop’tan
gönül dolusu sevgiler ve saygılar…
Necdet Hatam
DÇB İkinci Başkanı
10.05.1993'de İnal Çetaw ile Kaf-Der Başkanı sayın Aslan
Arı’ya
gönderdiğim yazı: |
Değerli
ağabey,
Uzun süredir beklediğimiz derneğimizin kurulmuş olmasına ve sizin
de başkanlığı üstlenmiş olmanıza çok sevindim Biliyorum
yorgunsunuz, biliyorum tahammülünüz azaldı. Biliyorum daha çabuk
kızar, tansiyonunuz daha çabuk yükselir oldu. Ama yine hep
birlikte biliyoruz ki başarılı olmak için birilerinin çok
yorulması, kimilerinin “risk” dediği şeyi göze alması, kimilerinin
“fedakarlık” dediği davranışları gösterebilmesi, dahası ulusal
mücadelede bu davranışlarının fedakarlık olmadığının bilincinde
olması gerekiyor. Ne mutlu bizlere ki ulusal varlık mücadelemize
katkıda bulunabilecek aklı, yararlı olabilecek imkanları buluyoruz
kendimizde.
Değerli ağabey,
Ulusal mücadelede fırsatların hızla değerlendirilmesi aşamasında
bulunuyoruz. Uzun yıllar Anavatansız ulusal varlık mücadelesinin
başarıya ulaşamayacağını, kesin çözümün anavatana Dönüş’te
olduğunu vurgulayıp durduk. Bu söylemin ulusal kaygısı olan her
Çerkes’e ulaşabildiği, dönüş için düşünülemeyecek fırsatların
doğduğu bir aşamadayız. Yasal, yönetimsel bir engelin olmadığı,
Dönüş’ün tek engelinin Çerkes’in kendisi olduğu olağanüstü
fırsatlar dönemindeyiz. Elbetteki böylesi olağanüstü fırsatlar
döneminde yönetim kadrosundan olmak, halkının önderi durumunda
olmak, halkının düşüneni olmak, bilinçli olmak bir şans, ancak
büyük, çok büyük sorumlulukları da birlikte getiren bir şans. Bu
dönemde bizlere, uzağımızda olmayan tanıdığımız kimi halklara,
onların ulusal mücadele veren kadrolarına, bu kadroların
fedakarlıklarına bakmak, bizlerin “özveri” olarak değerlendirilen
kimi davranışlarımızı onlarla karşılaştırmak gerekir diye
düşünüyorum. Üreteceğimiz politikaların, atacağımız adımların
gerekliliğinin, yararlılığının tek ölçüsü de anavatan’a Dönüş’e
katkısı olmalı. Dönüş’e ne getiriyor, ne götürüyor, mihenk taşımız
bu olmalı bence.
Yine bu aşamada muhaceret kesimi (sürgün demeye dilim varmıyor)
çalışmaları, çalışmalardaki titizlik, düzenlilik, hızlılık en
önemlisi Anavatanla ilişkilerin sağlıklılığı, birliktelik, büyük
önem kazanıyor. İyi organize olunmaz, politika birlikte
üretilmezse, muhaceret kesimi, tarihsel topraklarımız üzerindeki
Rus işgaline karşı mücadele ederken, tarihsel topraklarımızın bir
kesimindeki Abhazya, federasyona kabulü ricası ile Rusya Federatif
Cumhuriyeti'ne başvuruda bulunur.
Şimdi, ben Adıghéy’e geldikten sonraki, benim eksik bulduğum,
yeterince titizlik gösterilmediğine inandığım kimi konulara
değinmek istiyorum. Bu yazacaklarım bunların bütün sorumluluğu
Aslan Arı’nındır anlamına alınmasın lütfen. Ayrıca muhaceret
kesiminin Adıghéy ile ilgili benzer eleştiri hakkını da saklı
tutuyorum.
1) Öğrenci sorunu. En çok başımızı ağrıtan konu bu oldu. KAF-KUR
başkanı ve yetkilisi olarak anavatana ayak bastıktan hemen sonra
rektörle resmi anlaşmamızı imzaladık. Öğrenciler için çeşitli
seçenekleri ve enstitünün durumunu belirtir yazıları gönderdik.
Ben en azından öğrencilerin kendileri ile ilgili seçenekleri,
şartları belirtir yazıyı okuyup imzaladıklarını gösterir birer
belge bekledim dosyalarında. Ancak bu yapılmamıştı ve sadece bu
eksiklikten dolayı burada kıyametler koptu. Kimilerini sizlerin de
duyduğu üzücü hadiseler oldu.
2) Sonradan ertelenen Devletler arası Ulusal Adıghe Şarkıları
Yarışması bildirildi. Konu ile ilgilenildiğini belirtir bir resmi
yazı alınmadı.
