MENÜ

 
 
 
 

www.circassiancanada.com         

.........

KUTSAL RUH
www.incilturk.com

.........

Tanrı’nın Kutsal Ruh’u Ve İşi:

Öncelikle Kutsal Ruh kimdir sorusunu cevaplayarak başlayalım:

Bunun ismindeki ilk söz ‘Kutsal’dır. Kutsal Yazılara baktığımızda bu kelimenin anlamını ‘ayrılmış,bir kenara bırakılmış’ anlamına geldiğini görüyoruz.

 

1. Petrus 1:15-16: “Sizi çağıran Tanrı Kutsal olduğuna göre, siz de her davranışınızda kutsal olun. Nitekim şöyle yazılmıştır: “Kutsal olun, çünkü ben kutsalım.”K

Dikkat edin! Petrus burada Tanrı hakkında anlatım yaparken; Levililer kitabından alıntı yapıyor ve bizlere Tanrı’nın ne kadar kutsal olduğunu hatırlatıyor. Tanrı ayrıdır. Ama neden Tanrı’nın ayrı oluşuna dikkat edelim! Cevabını 14. ayette bulabiliriz.

1. Petrus 1:14: “Söz dinleyen çocuklar olarak, bilgisiz olduğunuz geçmiş zamandaki tutkularınıza uymayın.”

Dünya günah içersine düşmüştür. Tüm erkek ve kadınların davranışları günahlılıkla lekelenmiştir. Ve işte bu yüzden Tanrı dünyadan ayrılmıştır. Tanrı Kutsal olduğundan; günahtan ayrıdır. İşte bu yüzden Tanrı Petrus aracılığıyla diyor ki: “Ben dünyadan ayrı olduğum için; siz de dünyadan ayrı olun.”

Tanrı Kutsal olduğu için, dünyadan ayrıdır. Aynı zamanda Tanrı’nın Ruh’u da Kutsaldır ve O da günahtan ve dünyadan ayrılmıştır.

İşaya 6:1-6: “Kral Uzziya’nın öldüğü yıl, Rabbi yüce ve yüksek bir taht üzerinde oturmakta gördüm; ve etekleri mabedi dolduruyordu. Kendisinden yukarıda Seraflar duruyordu; her birinin altı kanadı vardı; İkisiyle yüzünü örtüyor, ve ikisiyle ayaklarını örtüyordu; ve ikisiyle uçuyordu. Ve biri o birine çağırıp diyordu: Orduların RABBİ Kuddus’tür, Kuddus’tür, Kuddus’tür; bütün dünya onun izzetile dolu. Ve çağıranın sesinden eşiklerin temelleri sarsıldı, ve ev dumanla doldu. Ve ben dedim: Vay başıma! Çünkü helak oldum; çünkü ben dudakları murdar bir adamım, ve dudakları murdar bir kavmın içinde oturmaktayım; çünkü gözlerim kralı, orduların RABBİNİ gördü. Ve Seraflardan biri bana doğru uçtu, ve elinde bir kor vardı; maşa ile onu mezbahın üzerinden almıştı;”

Yine bu bölümde Kutsallık kavramının nasıl kullanıldığına dikkat edin! Tanrı o kadar Yüce ki; O sadece Kutsal değil, “Kuddus, Kuddus, Kuddus’tür” diye söz ediliyor. Tanrı günahlı olan şeyden ayrıdır.

Bu bölümde iki kişi görüyoruz. Tanrı ve İşaya. Tanrı Kutsal olduğundan; yükseltilmiş ve yüceltilmiş durumda. Tanrı saf ve görkemli. Buna mukabil İşaya kendi günahlılığını anlıyor. Ve Rabbin karşısında alçaltılıyor. Kendi günahkarlılığını ve kirliliğini fark ediyor. Bu yüzden “Vay başıma! Çünkü helak oldum” diyor.K

Tanrı’nın Kutsallığı, karşımıza insanın günahlılığı olarak çıkıyor.

Üçlü Birliğin üçüncü kişisi olan Kutsal Ruh ile işte bu noktada karşılaşıyoruz. Ayrı ve görkemli olan Kişi…

Üçlü Birliğin ikinci kelimesi ‘Ruh’. Ruh kelimesinin temel anlamı ‘rüzgar’ ya da ‘nefes’tir.Ku

Eyüb 1:19 “Ve işte, çölün ötesinden büyük bir yel geldi, ve evin dört köşesine çarptı, ve gençlerin üzerine yıkıldı., onlar da öldüler; ve ancak ben, sana bildireyim diye tek başıma kaçıp kurtuldum.”

Burada yazar ‘çok kuvvetli bir rüzgar’dan bahsediyor. Burada sözü edilen ‘yel, rüzgar’ kelimesi, Tanrı’nın Ruh’u ile aynı kelimedir. Bu rüzgarın, nasıl bir rüzgar olduğuna dikkat etmeliyiz. Bu rüzgar, bir meltem ya da hafif serinlik veren bir rüzgar değildir. Büyük bir rüzgar, büyük bir yel…Yani güç patlaması şeklinde gelen bir rüzgar. Bu yel o kadar güçlü ki; bütün bir evi yok ediyor. Bu yel ve rüzgar, Tanrı’nın Ruh’unun gücünü tanımlayan bir rüzgardır.

Eyub 4:9 “Allahın soluğu ile yok oluyorlar,

                  Ve öfkesinin yeli ile telef oluyorlar”

Burada yine görebildiğimiz şey, Tanrı’nın soluğunun, yelinin gücüdür. Tanrı’nın soluğu o kadar güçlü ki; O’nun önünde yok oluyorlar. Yine bahsedilen şey; güçlü bir rüzgardır.

Mika 3:8 “Fakat ben Yakuba günahını ve İsraile suçunu bildirmek için RABBİN Ruhu ile, kuvvet ve hak ve cesaretle doluyum.”

Burada konuşan Mika peygamberdir. Kuvvetle dolu olduğunu söylüyor. Çünkü Rabbin Ruh’u ile dolu. Kendi peygamberlik görevini yerine getirmesini sağlayan Rabbin Ruh’unun verdiği güçtür.

Yine Tanrı’nın Ruh’unun gücünden bahseden son bir bölüme bakalım:

Yuhanna 3:5-8 “İsa şöyle cevap verdi: ‘Sana doğrusunu söyleyeyim, bir kimse sudan ve Ruh’tan doğmadıkca Tanrı’nın Egemenliğine giremez. Bedenden doğan bedendir, Ruh’tan doğan ruhtur. Sana, ‘yeniden doğmalısınız’ dediğime şaşma. Yel dilediği yerde eser; sesini işitirsin, ama nereden gelip nereye gittiğini bilemezsin. Ruh’tan doğan her adam da böyledir.”Ku

Burada İsa Nikodim’e yeniden doğmak hakkında birşeylerden bahsediyor. Karşımıza çıkan şey Ruh’un iki özelliğidir: Tanrı’nın Ruh’u yine bir rüzgara benzetiliyor. 8. ayette karşımıza çıkan yine bu yelin çok güçlü oluşuna dair olan özelliğidir. Tanrı’nın Ruh’u bizlerin kontrol altına alabileceği bir güç değildir. O, Kadir bir Ruh’tur. O, Kendi istediği yerde çalışır; bizim istediğimiz yerde değil. İsa Mesih’in de burada vurguladığı; Tanrı’nın gücünün insanlar tarafından kontrol edilemeyecek tarzda bir güç olduğudur.

Kutsal Ruh’un hizmeti de oldukca gizemlidir. 8. ayetin son kısmına bakalım:Kut

Yuhanna’nın sözlerinden anladığımız şey; Tanrı’nın Ruh’unun kuşatan vahşi bir güç olduğudur. Tanrı’nın Ruh’u dokunduğu herşeyi değiştiren rüzgardır. Ku

Bir hortum’un oluştuğu ve geçtiği andan sonra o şehrin durumuna ilişik bir resimi ya da şehrin halini hiç gördüğünüz oldu mu? Gerçekten de hortumun geçtiği herşey, yerle bir olur. Rüzgarı görememiş olsanız da; o şehirde bıraktığı etkileri görebilmek mümkündür. Yani rüzgarın işleyişi, gizemli ve güçlüdür. O fırtına da bir şehirden gelip geçtiğinde; herşeyi değiştirebiliyor. Kt

Açıkcası Kutsal Ruh da bizim hayatlarımızda da bu şekilde çalışmaktadır. Kutsal Ruh bizim hayatlarımıza girip; bizi değiştirmeye başladığı veya güçle hayatımıza girdiği zaman, sanki hortumun geçişine benzer bir alt-üst olmuş intibası belirir. Tüm varlığımızı değiştirir. Tüm düzen kavramımızı, duygularımızı değiştirir. Tüm varlığımızla bize ait hissettiğimiz, değer verdiğimiz herşeyi alt-üst eder. Rüzgarı nasıl kontrol altına alıp dizginleyemezsek; Kutsal Ruh’u da dizginleyemeyiz.

Tevrat’da geçen Samson’un hikayesini hatırlamakta yarar var. Çok güçlü bir aslan, Samson’a saldırmak üzereydi. Hakimler 14. bölümde görebildiğimiz, Tanrı’nın Ruh’u, Samson’un üzerine gelişidir. Ve Samson Tanrı’nın gücü ile dolar. Bu güçle aslanı ikiye ayırır.

Aynı hikayede başka bir örneğe bakalım:

Rabbin Ruh’u yine Samson’un üzerine tüm güç ve kudreti ile gelir. Samson Filistinliler tarafından hapsedilmiştir. Bütün bağlarını Rabbin gücü ile çözer ve 1000 kadar Filistinliyi öldürür.

Ya da İsa’nın çöle gidip denenmeden önceki gücünü anlatan hikayeyi bir düşünün!  Tanrı’nın Ruh’u ile İsa, çöle doğru yönlendirilir Ve kötü olanla savaşarak; sonunda kazanır.

Elçi Pavlus’un, Kutsal Ruh hayatına geldiğinde; neler olduğunu hatırlayalım:

Kiliseye zulüm eden bir kişiyken; hizmet eden bir şahıs haline geldi. İşte bu da Kutsal Ruh’un doğasının gücünü bizlere açıklar. Tanrı’nın yeli, Pavlus’un hayatına girdive herşeyi alt-üst etti.

