MENÜ

 
 
 
 

www.circassiancanada.com         

Sefer Ersin Berzeg, Diasporamızın yetiştirdiği en önde gelen araştırmacılarımızdan. Aşağıda sunduğumuz belgeler araştırılarının sadece küçük bir bölümü. Belgeleri özenle okuduğumda;

...........
“Osmanlı’nın, Çerkeslere soykırım uygulayan ve Çerkesleri süren Çarlık Rusyası ile “Çerkeslerin Sürgünü” konusunda kendi çıkarları için anlaşmış olduğu” bilinen gerçeğini, yeniden düşünmezlik edemedim.
...........
Vatanlarının kurtarılacağı sözleri ile isyan ettirilip vatanından edilen Abhazların, ülkede yaşayanların yarısı olduğunu belirten sonuç bölümünü, Abhazya’nın yakıcı bir şekilde nüfusa ihtiyacı olduğu şu günlerde yüreğimin yanmasına engel olamadım.
...........
David Urquhart’ın yıllarca önce yapmış olduğu, “Rusya ile mücadelede yalnızca kendi gücünüze güveniniz…” uyarısını da anımsadım.
...........
Necdet Hatam

.........

1877 - 1878 OSMANLI - RUS SAVAŞINDA
KUZEY KAFKASYA VE SÜRGÜNDEKİ KAFKASYALILAR  -1

Sefer Ersin Berzeg

Kafkasya Gerçeği, Sayı 1, Temmuz 1990, Sayfa 3-24

.........

.........

Çerkeslerin kitleler halinde anayurtları Kafkasya'dan sürülmesi (1864) ve Anadolu ile Balkan ülkelerine yerleşmelerini izleyen yıllar, Osmanlı İmparatorluğu'nda özellikle Hıristiyan uyruklar arasında milliyetçilik ve bağımsızlık akımlarının da yükseldiği yıllardır. Bu nedenle İmparatorluğun sadece Rumeli'ndeki topraklarında bile 300.000 kişiye yakın bir kitle oluşturan Çerkes göçmenleri, 1876 yılındaki Osmanlı-Sırp Savaşına ve 1876 Bulgar ayaklanmalarının bastırılmasına, Osmanlı devleti lehine ve aktif olarak katılmak durumunda kalmışlardır. Karl Marx'ın deyişiyle, "çağın en gerici imparatorluğu" olan Çarlık Rusya’sının körüklediği Panslavizm propagandasının doğrudan etkisi altında bulunan bu halkları, kendilerini yurtlarından süren Çarlık Rusya'sı ile özdeşleştirdikleri için, katıldıkları savaşlar ve bastırma olaylarında onlara karşı acımasız davrandıkları da düşünülebilir.

Bu savaşların tarihini yazanlardan Osmanlı komutanı Ahmet Muhtar Paşa diyor ki; "Çerkesler Sırbistan Savaşında pek çok yararlık göstermişlerdir. Savaşın devamı süresince hafif süvari görevini, arazinin zor koşullarına bakıldığında başka hiçbir süvarinin ifa edemeyeceği derecede ustaca yerine getirmişlerdir. Çerkesler her yerde kuvvetlerine göre on beş ile otuz atlıdan oluşan bir iki takım oluşturur ve birbirlerinden asla ayrılmazlardı. Yürüyüşte, savaşta daima beraber bulunur, masraflarını da ortaklaşa görürlerdi. Her takım askerlik ve özel yaşamlarında mutlak amir olmak üzere, içlerinden birini kendilerine reis seçerlerdi. Çerkes gönüllüleri, son derece faal, cesur ve bağlı idiler. Bunlara verilen bir görevin mutlaka yerine getirileceğine her amir daha önceden emin olurdu. Aldıkları emri yerine getirmedikçe durmak dinlenmek bilmez, yorgunluk ve tehlikeden korkmaz, askeri görevin tamamen yerine getirilmesini kendileri için bir şeref gereği sayarlardı. Ordunun daima ilerisinde gider ve düşmanla temasa çalışırlardı. Çerkesler, Çerkes filintası denilen uzun bir tüfek veya vinçester karabinasıyle, hançer ve düz ve enli bir kılıç ile silahlı idiler. Kılıç kullanmakta olağanüstü ustalıkları olup düşmanın kafasını bir vuruşta gövdesinden ayırırlardı. Bu savaşta Çerkeslerin zulüm ve gadri hakkında söylenen ve yazılan sözlerin hepsi bunların, elinde silah olarak rastladıkları düşmanı asla affetmeyerek öldürmelerinden meydana gelmiştir. Yoksa kendini koruyamayacak durumda olan halk hakkında zor ve şiddet kullanılması Çerkeslerce alçaklık sayılır ve bu gibi olaylara karışanlar takımdan kovulurdu."(2)

