|
Bilirsiniz, "Gıyabi Milliyetçi"
lere her dönemde rastlanır. Kahramandırlar, uzak
görüşlüdürler. Alçak gönüllüdürler. Cömerttirler de...
Kendileri yaşamak için çırpınırken, canlarından çok sevdikleri
kardeşlerine kahramanca ölmeyi sunarlar...
................
İşte Hatko Guşan, kendi döneminin
"gıyabi milliyetçilerine" sizlerle paylaştığımız bu yazı ile
seslenmişti yıllarca önce...
................
İşe yaramış mıydı sizce...
................
Necdet Hatam |
Yüksek Elbruz… Yüce Dağ… Rüyalarımızın
Dağı… Karadeniz…
“- Bu dağdan iki gümüş nehir doğar. Damla-damla, avuç-avuç
çoğalarak korkunç iniltiler halinde akar aşağılara… Ve rivayet
edilir ki bu iki göz su, bahtı kara Çerkes milletinin göz
yaşlarıdır. Ve de inanılır ki bir gün bu sular sevinç göz
yaşlarına dönüşecektir….”
Bunlar turist olarak Türkiye’ye gelen bir Kafkasyalı kardeşimizin
söyledikleri.
…Ve vatanını, milletini seven her Çerkesin duygularını dile
getiren sözler… En müşkülpesent olanımızın dahi zihninde soru
işareti bırakmayacak kadar açık, hisli ve cesur.
Demek, sadece biz yaşamıyoruz. Eğer
yaşamak, -insan gibi yaşamak-içinden geçenleri söyleyebilmekse,
onlar da yaşıyorlar demek.
Söylemek, söyleyebilmek, Kafkasya’da yaşayan bir Çerkes için bir
cesaret ve fedakarlık ise, o da güzel… Hem bir bakıma daha da
güzel… Yaşamak yoksa eğer, yaşama savaşı da mı yok?... Diliyle,
okuluyla, kültürüyle ve karış karış büyüyen vatan toprağıyla.
Her istediğini söyleyebildiğini sandığın bir ortamda , kendi
varlığını bile söyleyemeden, hiçbir şey yapamadan, acz içinde
damla, damla erimek…
Veya vatanında, toprağında, varsa kötülükleri elinle, dilinle
düzeltmek, iyilikleri daha ileri götürmek… Hangisinin daha insanca
ve şerefli olduğu tartışılır mı?...
“ – Ben konuşmak istiyorum, ben yaşamak istiyorum…” diyerek yan
çizmek, yaşadığını zannederek her gün biraz daha ölmek, ne güne
kadar?...
Ne güne kadar, böyle korkak olmak, böyle kaçmak…
…Ne güne kadar, göbekteki ve ensedeki halkaların yaşama işareti
olduğunu
zannetmek… Yemek, içmek, uyumak konuşmak ağız dolusu… Yaşamak
sadece bu mu, bu kadar mı?
Biz diyoruz ki bu kadar değil !!!...
Biz diyoruz ki, eğer bir toprağa
“toprağım” eğer bir vatana “vatanım” diyemiyorsan: yazamıyorsan
kendi dilini okulunda… Sen yaşamıyorsun… |