Kutsal Ruh’un, bizleri bir başkasını bağışlayabilmemiz için nasıl güçlendirdiği konusunda biraz düşünelim. Ya da bizlere eziyet eden kişilere dua edebilme gücünü veren Kutsal Ruh’u şöyle bir düşünün! Bencil olan kişilerin hayatlarına Kutsal Ruh girdikten sonra; tüm insanları sevip, onlara hizmet edebilecek kadar değişen insanları hatırlayın!..

Bu nedenle hayatlarımızı Rabbin Ruh’una açmak, hem harika hem de güçlü bir olaydır. Çünkü bizler hayatlarımızı Rabbe açtığımızda; O bizleri hiç beklemediğimiz şeyleri yapmaya, Krallığına girebilmemiz için bazı riskler almaya yönlendire bilir. Hayatımızın gidişini değiştirecektir. Yeni bir cesaret verecek. Hayat değişti ren Kendi gücü ile bizim hayatlarımızı dolduracak. Kutsal Ruh’un kim olduğunu iyi bildiğimizden; tüm bunların oluşumunu beklemeliyiz.

Hayatlarımızı güçle ve kudretle istila eden Tanrı’nın gücü hakkında biraz daha derin düşünelim:
 

Kutsal Ruh Kimdir?

Tekvin 1:1-2 “BAŞLANGIÇTA Allah gökleri ve yeri yarattı. Ve yer ıssız ve boştu; ve enginin yüzü üzerinde karanlık vardı; ve Allahın Ruhu suların yüzü üzerinde hareket ediyordu”

Yaradılışın en başında Tanrı’nın Kutsal Ruh’unun çok aktif olduğunu görüyoruz. Kuts

Mezmur 33:6 “Gökler RABBİN sözü ile,

                          Ve onların bütün orduları ağzının

                                    nefesi ile yaratıldı.”

Burada Tanrı’nın nefesi ile evrenin yaradılışı arasındaki ilşkiyi anlamamız gerekir. Bizler için neredeyse Tanrı’nın nefesinin gücünü kavrayabilmek imkansız.

Bir akşam dışarı çıktığınızda, gökyüzüne bakın..Tanrı’nın yarattığı dünyanın mükemmeliğini görün. Tanrı o kadar yüce ve güçlüdür ki; yapması gereken tek şey, yaratmak için bir söz söylemesi yeterlidir. Ve tüm yaradılış bu Söz aracılığı ile yaratılmıştı. Tanrı’nın nefesi ile tüm evren var edildi. Bu nefes Tanrı’nın Ruh’udur.

Kutsal Ruh’un hayatlarımızı bu denli güçlü bir şekilde kontrolüne alıp, değiştir mesini şimdi daha iyi anlıyabiliyor muyuz?

Evrenin yaradılışının en başında suların üzerinde gezinen ve tüm evreni yaratan O Ruh, artık bizim hayatımızdadır. Hayatlarımızı değiştirmektedir.

İsa Mesih aracılığı ile Kutsal Ruh bizim içimize geldiğinde, o en baştaki aynı güç bizim içimizde yaşamaya başlıyor. Evreni yaratan aynı Kutsal Ruh, peygamberler aracılığı ile konuşan aynı Ruh’tur.

2. Samuel 23:1-2 “Ve Davudun son sözleri şunlardır:

                                Yessenin oğlu Davud diyor,

                                Ve yükseğe çıkarılan adam,

                                Yakubun Allahının Mesihi,

                                Ve İsrailin tatlı mezmur şairi diyor:

                                RABBİN Ruhu benim vasıtamla söyledi,

                                Ve onun sözü benim dilim üzerinde idi.”

Burada Davudun ne dediğine dikkatinizi çekmek istiyorum.

“RABBİN Ruhu benim vasıtamla söyledi”. Kutsal Kitap’ta peygamberlerin yazılı dökümanlarına baktığımızda, onlar aracılığı ile konuşan, esinleme veren Kutsal Ruh’tu.

1. Petrus 1:10-11 “Size bağışlanacak lütuftan söz etmiş olan peygamberler, bu kurtuluşla ilgili dikkatli incelemeler ve araştırmalar yaptılar. İçlerinde olan Mesih’in Ruhu, Mesih’in çekeceği acılara ve bu acıların ardından gelecek yüceliklere tanıklık ettiğinde, Ruh’un hangi zamanı ya da nasıl bir dönemi belirttiğini araştırdılar.”

İşte burada da görüldüğü gibi, peygamberler aracılığı ile konuşan Kutsal Ruh’tu. Yani bu dünyayı ve hayatlarımızı değiştiren Sözü bizlere veren Kişi, bizim içimizde olan Kutsal Ruh’tu.

O gün peygamberler vasıtası ile konuşan Ruh’la; bugün vaizler aracılığıyle konuşan Ruh aynı Ruh’tur.

Dikkat etmemiz gereken bir başka şey de, Tanrı Sözünün vaaz edildiğini duyduğumuzda; Kutsal Ruh’un çalışmasına tanıklık etmiş oluruz. Ör: Pazar günleri önderiniz çıkıp Tanrı Sözünü sizlere bildirdiğinde onda işleyen Kutsal Ruh ile; eski zamanlarda peygamberler aracılığıyle konuşan Kutsal Ruh, aynı olandır. Ancak Kutsal Ruh’un hizmetini ve gücünü kilise duvarları arasına sıkıştırıp; kısıtlayamayız. Ve burada farkına varmamız gereken şey, bizler işyerimizde, okullarımızda ya da yaşadığımız çevrede insanlara Müjde’yi duyurup paylaşırken; bizde çalışan, Kutsal Ruh’un ta kendisidir.

Kutsal Ruh’un işleyişi konusunda birçok farklı görüşler ve iddialar var.

Benim sizlere anlatmaya çalıştığım, yaratılışın en başında herşeyi yaratan Kutsal Ruh, bizim içimizde; Müjde’yi paylaşırken de işleyen aynı Kutsal Ruh’tur. İşte bu yüzden arkadaşlarımıza ve komşularımıza Müjde’yi duyururken bizde işleyen, kurtuluşa götüren Kutsal Ruh’tun ta Kendisidir.

Eğer Kutsal Ruh’un işleyişini görmek istiyorsak, yapmamız gereken tek şey; Tanrı Söz’ünü vaaz eden ve duyuran inanlıları aramaktır. Topluluklarına Tanrı Söz’ünü duyuran sadık çobanlara, önderlere, ya da evlerinin sessizliğinde Tanrı Söz’ünü çalışan inanlıların varlığına bakmamız gereklidir. Bu durumlarda Tanrı’nın Kutsal ve Güçlü Ruh’unun hayatları değiştirmek üzere çalıştığından emin oluruz. Bugün hayatlarımızı kontrolü altında tutan Kutsal Ruh, yaradılışta aktifti. Peygamberler aracılığı ile konuştu.

Bir sonraki şey ise Söz’ü esinledi.

2. Petrus 5:21 “Çünkü hiçbir peygamberlik sözü insanın isteğinden kaynaklanmadı. İnsanlar Kutsal Ruh tarafından yöneltilerek Tanrı’nın sözlerini ilettiler”.

Burada Petrus’un vurguladığı, Tanrı’nın Sözü peygamberlerin kendi istemiyle değil; ama peygamberleri kullanarak Kutsal Ruh aracılığıyla esinlenmiştir.

2.Timoteyus 3:16 “Kutsal Yazıların tümü Tanrı esinidir ve öğretmek, azarlamak, yola getirmek ve doğruluk konusunda eğitmek için yararlıdır”.

Tüm esinleme Tanrı tarafından başlatıldığı, gönderildiği ve Tanrı’nın gücüyle verildiği için; Kutsal Yazıların tümü de Kutsal Ruh’un esinidir. Bu nedenle Tanrı, Kutsal Ruh’u aracılığı ile, nefesiyle tüm Sözü bize verdiğinde; bu Söz bizim her iyi şeyi yapabilmemiz için bizleri donatacaktır.K

Mesih İsa işte bu nedenle “insan sadece ekmekle yaşamaz ama Tanrı’nın ağzından çıkan her sözle yaşar” diyor.

Yine Tanrı’nın Sözü ile nefesi ve Ruh’u arasındaki ilişkiyi görebiliyor musunuz?

İşaya 59:21 “Ben ise, RAB diyor, onlarla ahdim şudur: Senin üzerinde olan Ruhum, ve ağzına koyduğum sözlerim, şimdiden ta ebede kadar senin ağzından, ve zürriyetinin ağzından, ve zürriyetinin zürriyeti ağzından ayrılmayacak, RAB diyor.”

Daha önceden Yeremya peygambere Tanrı tarafından şöyle denilmişti: “Senin ağzına Ben, Kendi Sözlerimi koydum.”

Tanrı elçilerin ve peygamberlerin ağzına Kendi Sözünü nasıl koyuyor?

Aslında daha da önemlisi bizlerin ağzına Tanrı Kendi Sözlerini nasıl koyuyor?

Öyle ki bizler O’nun elçileri oluyoruz. İşte 21. ayette Tanrı bunu açıkca söylüyor.

Burada dikkat edin! Tanrı halkıyla bir antlaşma yaparak, Kutsal Ruh’u aracılığıyla Sözlerini ağızlarımıza koyuyor. Ve daha sonra Yeni Antlaşma’da da görüyoruz ki; bu Sözler yanlızca ağızlarımıza konulmakla kalmayıp, yüreklerimi ze de yazılacak. Ve işte Tanrı, Kutsal Ruh’u aracılığıyla, Kutsal Yazıları esinleyen Kişidir.

Bu Kutsal Yazılar, Güç ve Kudretle gelen; hayatlarımızı değiştiren yazılardır.

Kutsal Ruh ile ilgili gözlem yapabileceğimiz bir başka bölüme bakalım:

Luka 4. bölüm: Tüm bu dört İncil’i okuduğumuzda, İsa’nın hizmetlerini gördüğümüzde, Kutsal Ruh’un gücünün ne kadar harika birşey olduğunu anlayabiliyoruz. Ama eğer Kutsal Ruh’un görevini ve rolünü anlamazsak; ne kadar güçlü olduğunu tam olarak kavrayamayız. Bizim hayatlarımızı güçle ve kudretle istila eden ve yönetimi altına alan Kutsal Ruh’la, İsa Mesih’i mesheden ve güçlendiren aynı Ruh’tur. Kutsal Ruh İsa’nın bizim günahlarımız için yaşayıp ölmesini tamamlayarak O’na güç vermiş, ve aynı güçle O’nu meshetmiştir.