O günleri anlatan diğer bir yazar da şöyle diyor : "Tuna'nın sağ kıyısından güneye uzanan engin topraklarda tehlikede olanlar Hıristiyanlar değildi. Müslümanlardı tehlikede olanlar. Hele ancak on yedi yıldan beri bu taraflara yerleştirilmiş olan Kafkasyalı göçmenler pek masum idiler ve özellikle bu "masum" göçmenler, Bulgarların gün geçtikçe artan kudurganlıklarına bir türlü anlam veremiyorlardı. Bunlar Kafkasya'yı yarım yüzyıl Slav saldırısına karşı savunmuş olan mert insanlardı. Gözlerini daldan budaktan sakınmaz, atılgan mücahitlerdi... Sonra hepsi dini bütün Müslümanlardı... bu Kafkasyalılar, Abzahlar, Shapsughlar, Kabardeyler ve Abazalar öyle kendilerini Hıristiyanlara doğratacak yumuşak başlı adamlar değillerdi. Uzun kavgalardan ve tehlikeli savaşlardan sonra, bir Müslüman ülkesinde barış içinde rahat yaşamak istiyorlardı... Tam "oh" diyecekleri sırada Bulgar çeteleri baskınlara başlamışlardı. Bedbaht Bulgarlar! Böyle adamların burnuna kan kokusu vermenin ne felaket doğuracağını kestirememişlerdi."(3)

Gerçekten, Osmanlı makamlarının eline geçen ve ayaklanan Bulgar çeteleri arasındaki görev bölümünü içeren 17 Nisan 1876 tarihli bir belgede, vahşice birçok tasarı arasında şu satırlara da rastlanmaktadır : "...Onların (bir kısım Bulgar çetelerinin) görevi daha önemli olacak. Mohova ile Vaslıpça arasında ne kadar Çerkes köyü varsa hepsini onlar basacaklar. Bu mel'un Çerkeslerden bir kişi sağ bırakılmayacak, kadınları, kızları, hatta beşikteki çocukları da yok edilecek. Çerkes köylerinde eli çabuk tutmak gerekir. Bu köylerde çeteler yağma ile hiç zaman kaybetmemelidirler..."(4)

1876 - 77 yıllarında tüm Avrupa basınında, Panslavist Çarlık propagandasının oluşturduğu, genellikle haksız bir Türk ve Çerkes düşmanlığı göze çarpmaktadır. Doğu Rumeli'de, Makedonya'da ve Dobruca'da küçücük köyler halinde dağıtılmış ve kendi yaşamlarını korumaya çalışan Kafkas göçmenleri, bağımsızlık savaşı yöntemlerini yukarıdaki belgenin pek iyi gösterdiği "masum" Bulgarlara zulmetmekle suçlanmaktadırlar. Zorunlu olarak ve en başta bu yabancı toprakta köylerini ve ailelerini koruma içgüdüsüyle Osmanlı'ların safında yer alan Çerkeslerin "zulümleri", 1876’da Sırbistan Hükümetinin savaş ilanı bildirisinde yer aldığı gibi,(5) 1877 Osmanlı-Rus Savaşının da bahanelerinden birini oluşturmaktadır. Bu durum, savaş sonunda, Balkanlar’a yerleşeli daha yirmi yılı bulmamış olan bu göçmenlerin
çok olumsuz yönde etkileyecek ve Osmanlı'ların yenilmesi, onların buradan da ikinci bir sürgüne tabi tutulmalarına yol açacaktır.


SAVAŞIN BAŞLAMASI VE SÜRGÜNDEKİ KAFKASLI'LARIN TUTUMU

Osmanlı-Rus Savaşı 23 Nisan 1877 tarihinde, Çarlık Rusya'sının Osmanlı İmparatorluğu'na savaş ilanıyla başladı ve hem Balkanlar'da hem de Anadolu'nun Kafkasya sınırlarında cereyan etti. 1878 yılı Ocak ayının sonunda Edirne'de imzalanan silah bırakışması ve bunu izleyen Ayastefanos ve Berlin anlaşmalarıyla ve Osmanlıların yenilgisiyle sonuçlandı. Savaş boyunca Osmanlılar tüm Kafkasyalılardan doğal müttefik olarak yararlanmaya çalışırken, Ruslar da sürgündeki Kafkasyalıları etkisizleştirmeye ve Kafkasya'da oluşan ayaklanmaları bastırmaya çalıştılar. Abhazya-Adigey ve Çeçenistan-Dağıstan yörelerindeki bu ayaklanmalar, tüm Kafkasya'daki Rus kuvvetlerinin hemen yarısının bastırma ve kıyı koruma görevlerinde kullanılmasına ve büyük ölçüde hareketsizleşmesine neden oldu.(6)