3) FC Vatandaşlık Yasası çok önemli bir yasa idi. Şimdilik,
orada iken başvurunun sakıncaları var idiyse bile yeterince
propagandası yapılabilir, sürenin uzatılması konusunda RFC’ne
yoğun başvurular yapılabilirdi.
4) Adıghéy’deki Bilim Kongresine bir gözlemci bilim adamı
gönderilebilir, bulunamazsa bir kutlama telgrafı çekilebilirdi.
5) İyi niyet heyeti en azından Adıghéy’de , nerdeyse devlet
adamları düzeyinde ağırlandı. Onları gönderen kuruluştan
uyarılarımıza rağmen bir teşekkür telgrafı gelmedi.
Peki bunları niye yazdım. Bizlerin bilinen insanların
sorumluluğumuzun çok büyük olduğuna inandığım için. Eksiği ile
fazlası ile şu aşamada , davayı ileri götürecek kadronun bilinen
kadro olduğuna inandığım için yazdım. Birbirimizi uyararak,
eksikliklerimizi gidererek, öncelikleri iyi tespit ederek,
yöntemlerimizi iyi belirleyerek yapacağımız çalışmaların davayı
çok ileri götüreceğine inandığım için yazdım. Başarı için
Anavatan-Muhaceret ilişkisinin ne kadar önemli olduğunu bir kez
daha vurgulamak, bu ilişkinin göstergesinin de resmi yazışmalar
olduğunu özellikle belirtmek için yazdım. Yeni tüzel
kişiliğimizin bu dönemde daha titiz, daha düzenli olmamıza katkısı
olur düşüncesi ile yazdım.
Az daha en önemli konuyu unutuyordum. Ankara’da iken Osman Çelik
ağabeyimizin aldığı randevu ile Başbakanlık Kafkasya Başdanışmanı
Namık Kemal Zeybek ile bir görüşme yapmıştık. Osman çelik, Fahri
Huvaj ve ben.
Sayın danışmandan hepsi de yerinde bulunan kimi isteklerimiz
olmuştu. Rusça basılmış ilmihaller, Türkiye
Cumhuriyeti-Bulgaristan göç anlaşmaları metinleri, kendi
cumhuriyetlerimiz için de konut fonunun indirilmesi, bizlerin de
TC. tvlerini izleyebilmesi, her iki ülke ve biz Çerkeslerin
yararına olan çifte vatandaşlık anlaşması yapılması konusunda çaba
göstermeleri, vb. Başkanımızın verdiği yetki ile de onları
Adıghéy’e davet ettim. Buraya döner dönmez de başbakanlıktan
imzalı davetiyeyi Osman Çelik ağabeye gönderdim. Bugüne kadar
resmi yada gayri resmi bir cevap alamadım. Konu ile ne kadar
ilgilenildiğinden bile haberim yok. Başkanın sorularını
cevaplayamaz oldum ondan kaçar oldum.
Şimdi daha önce sözlü olarak ilettiğimiz DÇK İkinci Genel Kurulu
ile ilgili resmi yazıyı gönderiyorum. Diğer ülkelerden dörder
delegeye karşılık Türkiye’den 8 delege gönderilmesi uygun görüldü.
Delegeler arasında Abhaz bulunmasında yarar var. Gündemde iki
yıllık dönemin (çalışma raporu) ve Adıghe dili ile ilgili bilim
adamlarının konuşmaları var. Bir de ben tüzük değişikliği de
yapılmasında, yönetim kurulunun en az üç elemanının merkezin
olduğu yerde bulunmasında yarar görüyorum. Bu konular düşünülmüş,
üzerinde hazırlık yapılmış olarak gelinirse yararlı olur.
Sizlerden dileğimiz en kısa sürede delegelerin seçiminin yapılıp
bildirilmesi. Kongre süresince sürecek olan kültür festivaline
katkıda bulunup bulunamayacağınızın belirtilmesi. (halk oyunları,
tiyatro, müzik grubu, resim el sanatları sergileri gibi. Çocuk
sanatçılarımızın yapıtları çok ilgi uyandırır diye düşünüyorum)
Anavatan dışındaki diğer derneklere bizim gönderdiklerimizin
ulaşamayacağı kaygısı ile sizlerin de haber vermeniz.
Yazdıklarımı bir şikayetname, bir resmi yazı olarak
değerlendirmeyin lütfen. Bir dertleşme idi. Siz de kendi bakış
açınıza göre kendi bakış açınızı iletirseniz o konularda da
görüşlerimi iletir, buradaki koşulları anlatmaya çalışırım.
Gelecek arkadaşların DÇK’nin bir Adıghe-Abhaz kuruluşu olduğunun
iyice bilincinde olması, Bütün Kuzey Kafkasya’nın birleşmesi,
Rusya’nın hasım olduğu gibi görüşlerin belirtilmesinden
kaçınılması, birleşilip RFC’nden ayrılınacak izlenimi verecek
konuşmalardan, özelde, genelde kaçınılması gereğini özellikle
vurgulamak istiyorum.