Yeşaya peygamberin kitabından alınan bir bölüm İsa Mesih’e veriliyor. Ve İsa Mesih hizmetinin ilk gününde Nasıra’da ayağa kalkıp bu yazıyı okumaya başlıyor:

Luka 4:18-19 “Rab’bin Ruhu benim üzerimdedir.

                           Çünkü O beni, müjde’yi yoksullara iletmek için meshetti.

                           Tutsaklara serbest bırakılacaklarını,

                           körlere gözlerinin açılacağını duyurmak için,

                           ezilenleri özgürlüğe kavuşturmak

                           ve Rab’bin lütuf yılını ilan etmek için

                           beni gönderdi.”

Sinagog’taki herkesin dikkati, o anda İsa’nın üzerinde yoğunlaşmıştı. Ve İsa vaazına şu sözlerle başladı: “Dinlediğiniz bu Yazı bugün yerine gelmiştir.”

İsa’nın burada okuduğu parça, İşaya peygamberin kitabından Rabbin hizmetkarını, kulunu Ruh’u aracılığıyla meshedişinden bahsediyordu. İsa şöyle diyor: “Meshedilen o kişi BEN’im. Rabbin Ruh’u Ben’im üzerime geldi.”

Dikkat ederseniz, Kutsal Ruh burda İsa’yı öngörülen hizmeti yerine getirmesi için meshediyor. Yoksullara, tutsaklara Müjde’yi ilan etmesi, tutsakların serbest kal maları ve körlerin gözlerinin açılması için meshediyor. Kutsal Ruh’un meshedişi ve gücü aracılığıyla tüm ezilenler özgürlüğe kavuşturuluyor. Böylece Rabbin lütuf yılı ilan ediliyor.

Tüm bu anlatılanların doğrultusunda bir sonuç çıkarmamız gerekirse; yaradılışta aracı olarak kullanılan kişi, yani peygamberler aracılığıyla konuşan ve Tanrı Söz’ünü esinleyen, gücünün tümüyle İsa’yı mesheden ve işgal eden; Tanrı’nın kendi gücünden başka hiçbirşey değildir. Bazen kişiler şöyle diyor: “Kutsal Kitaptaki Kutsal Ruh’a ait ayetler sadece alıntılardır.”

Her zaman hatırlamamız gereken şey, Tanrı’nın Ruh’u, Üçlü Birliğin üçüncü kişisidir. Babayla aynı güce ve aynı derecede yüceliğe sahiptir. Bunu anlamamıza yardımcı olacak birkaç ayete bakalım:

İbraniler 9:14 “Öyleyse sonsuz Ruh aracılığıyla kendini lekesiz olarak Tanrı’ya sunmuş olan Mesih’in kanının, diri Tanrı’ya kulluk edebilmeniz için vicdanınızı ölü işlerden temizleyeceği ne kadar daha kesindir.!”

Burada İsa’nın kendisini lekesiz bir sunu olarak Tanrı’ya sunmasında, O’nu güçlendiren şeyin Tanrı’nın ebedi Ruhu olduğunu söylüyor. Bu bölümde anlatılan şey; Tanrı’nın Ruh’unun Tanrı’nın özelliklerine sahip olduğu gerçeğidir. Tanrı’nın Ruh’u, sonsuz olarak tasvir ediliyor. Ve yanlızca Tanrı ebedidir, sonsuzdur. Bir başka örneğe bakalım:

1. Korintliler 2:9-11 “Yazılmış olduğu gibi,

                        “Tanrı’nın, kendisini sevenler için hazırladıklarını

                        hiçbir göz görmemiş,

                        hiçbir kulak işitmemiş,

                        hiçbir insan yüreği kavramamıştır.”

Oysa Tanrı bunları bize Ruh aracılığı ile açıkladı. Ruh herşeyi, Tanrı’nın derin düşüncelerini bile araştırır. İnsanın düşüncelerini, insanın içinde olan kendi ruhundan başka kim bilebilir?Bunun gibi, Tanrı’nın düşüncelerini de Tanrı’nın Ruhundan başkası bilemez.”

Bu örnekte de Kutsal Ruh’un, yanlızca Tanrı’da var olabilecek özelliği taşıdığını görebiliyor muyuz?

Sadece Tanrı’nın bilebileceği şeyleri, Kutsal Ruh’un da bilebildiği söyleniyor. Yeni Antlaşma’ya baktığımızda Kutsal Ruh’un, tanrısal özelliklere sahip; açıkcası Tanrı olduğunun açıklanışını görüyoruz. Yunus peygamber kurtuluşun Rab’den geldiğini söyler. Kurtuluş Tanrı’dan gelir. Yeni Antlaşmaya geldiğimizde karşımıza çıkan ilginç şey şudur: Kurtuluş, Baba, Oğul ve Kutsal Ruh’a atfedilmiştir.

Bununla ilgili iki örneğe bakalım:

2. Korintliler 1:21-22 “Bizi sizinle birlikte Mesih’te pekiştiren ve bizi meshetmiş olan Tanrı’dır. O bizi mühürledi ve güvence olarak yüreklerimize Kutsal Ruh’u yerleştirdi.”

Pavlus kurtuluşumuzu tanımlarken; Mesih’i, Kutsal Ruh’u ve Baba’yı ‘Bir’ ve aynı derecede etkin oluşuna dikkat çekiyor. Burada bahsedilen bu Üçlü’nün, hiçbirinin diğerine oranla daha fazla güçlü olduğunu söylemiyor.

Bununula ilgili ikinci örneğe bakalım:

Efesliler 2:19-22 “Buna göre artık yabancı ve garip değil, kutsallarla birlikte yurttaş ve Tanrı’nın ev halkısınız. Elçilerle peygamlerden oluşan temel üzerine bina edildiniz. Köşe taşı Mesih İsa’nın kendisidir. Bütün yapı, Rab’be ait kutsal bir tapınak olmak üzere O’nda kenetlenip yükseliyor. Siz de Ruh aracılığıyla, Tanrı’nın konutu olmak üzere hep birlikte Mesih’te bina ediliyorsunuz.”

Bu örnekte de fark edebildiğimiz şey Baba, Oğul ve Kutsal Ruh bizi Tanrı ile barıştırmak ve birbirimizle sevgi ilişkisi içine girip; Tanrı’nın yüceliğine yönelik bina olmamıza çalışmasldlr. İşte Ruh; hem yaratan, hem kurtarandır. Tarihin en başında ve en sonunda işleyen güç, aynı güçtür. Ve O da kişisel olmayan bir güç değildir. O güç, Kutsal Yazıların kurtaran kişisel ve yaratan gücü, Ruh’udur. Üçlü Birliğin, üçüncü kişisidir. Kutsal Ruh’un hayatımıza girişiyle oluşan harika şeylere neden şaşırmamamız gerektiğini anlayabiliyormuyuz? Hem dünyaya hem de bize kurtuluşu veren bu güç; şu an bizlerin içinde yaşayandır.

Bu nedenle her birimizin karşı karşıya kalabileceğimiz soru şudur: Rabbin Ruh’unun karşısında alçakgönüllülükle diz çöküp çökemeyeceğimiz. Ya da Kendi gücüyle bizim hayatlarımızda yapmak istediği şeyi (hayatlarımızı değiştirmek gibi) kabul edip etmeyeceğimizdir.

*Soru: Tevkin’in başlangıcında dünyanın, Tanrı’nın “Ol” sözüyle yaratıldığını biliyoruz. Bu anlatılanlar ışığında Üçlü Birliğin tümü birbirine eşit derecede etkin ve güçlü ise; İsa Mesih’in “Tanrı Sözü” olduğunu Yeni Antlaşmadan biliyoruz. Bu durumda Kutsal Ruh için de “dünyayı yarattı” diyebilirmiyiz?

*Yanıt: Aslında Üçlü Birliğin her üç kişiliği de yaradılışta aktiftir. Genelde Tanrı’nın yaptığı işleri haklı olarak farklı kişilikerle özdeşleştiririz. Örneğin: Yaradılışı Baba ile, kurtuluşumuzu İsa Mesih ile ve kutsallaştırılma işlemini de haklı olarak Kutsal Ruh ile özdeşleştiririz. Ama dikkat etmeniz gereken konu şudur: Üçlü Birliğin her kişiliği, kendilerine has bazı işleri yaparken; her üçü de aynı amaçla hareketle aktiviteleri devam etmektedir. Bu yüzden her ne kadar yaradılışı Baba ile özdeşleştirsek bile; Kutsal Yazıların bazı kısımları Üçlü Birliğin geri kalan diğer kişiliklerinin yaradılıştaki etkisini ve rolünü açıklar.

Ör: 1. Yuhanna ve 1. Koloseliler İsa’yı “yaradılışın başlatanı ve yaradılıştaki her şeyin Kendisi için yaratıldığı Kişi” olarak tanımlıyor. Daha önceden baktığımız Tekvin 1. bölümde, Tanrı’nın Ruh’unun yaradılışın tam ortasında olduğunu görüyoruz.

Başka bir örnek teşkil etmesi açısından ‘Kurtuluş’ işini ele alalım:

İsa Mesih’i düşünelim: O, hayatı uğruna bizi sevmişti. “Ben koyunlarım için hayatımı vermeye hazırım” demişti. Ancak Kutsal Yazıların bir diğer bölümüne baktığımızda şöyle der: “İsa, Baba Tanrı’nın isteği ve arzusuyla bizim günahlarımız için bir kurban olarak sunulmuştur”.

İbraniler 9. bölümde de rastladığınız gibi, Isa Mesih Kutsal Ruh tarafından sunuluyor. Bu yüzden her ne kadar Üçlü Birliğin her birini farklı rollerde önder olarak görsek de; Baba bir plan yapmışsa da, Oğul’u ve Kutsal Ruh’u da aynı planı uygulamada aktifdirler.