Anayurttakiler gibi sürgündeki Kafkaslılar da bu savaşı anayurtlarını bağımsızlığa kavuşturmak ve oraya dönmek için bir fırsat olarak değerlendirmişlerdi. Bu nedenle yeni göçmenlerin birçoğunun henüz askerlik yükümlülüğü de bulunmamasına karşın gönüllü olarak cephelere koştular.

Daha Çarlık Rusya'sı ile ilişkilerin bozulmaya doğru gittiği sıralar Çerkes göçmenlerinin Sırp Savaşı ve Bulgar ayaklanmasının bastırılmasındaki özverili davranışlarından etkilenmiş olan Sadrazam Midhat Paşa, onların önderlerinden Gazi Muhammed Şamil ile görüşerek ondan Kafkaslarda yardım istemişti. Savaş gerçekleştiğinde aynı öneri bu kez Padişah Abdülhamit tarafından yapıldı. Ancak geniş bir hazırlığa zaman kalmadığından iş dar bir çerçevede ele alındı. Gazi Muhammed'e ferik (tümgeneral) rütbesi verildi. Gazi Muhammed Padişah'ın fermanını ve kendi mektuplarını taşıyan bir kurulu gizlice Dağıstan ve Çeçenistan'a gönderdi. Kendisi de Çeçen, Dağıstanlı ve diğer Kafkas göçmenlerinin oluşturduğu bir birlikle Kafkas cephesine hareket etti.(7)

Kuzey Kafkasya bağımsızlık savaşının son önderlerinden olan Hacı Giranduk Berzeg, yüz yaşını aşmış bulunmasına karşın Adige, Wubıh ve Abhazlardan oluşturduğu gönüllü Çerkes süvari birliğinin başında Rumeli'ne geçerek Osmanlı'ların Balkan Ordusu'na katıldı.(8) Sürgündeki Abhazların liderlerinden Çaçba Hasan Bey, Maan Kamlat vb. Kafkasya kıyılarına çıkarılacak Abhaz, Wubıh ve Adige gönüllülerinin başında Trabzon'da yer aldılar.(9

Düzce yöresinden topladığı Adige ve Abhaz göçmenleriyle karargahını takviye eden Ferik (tümgeneral) Bıjnav Muhlis Paşa, Kars Kolordusu'nda 2nci Tümen Komutanı olarak savaşa katılıyordu. Savaşın başlarında yaralanarak İstanbul'a dönmek zorunda kaldı(10)

Çarlık ordusunda general iken 1865 yılında bir kısım Çeçen ve Osetinle birlikte Anadolu'ya göç ederek Osmanlı Ordusunda görev almış bulunan Osetyalı Mirliva (tuğgeneral) Musa Kundukh, Samsun -Tokat - Sivas yörelerinden gelerek Kafkas cephesindeki Osmanlı kuvvetlerine katılan ve bu cephenin hemen tek süvari gücünü oluşturan Çerkes (Adige-Abaza-Osetin-Lezgi vs.) gönüllü süvarilerinin komutanlığına getirildi.(11)

Balkan Ordusu'nda görevli bulunan Müşir (mareşal) Mocan Rauf Paşa, savaşın sonlarına doğru Seraskerlik makamına atanarak, tüm Osmanlı ordularının başına getirilecekti. Dağıstanlı Mirliva Mehmet Muhlis Paşa, Balkan Ordusu'nda süvari birlikleri komutanı olarak görevliydi. Çerkes İbrahim Paşa da savaş boyunca aynı orduda Gönüllü Çerkes Atlı Birlikleri ne komuta etti. Çerkes Hafız Paşa'nın oğlu Miralay (albay) Sadettin Bey, savaşa bu cephede alay komutanı olarak katılmıştı, savaş sırasında mirliva (tuğgeneral) rütbesine yükseltildi. Müşir Rauf Paşa'nın kardeşi Deli Hüsrev Bey (Mocan) da Balkan ordusunda süvari komutanıydı, daha sonra mirliva rütbesinde iken öldü.(12)