Hakiki başkanıma ve hepinize selamlar sevgiler…
Meşfeş’u Necdet
Uzun süredir ailesi ile anavatana dönmüş ve başarılı
dönüşçülerden
saydığımız İbrahim Çetaw’a, henüz Türkiye’de iken yazdığım ve.
13.12.1993 de İnal Çetaw aracılığı ile gönderdiğim yazı: |
İbrahim,
değerli Kardeşim.
12.12.1993
Bültenin ikinci sayısını da aldım. İyi bir gelişme çizgisi
gösterdiği inancındayım. Mutlaka sürdürülmesi gereğine,
sürdürüldüğünde de ulusal mücadelemize önemli katkıları olacağına
inanıyorum. Bu beklentilerimin olduğu bir bülten için her ay bir
yazı yazabilmek, bunu becerebilmek, benim için ayrı bir mutluluk
olurdu. Ancak inin ki son derece yoğunum. Bu öylesine bir
yoğunluk, deyim yerindeyse öylesine bir yük ki çok aylak geçtiği
bile oluyor kimi günlerimin. Üretemez işi ilerletemez duruma
düşüyorum.
Dönüş’ü gerçekleştirmiş arkadaşların duyarlı olanları ile yöntem
farklılığımız var. Hep “ben”i ön planda tutuyorlar. Diğer çoğunluk
ise tamamen duyarsız gibi bir şey. Sonuç yıllarca önce olduğu
gibi, hatta ondan daha yakıcı olarak kadroya ihtiyacımız var.
Kadro eksiğimiz var. Yıllardır kadro olarak bildiğimiz
arkadaşların en kısa sürede planlarını yapmaları, en kısa sürede
dönebileceklerin dönmesi gerekir. “Yapılsaydı iyi olurdu,
yapılmalı.” Diye düşündüğümüz çoğu şey burada kadro olursa daha
kolay olacak. Bunu kısmet olur yazın döner, bizle birlikte
yaşamaya başlarsan daha kolay anlayacaksın.
Anayasa Fatma hanımın getirdiği gazetelerde vardı. Her halde
iletmişlerdir. Bugünkü oylamada kabul edildi. Size ters gelen
şeyler olsa bile aleyhte yazmamanızın doğru olacağı görüşündeyim.
Özellikle dışarıdaki insanımızın her yazısının, her eyleminin
yararlılığı yada zararlılığı Dönüş’e olan etkisi ile ölçülmeli
bence. Yıllarca önce olduğu gibi. Gerekirse bunları daha uzun da
tartışabiliriz.
Vatandaşlık yasasını da almış olmalısınız. Konu ile gelişmeleri
gecikmeden yazın lütfen. Sizler toplantı halinde iken,
planladığımız düzenli telefon görüşmelerini bir türlü sağlayamadık.
Ayın otuz birinde radyomuzun Pazartesi programlarının tanıtımı
yapılacak. Sonra da kısmetse her pazartesi aynı metrelerden ve
aynı saatte Türkçe ve Arapça haberlerin de yer aldığı bir saatlik
yayınlarımız olacak.
Geçenlerde Khabardéy’e gitmiştim. Kosta Dede ile görüştük.
Çocuklardan gelen mektuba çok sevinmiş. Mektup masasının üzerinde
duruyordu. Hepsinin gözlerinden tek tek öptüğünü iletmem ricasında
bulundu. Mutlulukla iletiyorum Çocuklar yanıt beklemeden
bayramlarda yani yıllarda Dede’yi anımsarlarsa çok mutlu olacak.
Bense iki konuda sizden acil yanıt bekliyorum ki şimdiye kadar
çoktan gelmiş olması gerekiyordu. Biri oturma izni olan herkesi
konut fonu ödemekten kurtaracak konut fonu genelgesine ilişkin.
İkincisi de 23 Nisan bayramındaki davete ilişkin resmi yazının
hangi tarihte hangi sayı ile yazıldığına. DÇB’ye gelen yazıda da
bu sorduklarıma ilişkin belge yok.
Yazabildikçe sana iletirim. En kısa sürede oradan değil buradan
yazar olman dileği ile gözlerinden öperim.
Hepinize selam ve sevgiler…
Meşfeş’u Necdet
Evet daha böyle çok çalışma var artık yayımlanmak, belki de
kitaplaşmak için sırasını bekleyen. Daha önceki çağrımı da
yineleyeyim bu arada. Olayları yaşayan arkadaşlar anılarımızı
yazalım lütfen. Hepimiz öznel de olabilecek kendi özelimizi
yazarsak, tarih bunların bileşkesinden nesneli çıkartacaktır…
Lütfen… |