*Soru: Yuhanna 14. bölüm 28. ayette “Çünkü Baba benden üstündür” diyor. Yukardaki anlatılanlara bakarak, Üçlü Birliğin her üç kişiliğinin de birbirine eşit olduğunu kabul edersek, burada anlatılmak istenen şey nedir?

*Yanıt: Burada İsa Mesih’in kasttetiği şey; Kendisinin Baba’dan daha az değerli oluşu değildir. O, bizim kurtuluşumuzun başarıya ulaştırılmasındaki ya da elde edilmesindeki rolünden bahsediyor. Bu soruya büyük bir ışık tutabilecek bölüm, Filipeliler 2:6 ayet olurdu. “Mesih, Tanrı özüne sahip olduğu halde, Tanrı’ya eşitliği sımsıkı sarılacak bir hak saymadı.”

Mesih tüm doğası ile Tanrı’ydı ve aynı zamanda Tanrı’ya ait tüm görkem ve yücelik Mesihin’dir de. Ayetin ikinci bölümüne bakarsak İsa Mesih’in eşitliği, hak saymadığını görürüz. Bu yüzden 7. ayete bakmakta yarar görüyorum: “Ama yüceliğinden soyunarak kul özünü aldı ve insan benzeyişinde doğdu.” 8. ayet “İnsan biçimine bürünmüş olarak ölüme, çarmıh üzerinde ölüme bile boyun eğip kendini alçalttı.”

İşte Müjde’nin, İyi Haber’in tam kalbi budur:Tüm görkem ve yüceliğine rağmen; bunları bir kenara bırakarak, bizim günahlarımızın bedelini ödeyerek kurtuluşumuz için, beden alıp dünyamıza geldi. Ve bizlerin yararı için ‘kul’ özünü aldı. Ve işte bu nedenle İsa Mesih “Benim yiyeceğim, Baba’mın arzusunu yerine getirmektir.” diyor. Güç ve görkem anlamında O, Baba’dan daha az ya da daha küçük değildir. Eşitliğine sımsıkı sarılmayan ve bunu hak saymayan durumda da İsa Mesih, Baba’dan daha az değerli bir varlık olarak algılanamaz. Alçaltılmış bir kul benzeyişinde doğarak bize gözüktüğü için; Baba’dan daha az değerli olduğunu söylüyor. Yine İbraniler 9. bölümde şöyle bir ayete rastlıyoruz: “Tüm günahkarların günahlarını, karşı koyuşlarını ve suçlarını üzerinde taşıdı.”

Bu kadar görkemli olan Tanrı’nın, tüm insanları kurtarışına eriştirmek için, beden alıp her tür hakarete katlanarak dayanmasının, yüzüne tükürülmesine bile tahammül göstermesinin harika derinliğini kavrayabiliyormuyuz?

İsa Mesih’in burada “Baba’nın Kendisinden daha üstün olduğunu” söylemesinin sebebi; O’nun arzusuna ve isteğine boyun eğişinden, itaatindendir.

Daha önce de anlattığımız gibi şimdi vereceğimiz örnek ayetler de Üçlü Birliğin her kişiliğinin eşitliğini kanıtlayan ayetlerdendir.

2. Korintliler 13:14 “Rab İsa Mesih’in lütfu, Tanrı’nın sevgisi ve Kutsal Ruh’un paydaşlığı hepinizle birlikte olsun.”

Amerika’da önderler ibadeti, kilise topluluğuna bu ayetleri söyleyerek, ayini sona erdirirler. Türkiye’de de böyle mi bilemiyorum? Bu ayet şu açıdan çok önemlidir: Çünkü Tanrı halkı üzerinde, üç kişiliğin bir olan tek Tanrı’daki etkinliğini ve Rab’bin bereketini onlara sunuşunu kanıtlar. Pavlus’un, Üçlü Birliğin üç kişiliğinden de tam bir eşitlikle bahsedişinin derin manasını kavramamız çok önemlidir. Eğer İsa Mesih ve Kutsal Ruh, eşit ve Tanrı değillerse; bu ayet Tanrı’ya karşı kullanılan bir küfürden ya da hakaretten ibaret sayılabilirdi.

Şayet eşit değillerse; Pavlus’un Tanrı’nın ismini kullanarak, insanları Baba-Oğul ve Kutsal Ruh adıyla bereketlemesi, Tanrı’nın Kutsallığına yapılan çok büyük bir hakaret sayılırdı. Ama Pavlus burada insanları Tanrı’nın ve bir insanın ve kişisel olmayan bir gücün adında değil; üç kişilikte Bir olan Tanrı’nın isminde bereketli yor.

Matta 28:18-20 “İsa yanlarına gelip kendilerine şunları söyledi: gidin, bütün ulusları öğrenciklerim olarak yetiştirin. Onları Baba, Oğul ve Kutsal Ruh’un adıyla vaftiz edin. Size buyurduğum herşeye uymayı onlara öğretin. İşte ben, dünyanın sonuna dek her an sizinle birlikteyim.”

Tanrı’nın Üçlü Birlik olarak var olan doğası burada da karşımıza çıkıyor. Tüm ulusları O’nun öğrencileri olarak yetiştirirken, onları Bir isim altında vaftiz etmeye de çağırıldık. Ama bu ismin kim ve ne olduğuna bakmadan önce, biraz Eski Antlaşma’ya dönmemiz gerekiyor.

Çıkış 20:7 “Allahın RABBİN ismini boş yere ağza almayacaksın; çünkü Rab kendi ismini boş yere ağza alanı suçsuz tutmayacaktır.”

Tanrı’nın emri üzerine, O’nun ismini boş yere kullanmamamız gerektiği vurgulanıyor. Çünkü Tanrı’nın ismi, O’nu bize belirten, açıklayan ifadedir. Bu yüzden boş yere ağza alan suçlanacaktır. Matta 28’e tekrar dönersek; görüyoruz ki belirli ve özel bir isimle vaftiz etmemiz gerekiyor. Yani Tanrı’nın isminde..Yargılanmak istemiyorsak; bu ismi boş yere ağzımıza alıp, kullanmamalıyız. Ayrıca dikkate değer bir başka şey de; tekil olarak kullanılan isim üç kişilikten oluşmaktadır. Baba-Oğul-Kutsal Ruh. Tanrı’nın ismi budur. Tanrı’nın Bir’liğindeki Üç’lüğe dikkat edin.

Yehova Şahitlerinin gittikce arttığı ülkenizde, bu ayetlerin oldukca büyük önem taşıdığı kanısındayım. Onlar da Tanrı’yı doğru isimle çağırmanın önemini öğretiler. Onlar, İsa Mesih’in sadece Tanrı tarafından yaratılmış bir kul olduğunu söyleyeceklerdir. Böyle bir durumla karşılaştığınızda; Tanrı’nın isminin ne olduğunu göstermek için bu ayetleri kullanabilirsiniz.

İSA MESİH VE KUTSAL RUH

İsa Mesih’le Kutsal Ruh arasındaki ilişkiyi anlayabilmek çok büyük önem taşır.

İncil’in hangi bölümüne bakarsak bakalım; İsa Mesih’in yaşamında ve

hizmetinde, Kutsal Ruh’un gücünü ve hizmetini görmemek imkansızdır. Aslında aralarındaki bu ilişkiyi İsa Mesih doğmadan kavramak mümkündür.

Luka 1:35 “Melek ona şöyle cevap verdi: ‘Kutsal Ruh senin üzerine gelecek, en yüce Olan’ın gücü senin üstüne gölge salacak. Bunun için doğacak olana kutsal, Tanrı Oğlu denecek.”

Luka’nın Meryem’e ne söylediğini anlamak çok önemlidir. İsa Mesih henüz Meryem’in rahminde iken Kutsal Ruh’un gücünü görebiliyormuyuz?

Luka 2:39-40 “Yusufla Meryem, Rab’bin Yasasında öngörülen herşeyi yerine getirdikten sonra Celile’ye, kendi kentleri olan Nasıra’ya döndüler. Çocuk büyüyor, güçleniyor ve bilgelikte yetkinleşiyordu. Tanrı’nın lütfu O’nun üzerindeydi.”

Luka İsa Mesih’in çocukluk yıllarını anlatırken, O’nun, büyüyen, güçlenen ve bilgelikle yetkinleşen bir çocuk olduğunu vurguluyor.

Peki böylesi bir tasvirin sebebi sizce ne olabilir?

Cevap açıktır: İşaya bölümünde okuduğumuz gibi ‘Rab’bin Ruh’unun O’nun üzerinde olmas’ idi. İşaya bu kişiyi, bu hizmetkarı Tanrı’nın ve Rab’bin seçilmiş Kişisiolarak tanımlıyor. Ve RAB, seçtiği Kişi üzerine de Ruh’unu koyacaktır. Bu sebeple İsa Mesih daha çocuk yaşta olmasına rağmen bilgeliğinin görülebilmesi, Tanrı’nın lütfu aracılığıylaydı. Bunlar da Kutsal Ruh’un işleyişinin sonucunda oldu.

Şimdi de biraz daha ilerleyerek, O’nun vaftizine bakalım:

Luka 3:21-22 “Bütün halk vaftiz olduktan sonra İsa da vaftiz oldu. İsa dua ederken gök açıldı ve Kutsal Ruh, bedensel bir görünüm alarak güvercin biçiminde O’nun üzerine indi. Gökten gelen bir ses de ‘Sen benim sevgili Oğlumsun, senden hoşnudum’ dedi.”

İsa Mesih’in hayatında, bu noktada Kutsal Ruh’un O’nun hayatına giriş sebebini, özelliğini anlamak çok önemlidir. Burada İsa Mesih hizmetine başlamadan önce, Kutsal Ruh tarafından meshediliyor. İsa Mesih artık herkesin önünde açıkca peygamberlik olarak görevini sürdürebilecek ve Tanrı’nın Krallığı’nın İyi Haberini ulaştırmak için dolaşıp; konuşacak. Bir sonraki bölüme baktığımızda İsa Mesih’in vaaz verişine şaşırmamak gerekir. Artık açıkca bir kahin olarak görev üstlendiğinden; Kutsal Ruh tarafından meshediliyor. Kefaret gününde kurban sunacak olan kahinler kendilerini yıkayarak ve meshederek temizliyorlardı. Hizmetinin bu erken safhasında bile İsa Mesih,Kudüs’e giderek kendisini bir kurban olarak sunmaya hazırlanıyordu. Bu noktada bir Kral olarak da görevine başlıyordu. Bu bölümde ilginç olan şey; gökten gelen sestir. O’ndan hoşnut olduğunu söyleyen Baba, O’na ‘Oğlum’ diye sesleniyor. Bu bölümde duyduğumuz şey adeta 2. Mezmur’un yankılarıdır.