Deniz Feriki (tuğamiral) Dilaver Karzeg Paşa, Tuna nehrindeki Osmanlı filosunun komutanı iken Rusların Balkan'ların güneyine sarkarak Tuna'yı da geçmelerinden sonra Çerkes gönüllü kuvvetlerine katılarak bunlardan bir birliğe komuta etti.(13)

Balkan Ordusu'nda Seyyar Ordu 2 nci Tümen Komutanı olan Ferik Tuğa Fuat Faşa, bu savaşlarda Ruslara karşı gösterdiği başarılarlA "Elena Kahramanı" unvanını kazandı ve Müşir (Mareşal) rütbesine yükseltilerek savaşın sonunda Genel Komutanlık Vekaletine getirildi. (14)

Gönüllü olarak oluşturdukları tüm bu silahlı güçler ve Osmanlılar lehine gösterdikleri yararlıklar nedeniyle, Çerkes göçmenleri savaş sırasında ve sonrasında Rusların ve onların bağlaşığı olan Bulgar ve Romenlerin düşmanlık hedefi haline geldiler. Buna karşılık Osmanlı komutanlarını ve yöneticilerini de hiçbir zaman yeterince memnun edemediler. Çoğunluğu nizami süvari birliklerinde görevlendirilmiş olan eski göçmenler dışında hepsi gönüllü olarak kendi atları, silahları ve ulusal giysileriyle orduya katılmışlardı. Öncülük, keşif, haberleşme gibi kişisel cesaret ve yetenek isteyen en tehlikeli görevleri riayetsiz yapıyorlar buna karşılık günlük tayınlarını (ekmek) bile düzenli bir şekilde alamıyorlardı. Türkçe de bilmedikleri için dertlerini kimseye anlatamıyor, ancak birbirlerine sarılıyor, kendilerinin ve atlarının ihtiyacını sağlayabilmek için çok defa köylülerin mallarına ve savaş ganimetlerine el koyuyorlardı.

Örneğin birinci Plevne Savaşından sonra gönüllü Çerkeslerden birisi kasabada kendisine et satmayan Bulgar bir kasabı yaralamış, cezalandırılacağını anlayınca kasabayı terk ederek ortadan kaybolmuştu. Yine aynı dönemde Plevne komutanı Osman Paşa, gece savaş alanında ölüleri araştırırken yakalanan beş Çerkes'i "yağmacılara ibret olması için" derhal asarak idam ettirmişti.(15)

Kars cephesinde de yiyecek almak isterken bir Ermeni köylüsünü öldüren bir Çerkes gönüllüsü Ahmet Muhtar Paşa'nın emriyle asılarak idam edilmiş, bu durumu kendilerine hakaret kabul eden ve onunla birlikte Samsun yöresinden gelmiş bulunan altı yüz Çerkes gönüllüsü, ellerindeki ordu malı silahları atarak çekilip gitmişlerdi. Seraskerlik makamından bunların derhal yakalanarak dört yıl zorunlu askerliğe tabi tutulmaları emredilmiş, fakat bir tanesi bile yakalanıp geri getirilememişti.(16)

Kafkas gönüllüleri anayurtlarında alıştıkları şekilde ve kendi gerilla yöntemleriyle savaşmakta inat ediyorlar, ancak kendi seçtikleri önderlerine itaat ediyorlardı. Hatta yaralılarını bile ordunun hastanelerine ve -çoğu Hıristiyan ve Yahudi olan- Osmanlı doktorlarına emanet edemiyor, ölülerini ise ne pahasına olursa olsun savaş meydanında bırakıp gitmiyorlardı. Gazi Ahmet Muhtar Paşa'nın katibi Mehmed Arif Bey'in deyişiyle bunlar için "kavmi ve milli adetlerinden bir şeyi feda etmektense ölümü ihtiyar etmek daha ehven" di.(17) Sonuç olarak Kafkas göçmenlerinin oluşturduğu gönüllü ya da nizami birlikler bu savaşta anayurtlarında gösterdikleri ölçüde başarılı olamadılar denebilir. Bunu da kendilerine bütünüyle yabancı topraklarda bulunmalarından kaynaklanan doğal bir sonuç olarak kabul etmek gerekir.

.........

.........

          

kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı  kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı  kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı  kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı  kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı  kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı

www.circassiancanada.com         

..