2. Mezmur şöyle diyor:

“Oğul hükmedecek ve tüm uluslar da O’nun mirası olacak”. İsa Mesih, bu durumda Kutsal Ruh’un meshedişiyle bizim kurtarıcımız olmak üzere hizmetine başlıyor.

Eski Ahit’te Davut ve Golyat’ın hikayesini hatırlayın: Davud’un kendi halkı uğruna nasıl savaştığını düşünün. Güçlü Golyatı öldürmek için Tanrı’nın Ruh’unun onu nasıl güçlendirdiğini anımsıyormusunuz? Aslında işin özünde İsa Mesih, vaftizinde Kutsal Ruh ile güçlendirilip; bizim adımıza seçilmiş Kişi olarak savaşa hazırlanıyor.ve meshediliyor. İşte O’nun insanlığı Kutsal Ruh’un dökülmesiyle; bizim uğrumuza yapacağı iş için daha da güçlendiriliyor. Vaftizden hemen sonra da İsa Mesih’in soy ağacı ve O’nun tüm soyu Adem’e kadar geri alınıyor.

Luka 4:1-13’ü lütfen okuyunuz…Burada gösterilen şey, sadece Tanrı’ya olan sadakatten çok daha fazla birşeydir. İlk ayette gördüğünüz gibi, İsa çölde dolaştırılırken; Kutsal Ruh ile dolu olarak gidiyor. Sadece Kutsal Ruh ile dolu değildi. Ama Kutsal Ruh tarafından bu sınanmayla karşı karşıya olmak üzere yönlendirilmişti.

Bu hikayeden çıkarılacak şey, ‘bizlerin de sadık olması’ gerektiği konusundan çok daha fazla anlam taşır.

3. bölümün sonuna dönerek bir soru yöneltmek istiyorum: Adem sınanmayı geçip, başarılı oldu mu? Tabi ki hayır.   Savaş alanına girmiş ve yenilmişti. Kötü olan dedi ki: “Yediğin gün sen de Tanrı gibi olacaksın”.Ve o da bu ayatmaya kanarak yedi…Bu yüzden Adem aracılığı ile tüm insanlık günaha yenik düştü. 3. bölüm başarısız olan ilk adamın ismiyle bitiyor.

Peki 4. bölümde ihtiyacımız olan şey nedir?

Yani ikinci Adem olan İsa. Yeni insan. Yani yeni bir ırkın başı olan yeni bir insan. Kendi halkı uğruna savaş alanına giren Kişi ve Kutsal Ruh ile dolu olarak; yönlendirilerek sınanıyor ve kazanıyor. 13. ayete baktığımızda, şeytan yaralı bir hayvan gibi O’nun yanından ayrılıyor. Elinden gelen tüm güçleriyle O’nu sınamaya çalıştıysa da; kaybeden kendisi oldu. Çünkü ikinci Adem, hepimiz için bu savaşı kazandı. 14. ayete dikkatle baktığımızda; İsa Mesih Celileye Ruh’un gücüyle donatılmış olarak dönüyor.

Burada içindeki Kutsal Ruh’un doluluğundan kaynaklanan şeyin ne olduğuna dikkat edin.

Luka 4:31-32’ye bir bakalım:

“Sonra İsa Celile’nin Kefernahum kentine gitti. Sept günü halka ders veriyordu. Yetkiyle konuştuğu için O’nun öğretişine şaşıp kaldılar.”

Kefernahum’a gidip orada insanlara ders vermeye başladı. İnsanlar İsa’nın öğretisine şaşıp kaldılar. Çünkü O’nun öğretişinde yetki vardı.

Luka 4:33-37 ayetler arasına bakalım: Cinleri çıkarararak; Şeytanın krallığı üzerindeki yetki ve gücünü gösteriyor.

“Havrada cine tutsak, içinde kötü ruh olan bir adam vardı. Adam yüksek sesle, “Ey Nasıralı İsa, bırak bizi! Bizden ne istiyorsun?” diye bağırdı. “Bizi mahvetmeye mi geldin? Senin kim olduğunu biliyorum, Tanrı’nın Kutsalısın sen!”

İsa, “Sus, çık o adamdan!” diyerek cini azarladı. Cin, herkesin önünde adamı yere yıktıktan sonra, ona hiç zarar vermeden içinden çıktı.

Herkes şaşkına dönmüştü. Birbirlerine, “bu nasıl söz? Güç ve yetkiyle kötü ruhlara çıkmalarını buyuruyor, onlar da çıkıyorlar!” diyorlardı. Ve İsa’yla ilgili haber o bölgenin her yanında yankılandı.”

Hasta kişiler İsa’ya getiriliyor; ve İsa ellerini onların üzerlerine koyuyor, iyileştiriyordu. İsa Mesih ve Kutsal Ruh’un aracılığı ile Mesih’in çağının başlangıcını görüyoruz. Kutsal Ruh’un gücünün tümüyle gösterileceği, iyileştireceği bir çağ bu.

İSA MESİH’İN KİŞİLİĞİ:

2000 yıl boyunca insanlar İsa Mesih’in kimliğine ilişkin yazıyı sıkılmaksızın okudular. Matta, Markos, Luka ve Yuhanna’da İsa Mesih’in hayatını okuyoruz. Nazik ve hassas, Kutsal, sabırlı, sadık ve sınırsız seven bir kişi ile karşılaşıyoruz. Bunların ötesinde binlerce karakter özelliğine rastlamak mümkündür. Bütün bu Müjde’leri okuduğumuzda; İsa Mesih’in tam, gerçek, mükemmel özelliklerde bir ‘insan’ olduğunu görüyoruz. İsa’nın insanlığında bizler, ne amaçla yaratıldığımızı görebiliyoruz. Çünkü bizim bilebildiğimiz tek şey; günah tarafından düşmüş ve bozulmuş insan doğasıdır. Ama burada karşımıza çıkan şey; hayal bile edemiyeceğimiz konumda bir insan doğasıdır.

Peki İsa nasıl böyle günahsız bir doğaya sahip olabilir?

Örnek olarak İşaya bölümüne bakalım:

İşaya 61:1 “RAB Yehovanın Ruhu üzerimdedir; çünkü hakirlere müjdeyi vazetmek için RAB beni meshetti; yüreği kırık olanları sarmak için, sürgünlere hürriyeti, mahpus olanlara zindanın açıldığını ilan için,”

Burada söylediği şey açıkca Rabbin Ruh’unun üzerinde olduğudur.

İşaya 42:1 “İŞTE, kendisine destek olduğum kulum;canımın kendisinden razı olduğu seçme kulum; Ruhumu onun üzerine koydum; milletler için hakkı meydana çıkaracaktır.”

Biz İsa Mesih’in insanlığını gördüğümüzde; Tanrı’nın Kutsal Ruh’uyla tam olarak dolu bir insan olmanın ne demek olduğunu anlayabiliyoruz. Bununla ilgili düşünebileceğimiz iki uygulama vardır.

Kutsal Ruh İle Yürümek Ne Demektir? 

Pavlus bize bu soruyu sormamızı söylüyor.

Bunu bilmek için İsa’nın hayatına bakmamız gerekir. 1. Korintliler 13. bölüm’de Pavlus’un sevgiyi tarif edişini hatırlıyorsunuz. Tamamen İsa Mesih gibi. Galatyalılar’da Pavlus’un Ruh’un meyveleri hakkında neler söylediğini mutlaka okudunuz. Kendi kendinize Ruh’un meyvelerine nasıl sahip olabileceğinizi sorabilirsiniz. Diyeceğim tek şey; İsa’ya bakın. Çünkü İsa Mesih Kutsal Ruh’un yaşantısını bizlere kanı-canlı gösteriyor bir örnek olarak.

Dip not:
Belki bu Müslüman kültürde arkadaşlarınızla, insanlarla paylaşırken; Müjde’nin gerçeğini göstermek için, İsa Mesih’in hayatını ve Kutsal Ruh’un gücünü onlara gösterebilirsiniz. Bazı Müslüman arkadaşlarım Kuran-ı Kerim’i okuyup bana “Muhammed gibi olmak”, onun gibi yaşamak istediklerini söylemişlerdi. Muhammed’te belli başlı özelliklerin var olduğu ve bunların güzel şeyler olduğu konusunda ben de arkadaşlarımla hemfikirim. Ama Muhammed de Allah karşısında düşmüş, günahkar bir insandı ve O da Tanrı’nın görkemi ve yüceliğinden ayrıydı. Bu nedenle Müslüman arkadaşlarımız iyi bir insan olabilmenin yollarını Kuran’a ve hadislere bakarak bulmaya çalışıyorlar. Bu durumda bazı şeyleri araştıran arkadaşlarınızı İsa Mesih’in hayatına bakmaya yönlendirmeniz, o kişiler için faydalı olacaktır.

Diğer bir uygulama şu olabilir

İsa Mesih’in hayatında olan başka olayları anlatmaya devam edelim. O’nun ölümü hakkında biraz düşünelim! Yine burada Mesih ve Kutsal Ruh arasındaki ilişkiyi görüyoruz. İbraniler 9:14. bölüme daha önce bakmış ve şunu görmüştük: İsa Kendini ebedi Kutsal Ruh aracılığı ile sunuyordu. O’nu çarmıha giderken güçlendiren şey; Tanrı’nın Kutsal Ruh’uydu. Kutsal Ruh’un rolünü İsa Mesih’in dirilişinde de görebiliyoruz.

1. Petrus 3:18 “Nitekim Mesih de bizleri Tanrı’ya ulaştırmak amacıyla doğru kişi olarak doğru olmayanlar uğruna, günahlar için kurban olarak ilk ve son kez öldü. Bedence öldürülmüş, ama ruhça diriltilmiştir.”

Burada İsa Mesih’in dirilişinde Kutsal Ruh’un rolünü anlamamız gerekir. O bedence öldürülmüş; ama ruhça diriltilmişti.

Kutsal Ruh ve İsa Mesih arasındaki bu ilişki neden bizler için bu kadar önemlidir?

İsa Mesih vaftizinde Kutsal Ruh’u ölçüsüz olarak alıyor. Ölümünde ve dirilişinde de Kutsal Ruh’un tümünü sahiplenmiş oluyor. O’nun göğe alınışı da aynı derecede önem taşıyor. Tanrı Oğlu tüm yaradılışa hakim olmak üzere Baba’nın Krallığında tahta oturtuluyor. Ve İsa Mesih Baba’nın sağında oturtulurken; armağan olarak Ruh’un tüm doluluğunu da alıyor. Işte burada bizim için ne denli önemli olduğu da ortaya çıkıyor. İsa Mesih Kutsal Ruh’u ölçüsüz olarak aldığından; Pentekost gününde de kilisesini bu güçle donatıyor.

Sizce İsa Mesih’in Kutsal Ruh’u Kendinde bulunduruşu ne kadar büyük bir şeydir?

Bu sorunun cevabını bize iki bölüm verebilir.

1. Korintliler 15:45 “Nitekim şöyle yazılmıştır: ‘İlk insan Adem, yaşayan bir can oldu.’Son Adem ise yaşam veren bir ruh oldu.”

Burada İsa Mesih ve Kutsal Ruh ile olan ilişki ve bütünlük o kadar yüksek bir safhaya çıkıyor ki; İsa Mesih’in Kendisi dirilişiyle yaşam veren bir kayak olmaya başlıyor.

2. Korintliler 3:17 “Rab Ruh’tur ve Rab’bin Ruhu neredeyse orada özgürlük vardır.”

Burada Pavlus’un ne dediğine dikkat edin!

Yaptığı şey; Üçlü Birliği kenara atmak ya da hepsini birbirine karıştırmak değildir. Anlatılmak istenen şudur:

İsa Mesih Kutsal Ruhu o kadar büyük bir derecede alıyor ki; artık İsa yani Rab, Ruh olmaya başlıyor. Bu dolulukta ve bu birleşimde o kadar büyük bir aşamaya ulaşıyor ki; sanki Ruh başka bir Mesih gibi gözüküyor. İşte bu nedenledir ki İsa Mesih Yuhanna 14. bölümde öğrencilerinin içini hüzün kaplamışken “Ben gidiyorum ama size başka bir yardımcı gelecek.” diyor. Ama esas dikkate alınması gereken kelimenin altını çizmekte fayda vardır. Gelecek olan aynı türde güçlü bir yardımcı olduğudur.

Bunu uygulamanın da iki yolu vardır:

Bizim için anlamlı olan şey; artık Kutsal Ruh bize Mesih’e ait Ruh olarak gelmektedir. Bu nedenledir ki bizler için olan Kutsal Ruh’un ilk görevi; her birimizi daha fazla Mesih’e benzer yapmaktır.

Son günlerde Kutsal Ruh’un armağanları konusunda birçok tartışmalar ortaya çıkmaktadır. Bu tartışmalar bana göre Kutsal Ruh’un görevi konusunda düşünmekten bizleri alıkoymaktadır.

Kutsal Ruh’un ilk görevi; bizleri Mesih’in benzerliğine dönüştürmek.

Romalılar 8:29 “Tanrı, önceden bildiği kişileri, Oğlu’nun benzerliğine dönüştürmek üzere önceden belirledi. Öyle ki, Oğul birçok kardeşler arasında ilk doğan olsun.”

Tüm bölümü anlayabilmek için; kendinden önce gelen 28 ayeti de okumamız ve anlamamız gerekir. Tüm bu ayetlerde Kutsal Ruh’ta olan yaşama ait alıntıları görmek mümkündür. Kutsal Ruh ile yaşamak, denetlenmiş olmak, Rabbin Ruh’unun içimizde yaşaması, Rabbin Ruh’u ile yöneltilmek, Oğulluk Ruh’unu almak. 29. ayette Kutsal Ruh’un işleyişinin sonucunu görüyoruz. Hepimizin içinde var olan Kutsal Ruh, Tanrı’nın önceden belirlediği işleri sonuca ulaştırmaya çalışıyor.

Yukarıdaki ayete göre Tanrı’nın önceden belirlediği amaç nedir?

Oğlu’nun benzerliğine dönüştürülmemiz.

Kutsal Ruh ve bizim O’ndaki yaşantımız hakkında.daha başka birçok ayetler vardır.            

Romalılar 8:9-10 “Ne var ki, Tanrı’nın Ruhu içinizde yaşıyorsa, siz benliğin değil, Ruh’un denetimindesiniz. Ama bir kişide Mesih’in Ruhu yoksa, o kişi Mesih’in değildir. Eğer Mesih içinizde ise, bedeniniz günahtan ötürü ölü olmakla beraber, aklanmış olduğunuz için ruhunuz diridir.”

Bakmamız gereken konu şudur:

KUTSAL RUH’UN VAFTİZİ:

Daha önce de bahsettiğimiz gibi, İsa Mesih Kutsal Ruh’u limitsiz olarak içinde bulundurur. Kutsal Ruh’un doluluğu Mesih’in üzerinde öylesine bulunuyor ki; Pavlus “Rab Ruh’tur” diyor.

            Kutsal Kitab’ın öğretişinde bundan çıkaracağımız sonuç şudur:

İsa Mesih’i kabul etmekle, Kutsal Ruh’u kabul etmeyi birbirinden ayıramayız. İsa Mesih’i kabul etmek; Kutsal Ruh’u kabul etmektir. Kutsal Ruh’tan mahrum olmak; İsa Mesih’ten mahrum olmaktır. 9.ayetin sonunda Pavlus’un ne dediğine dikkat edin! “Ama bir kişide Mesih’in Ruh’u yoksa, o kişi Mesih’in değildir.”

İşte bu nedenle İsa Mesih ve Kutsal Ruh hayatlarımızda birlikte vardırlar. Bu yüzden bizler İsa Mesih’l kabul ettikten sonra; hayatlarımıza Kutsal Ruh’un gelişini beklemiyoruz. Her ikisi de tek bir olay olarak, aynı anda hayatlarımızda gerçekleşiyor.

*Soru: Baba, Oğul ve Kutsal Ruh’u aynı olarak kabul ediyorsak; bu sıralamayı yapmak gerekli midir?
*Yanıt: 2. Korintliler 13:14 “Rab isa Mesih’in lütfu, Tanrı’nın sevgisi ve Kutsal Ruh’un paydaşlığı hepinizle birlikte olsun.”

Daha önce de gördüğümüz gibi; bu Üçlü Birliğe ait yapılan bereketleme, Üçlü Birliğin normal sırasını yansıtmıyor. O, Baba-Oğul-Kutsal Ruh değil; Oğul-Baba- Kutsal Ruh olarak yansıyor.

*Soru: İsa Mesih’in denenmesinde şeytan nasıl O’nu alıp yönlendirebiliyor?
*Yanıt: Tam cevabını net olarak veremesek de; şöyle olabilir: İsa Mesih bizim uğrumuza savaşıyordu. Bu nedenle oraya şeytanın değil; kendi iradesiyle meydan okurmuşcasına gitti.

*Soru: Luka 12:10. ayete göre, İnsanoğluna kötü söz söyleyenin bağışlanabileceğini; ama Kutsal Ruh’a küfredenin bağışlanmayacağını söylüyor. Ölümünden sonra Kutsal Ruh’u bize gönderen İsa Mesih’tir. Bu sözü biraz açmak mümkün mü?
*Yanıt: Açıklaması oldukca zor bir ve bütünüyle aynı fikirde olunamayan bir bölümdür bu .Kutsal Ruh’a küfür edilmesi, özellikle belirlenmiş bir günah olarak karşımıza çıkıyor. Herhangi bir kişiye Müjde vaaz edildiğinde açıkca onu reddeden bir kimse, sanki kendini ölüme sürüklenmiş gibi oluyor.

İbraniler 4:4-6 “Çünkü bir yerde yedinci günle ilgili şunu demiştir:

                          “Tanrı yedinci gün bütün işlerinden dinlendi.”

                            Bu konuda yine diyor ki,

                         “Onlar huzur diyarıma asla girmeyecekler.”

Demek ki, bazılarının huzur diyarına gireceği kesindir. Daha önce iyi haberi almış olanlar söz dinlemedikleri için o diyara giremediler.”

Yazar burada aydınlatılan, göksel armağanı tatmış, Kutsal Ruh’u almış, Tanrı Söz’ünün iyiliğini ve gelecek çağın güçlerini tatmış olan kişilerden bahsediyor. Ama bu kişiler düşerlerse; onları tekrar tövbeye getirmek imkansız olacaktır. Buna en iyi örnek sanırım Yahuda ve kral Saul olurdu. Bu kişilerin hayatlarında Tanrı’nın Kutsal Ruh’u çok iyi çalışmıştı. Yahuda 3 yıl boyunca Tanrı ile yürümüş ve daha sonra para uğruna O’nu satmıştı. İşte Kutsal Ruh’a karşı küfretmek…

*Soru: Kutsal Ruh’un hayatlarımızdaki etkisinden başka, melekler de böyle bir etkiye sahip midirler?
*Yanıt: İncil’de şöyle der: “Melekler Tanrı için hizmet veren ruhlardır.” Bizim bilmediğimiz herhangi bir yolla, melekler Tanrı’nın amaçlarını gerçekleştirmek üzere dünyada etkindirler. Ama nasıl ve hangi yollarla bunu bilmek çok zor.

*Soru: Elç. İşl. 1. bölümde görüyoruz ki İsa Mesih, Baba’ya gideceğini ve daha sonra Kutsal Ruh’un bizlere gönderileceğini “Kutsal Ruh’la vaftiz oluncaya kadar bekleyin” diyor. Daha sonra Pentekost’ un gelişini görüyoruz. Pentekost görüşe göre; Kutsal Ruh’un verilişinin belirtisi armağanlardır. İkinci vaftiz gerektiğine inanırlar. Bir diğer görüşe göre; Kutsal Ruh vaftiz edildikten sonra kişiye armağan olarak verilir. Biz Presbiteryenlere göre, Kutsal Ruh vaftizi nedir?
 *Yanıt: Kutsal Ruh’u alıp almadığımız konusunda emin olmanın sadece bir yolu var. Bu da İsa Mesih’e imandır. Çünkü farklı grupların da önerdiği gibi bazı armağanların bizde olduğunu gösteren işaretleri Kutsal Kitapta göremiyoruz. Ör: Diller armağanını ele alalım. Bazıları şöyle diyor: “Kutsal Ruh’un bize verilişinin belirtisi, her zaman dillerle konuşmak şeklinde görülür.” Ama İsa Mesih, vaftizinde Kutsal Ruh’u aldığında yabancı dillerde konuşmamıştı. Aynı şekilde

Pavlus’a da böyle olmadı. Filipeli hapishane gardiyanı da Kutsal Ruh’u aldığında, o da dillerde konuşmadı.

Eğer Ruh’un bizde oluşunu gösteren işaret her zaman dillerde konuşmak ise; o halde çok tehlikeli bir durumla karşı karşıyayız demektir. Bu durumda ne İsa Mesih, ne de Pavlus Kutsal Ruh’un doluluğunu almamıştır anlamını çıkarabiliriz.

Bu prensibi diğer armağanlara da uygulayalım:

1. Korintliler 12:11 “Bunların hepsini etkin kılan bir ve aynı Ruh’tur. Ruh bunları dilediği gibi, ayrı ayrı dağıtır.”

Eğer bir insan “Kutsal Ruh’un alınmasıyla beraber her zaman şu ya da bu armağan var olmalıdır” diyorsa; o zaman bunu söyleyen kişi yukardaki ayetle tam bir çelişki yaşıyor demektir. Çünkü bu ayet Kutsal Ruh’un, armağanlarını istediği gibi dağıtabileceğini söylüyor. Ve Kutsal Yazılarda hiçbir armağan her insanda var diye tek bırakılmamıştır.

Aynı bölümde 13. ayete Kutsal Ruh hakkında Kutsal Kitaba en uygun şeyi belirtiyor:

1. Korintliler 12:13 “İster Yahudi ister Grek, ister köle ister özgür olalım, hepimiz bir beden olmak üzere aynı Ruh’ta vaftiz olduk ve hepimizin aynı Ruh’tan içmesi sağlandı.”

Korint kilisesinin gerçekten de biraz düzeltilmeye ihtiyacı vardı. İçlerinde öğretiye ilişkin problemler yaşanıyordu. Kilise içinde problemler mevcuttu. Tüm bunlara rağmen Pavlus şunu söylüyor: “İstisnasız herkes bir Ruh’ta ve bir bedende vaftiz oldular.”

Kutsal Kitap, bize hiçbir zaman iki farklı insan grubundan bahsetmez. Yani “Kutsal Ruh’la vaftiz olanlar” ya da “Kutal Ruh’la vaftiz olmayanlar.” Tüm inanlılar, Kutsal Ruh’ta bir bedene vaftiz olmuşlardır.

*Soru: İsa Mesih’in Kutsal Ruh’u alması ile; inanlıların Kutsal Ruh’u alması aynı mı? Farklı mı?
*Yanıt: Tabi ki çok farklılık olacaktır bu konuda. Yukardaki örneği sadece Kutsal Ruh’un İsa Mesih üzerine nasıl büyük bir güçle geldiğini vurgulamak için kullandım. Bunun oluşuyla birlikte, diller armağanının gözükmemesini ayırt etmek amacıyla bu örneği verdim. Ama hiçbir zaman Pavlus’un Kutsal Ruh’u alışıyla; İsa Mesih’in Kutsal Ruh’u alışını aynı kefeye koyamayız. Bu örnekten İsa Mesih’i ayırsak bile; yine de diller armağanının oluşmadığını hem Pavlus; hem de gardiyandan anlamamız mümkündür.

*Soru: İbraniler 8. bölüm 11. ayette “Hiç kimse kendi yurttaşına, kendi kardeşine, Rab’bi tanıyın diye akıl öğretmeyecek. Çünkü küçüğünden büyüğüne kadar, onların hepsi beni tanıyacak.” diyor. O halde bizler neden kendi aramızda da Tanrı’yı tanıtmak gereği duyuyoruz?
*Yanıt: Kutsal Ruh insanları kullanır. Ve bizler Kutsal Ruh’un araçları olarak işlev görürüz. Bu yüzden pastörlerin, öğretmenlerin ya da öğrenci yetiştirmenin var oluşu, Kutsal Ruh’un öğretişini bir kenara atmak demek değildir. Ama burada bunlardan daha önemli bir şeyin oluşuna dikkatinizi çekmek isterim: Burada kastedilen “Tanrı’yı bilmek”; sistematik teolojiyi bilmek anlamında değildir. Kastedilen şey; Tanrı’yla yakın bir ilişki içersine girmiş olmaktır.

Karşımızda yerin ve göğün yüce Kralı var. Ve en küçük, en genç, en eğitimsiz inanlı bile Tanrı hakkında, dünyadaki en eğitimli insandan bile daha fazla bilgi sahibidir. Çünkü almış olduğu Oğul’luk Ruh’u içinde yaşamaktadır. Bu yüzden Tanrı’yı sevgili Babamız diye tanırız. O bizim en yakın arkadaşımızdır.

*Soru: Kutsal Kitap’ta İsa Mesih’e iman etmekle; Kutsal Ruh’u almanın aynı şey olduğunu görüyoruz. Kutsal Ruh imanlıda öyle bir çalışmalı ki; İsa Mesih’in adı yücelmeli. Kutsal Ruh geri plandadır ve İsa Mesih’i yansıtır.
*Yanıt: Hatırlamamız gereken en önemli şey şudur: Kutsal Ruh, Mesih’in Ruh’udur. Çoğu kilise kutsal Ruh’u Mesih’ten ayrı olarak aramaya çalışıyorlar. Bu tip şeyler elbette çok sakıncalı durumlar yaratabilir.

İbraniler 8:13 “Tanrı, ‘yeni bir antlaşma’ demekle ilkini eskimiş saymıştır. Eskiyen ve köhneleşen, çok geçmeden yok olur.”

*Sorulardan biri şuydu: “Eğer Eski Antlaşma gerçekten Tanrı’nın Sözüyse; nasıl köhneleşir ve yok olur?”

*Yanıt: Eski Antlaşma için yok oluştan bahsetmesi, onun kötü olduğu anlamını taşımaz. Bunun artık eskimiş sayılmasının başlıca sebebi, onun Tanrı tarafından belli bir amaç için gönderildiğini ve bu amacı yerine getirdiğini söylemesidir.

Galatyalılar 3:23-25 “Bu iman gelmeden önce, biz Yasa altında hapsedilmiştik, gelecek iman açıklanıncaya dek Yasa’nın tutuklusuyduk. Yani, Yasa imanla aklanalım diye Mesih’in gelişine dek eğiticimiz oldu. Ama iman gelmiş olduğundan, artık Yasa’nın eğiticiliği altında değiliz.”

Bu bölümde birkaç kere Pavlus “iman” sözcüğünü kullanmaktadır. Ya da buna eşdeğer bir kelime kullanılır. (25. ayette İngilizce çevirilerde “iman” kelimesi yerine eş anlamlı başka bir kelime kullanılmaktadır. Türkçe çevirilerde aynı kelime kullanılmıştır.) Bu bölümün arka planındaki tarihsel duruma bakalım: Pavlus, tarihteki bu dönüm noktasından bahsediyor. Ve İsa Mesih tarihin bu tam merkez noktasındadır. Tüm tarihi biz iki noktaya ayırabiliriz. İsa Mesih’ten önce ve İsa Mesih’ten sonra. Bu yüzden 23. ayette diyor ki “bu iman gelmeden önce.” Kullandığı “bu iman” kelimesi İsa Mesih’e ilişkin. Yani İsa Mesih gelmeden önce Tanrı halkı Yasa altındaydı. Burada Pavlus’un üzerinde yoğunlaştığı, teke tek şahıslar değildir. Bu nedenle diyor ki “iman gelmeden önce Tanrı halkı Yasa altındaydı.” 24. ayete tekrar bakalım: Yasa’nın belli bir amacı vardır. Pavlus, Mesih’ten önce yaşayan Tanrı halkının yaşamını çocukluk dönemine benzetiyor. Tanrı halkı (çocuklar) olarak bizle ilgilenen, bizi eğiten birine ihtiyacımız vardı. Daha doğru kelimelerle ifade etmek gerekirse; Eski Antlaşma altında bulunan Tanrı halkının, kendilerini eğitecek ve yetiştirecek birine ihtiyaçları vardı. Bu yüzden de Yasa, Tanrı halkını İsa Mesih’e getirmek üzere yönlendirdi, eğitti. Ör: Eski tarihte yaşayan bir İsrailli olduğunuzu düşünelim: Ve Yasa altında olduğunuza göre de, sünnet oluyorsunuz. Kahin halkısınız. Aynı şekilde Yasa altında olduğunuz için kurban sunmanız da gerekmektedir. Nesiller boyunca bunu yapmanız şarttır. Çocukluk döneminde olan Tanrı halkının üzerinde tüm bunların etkisi ne olmalı?

Tanrı halkının tümünü İsa Mesih’in geleceği güne yönlendirmek. Böylece tapınakta her seferinde bir kuzu kesilip; kan akıtıldığında insanlara hatırlatılan şey Kurtuluşun Rab’den olduğuydu. Sundukları her sunu ve kurban, onları Mesih’e yönlendirdi.

Yeni Antlaşma’ya geldiğimizde; Zekeriya ve Simon gibi insanlara rastladığımızda şaşırmamamız gerekir. Bunların hepsi İsrailin kurtuluşu için bekliyorlar. Tapınaktaki Simon’un ne dediğini hatırlıyor musunuz? “Rab’bin sağladığı Kurtuluşu görmeden ölmeyeceğim.”demişti. Yani Kutsal Yasa onu İsa Mesih’i aramaya yönlendirdi.

Ama çocuklar büyüdüğünde artık eğiticiye ihtiyaçları yoktur. Artık şimdi son çağda, yetişkinlik devresine erişmiş sayılmaktadır. Bu nedenle elimizden tutup; bizi İsa Mesih’e götüren Yasa’ya ihtiyacımız yoktur. Pavlus’un Efeslilerde öğrettiği gibi bizde artık ışık olduğunda, gölgeye ihtiyaç yoktur. Bu anlamda Eski Antlaşma eskimiştir.

Bununla şunu kastetmiyoruz:

Eski Antlaşma’yı okuyup, hiçbirşey alamayız. Pavlus’un da söylediği gibi, yazılan tüm bu şeyler, bizlerin eğitilmesi içindir. Dolayısıyla tüm bu kutsal yazıların hepsi Tanrı tarafından esinlenmiştir ve bizi iyi işler için yetkin kılarlar.

*Soru: Kutsal Ruh’un armağanlarından çok, Kutsal Ruh’un kendisinin önemli oluşunu bizim bakış açımıza göre açıklar mısınız?
*Yanıt: Tabi ki ilk öncelik, armağandan ziyade, onu veren üzerine yoğunlaşmaktır. Küçük çocukları olanlar bilirler. Onları sevdiğiniz için bir armağan verdiğinizi varsayalım. Sizden ziyade, verdiğiniz hediyeyi daha çok sevmiş olmaları, kalbinizi kırabilir. Çünkü sizin bu armağanı vermenizdeki asıl sebep; aranızdaki ilişkiyi derinleştirmekti. Ne yazık ki çoğu zaman insanlar daha ziyade armağanlara yönelirler. Böylece armağanların kendisi, armağanları veren kişiye yönelik olması gereken sevgimizi engelleyebilirler. Çünkü inanlılar olarak yaşam amacımız; Tanrı’yı tanımak ve O’nu sevmektir.

Başka bir uygulaması da olabilir.

Romalılar ve Korintliler bölümlerinde yazarların Ruh’un armağanları üzerinde yoğunlaşması, belki insanlar üzerinde biraz yanlış bir etki yaratmış olabilir. Sanki Kutsal Ruh’un çalışmaları bir paket içersine sınırlandırılarak, gerçek olmayan bir şeyi akıllarımızla yaratmış intibasını verebilir. Romalılar 12. bölüm, 1. Korintliler 12. bölüm ve Efesliler 4. bölümde belirtilen bu ruhsal armağanlar sadece bu kadarla kısıtlı değildir. Verilmek istenenler bu listeyle sınırlandırılmış değildi. Dikkatinizi çekmek istediğim şey; bu listelerin iki kategoriye ayrılabileceğidir.

Söz ve Eylem armağanları:

Bu nedenle yukarıda belirtilen bölümlerdeki ruhsal armağanlara yönelik ayetleri okurken; iki kategoriyi göz önünde tutmalıyız. Pavlus’un sıraladığı şeyler, hem söz hem de eylem armağanlarını kapsamaktadır.

Ruhsal armağanlar konusunda sorulması gereken esas soru ne olmalıdır?

Verilen bu listelere bakarak, kişi kendinde olan armağanları keşfedemez. Kişinin kendisine sorması gereken esas soru, Mesih’in bedenine ve komşularına bakarak şöyle olmalıdır: “İsa Mesih’in bedeninde, topluluğumda ve kendi çevremde; hem sözde ve hem de eylemde bu insanlara nasıl hizmet edebilirim?”

Bu sorudan sonra Kutsal Ruh’tan sizi, hem sözde hem de eylemde güçlendirmesini istemelisiniz.

Kutsal Ruh’un armağanları aşırıya kaçıp, abartmaya başlarsak; o zaman burçları da Hristiyanlığın öğretileri içine alabiliriz gibi bir fikrin oluşmasına meydan vermiş olabiliriz. “O aslan burcu, ben terazi burcuyum. Benim yöneticilik armağanım, senin dillerle konuşma armağanın var.”

Kutsal Ruh beden içinde böyle çalışmaz. Bizler kendimizi belirli kalıplarda bazı armağanlarla kısıtlarsak; Kutsal Ruh özgürce bizim içimizde çalışamaz. Kutsal Ruh bizleri belirli bir yönde eğitmek isterken; bizler durup; “hayır!..Ben bu yönde gitmek istemiyorum. Çünkü benim yardım etme armağanım var.”diyoruz.

Kutsal Ruh’a, hangi armağanlara sahip olduğumuzu söylemek yerine; kendimizi O’na bırakıp, O’nun bizleri yönlendirişiyle yürümeye çalışmamız daha doğru olur.

*Soru: Bazı imanlılar ruhsal armağanları, Kutsal Ruh’tan ayırıyor. Bu durumda Kutsal Ruh’un bize müdahalesi nedir?
*Yanıt: Hiçbir zaman ruhsal armağanları Kutsal Ruh’tan ayrı tutamazsınız, ayıramazsınız. Yapmak istediğimiz herkesin belirli bir dengede durmaya çalışmasıdır. Örnek verdiğim şeyler daha ziyade Amerikan kiliseleri çevresindeki şeylerdir. Orada kişiler ruhsal armağanlar üzerinde daha fazla dururlar.

Yeni Antlaşma’ya baktığımızda sanki ruhsal armağanlar üzerinde pek fazla durmuyor gibi gözüküyor. Ör: İncil Ruhun armağanlarından ziyade, insanın Kutsal Ruh tarafından kutsalıkta değişmesine daha fazla önem veriyor.

Çoğu zaman ruhsal armağanlar üzerinde yapılan birçok tartışma ve konuşma, Kutsal Ruh’un Kendisine verilmesi gereken önemi vermiyor.

Başka bir örnek verelim:

Yeni Antlaşma’daki Kutsal Ruh’u tanımlayan bir başka şey de; Kutsal Ruh’un tanık olarak işlev görmesidir. O, Kendisi bir görev ruhudur. Kilise üzerine dökülmüştür. Öyle ki kilise dünya üzerine yayılsın. Kutsal Ruh’un armağanları üzerine yapılan bu kadar konuşma ve tek yönlü dikkat, daha yüce olan görev ruhuna verilmesi gereken ilgi ve önemi engeller. Bu sebeple de kendi bedenimizi geliştirmek, bine etmek yerine; sürekli olarak ruhun armağanlarını nasıl kullanabileceğimiz konusuna takılıp kalırız. Ama Yeni Antlaşma’da İsa Mesih’in bedeni her zaman dışa açılması için bina edilir. Sadece verilen armağanların tadını çıkarmak için değildir.

Kısacası Yeni Antlaşma’da gördüğümüz gibi, bu konuda da bir dengenin sağlanmas gerektiği açıkca belirtilmiştir.

KUTSAL RUH’UN ARMAĞANLARI VE PENTEKOST’UN ANLAMI:

Pentekost günüyle ilgili farkına varmamız gereken ilk şey; bu günün tarihte bir dönüm noktası olduğudur.

Hatırladığınız gibi İsa Mesih, Elçilerin İşleri 1. bölümde Kudüs’te öğrencilerine şöyle diyordu: “Ben size Kutsal Ruh’u gönderinceye ve O’nun armağanlarını alıncaya kadar, burada bekleyin.”

Elçilerin İşleri 1:4-5 “Kendileriyle birlikteyken onlara şu buyruğu vermişti: ‘Kudüs’ten ayrılmayın, Baba’nın vermiş olduğu ve benden duyduğunuz sözün gerçekleşmesini bekleyin. Şöyle ki, Yahya suyla vaftiz etti, ama sizler birkaç güne kadar Kutsal Ruh’la vaftiz edileceksiniz.”

Ve öğrenciler İsa Mesih’in dediği gibi bekliyorlar ve Pentekost günü geliyor.

Elçilerin İşleri 2:1-13’ü lütfen okuyunuz.

Burada da dikkat ederseniz, Kutsal Ruh güçlü bir yel gibi yeniden geliyor. Ve Kutsal Ruh elçilerin üzerine gelmeye başlayınca; bahsedilen harika olay gerçekleşiyor. 12. ayette görüldüğü gibi, bu olaya tanıklık eden birçok insan, hayret ve şaşkınlıkla seyrediyorlar. Bazılarıysa elçilerin sarhoş olduğunu düşünüyorlar. 14. ayetten itibaren Petrus, vaaz etmeye ve Kutsal Yazılar’dan buna ilişkin gördüklerini açıklamaya başlıyor. Ve Yoel peygamberden alıntı yapıyor. “Gördüğünüz gibi bu adamlar sarhoş değillerdir. Ama Yoel peyamber aracılığıyla daha önceden bildirilen şeylerin yerine gelmesidir.”diyor. Yoel peygamber, Tanrı’nın Kutsal Ruh’unu kendi halkı üzerine dökeceğini söylemişti. Ama bizim üzerinde duracağımız ayet, 17. ayetteki “son günlerde” kelimesidir. Yoel peygamber geleceğe bakarak; özlemle Kutsal Ruh’un dünyaya gönderildiği günün, tarihin bir dönüm noktası olduğunun ve “sonun başlangıcının geldiğini işaret edeceğini” söylüyor. Petrus şöyle söylüyor: “Yoel peygamberin daha önceden söyledikleri bugün sizin gözünüzün önünde gerçekleşmiştir.”

Bugün, “Son günlerin” “Başlangıcını” belirtiyor. Ve Pentekost günüyle beraber dünya, kendi tarihinin son aşamasına girmiş oluyor.

Değişik bir bölüme bakarak; söylenenleri pekiştirelim:

İbraniler 1:1-2 “Tanrı eski zamanlardan peygamberler aracılığıyla birçok kez ve çeşitli yollardan atalarımıza seslendi. Bu son çağda da herşeyin mirasçısı olarak belirlediği ve aracılığıyla evreni yarattığı kendi Oğluyla bize seslenmiştir.”

Bu bölümdeki karşılaştırmaya dikkat edin!…Eski zamanlarda Tanrı, kedisini çeşitli yollarla belirtmişti. Ama son çağda (son günlerde) kendi Oğlu aracılığıyla konuştu. Tanrı’ını Kendi Oğlu’nda bize kendini açıklaması, yine dönüm noktasını belirliyor.

Başka bir bölüme daha bakalım:

Galatyalılar 4:4 “Ama zaman dolunca Tanrı, Yasa altında olanları özgürlüğe kavuşturmak için kadından doğan, Yasa altında doğan öz Oğlunu gönderdi.”

Zaman dolunca, yani tarih belirli bir aşamaya gelince Tanrı, Oğlunu dünyaya gönderiyor ve artık başka bir “Son çağ” başlıyor.