MENÜ





 

.

.

HEPSİ BU KADAR MIYDI?
Hatko Güşan

Yamçı Aylık Sosyo-Kültürel Dergi,  Şubat 1976 sayı: 4

.

.

On sekiz yaşının enerji ve heyecan dolu çağında gelmiştik, okumak “adam olmak” için büyük kentlere… Ankara’ya… İstanbul’a… Doğal bir güdüyle koşmuştuk derneklere… Bizden olanlarla bir bütünün parçaları gibi hemen kaynaşmıştık. Bazı, bazı kalbimiz genç göğüslerimizi yırtacak gibi olmuştu gururdan… Gülmüştük, oynamıştık, alkışlamıştık… En içten kahkahalarımızı hep biz-bizeyken salıvermiş, en sıcak göz yaşlarımızı hep biz-bizeyken akıtmıştık. Parasızlığımız, okul ve derslerle ilgili dertlerimiz hep biz-bizeyken en güzel mutluluklara dönüşmüştü. Hayallerimiz vardı. Umutlarımız vardı. Yapacak çok işimiz vardı… Hele bir bitsindi şu okul, bir gelsindi “ekonomik özgürlük”… Daha büyük, daha güçlü, daha faydalı olacaktık. “Bir şeyler” yapacaktık. Aydınlardık biz… Yarınlardık biz…

Mut ve umut dolu yıllar bitti… Okullar bitti. Bir şeyler olduk: Doktor olduk, subay olduk, mühendis olduk, öğretmen olduk, iş adamı olduk… “Ekonomik özgür”dük. Evlendik. Çocuğumuz oldu… Ve… Bir şeyler oldu bize… Yeni-yeni özlemler edindik. Yeni-yeni dertler… Televizyon, buz dolabı araba… Giysi… Hanımın saç rengi… Çocuğun kaka rengi… Eşimiz, çocuğumuz, azıcık sıcak koltuğumuz… Bu küçük üçlü içinde sıkışıp kaldık… Eş-çocuk-koltuk… Koltuk-çocuk-eş… Çocuk-koltuk-eş… Eş-koltuk-çocuk… Mutluluktan uçuyoruz. Çocuk “babacııım” diyor, eş “sevgilim…” diyor… Ve bu kadarı yetiyor bize…

Ve bir yerlerde kardeşlerimiz para ile satılıyor… ve uzaklarda… kardeşlerimiz kucak açmış bekliyor bizi… ve biz “bir şeyler” olmuş, “bir yerlerde”yiz.

Heyyy Nıbjeğu… Hepsi bu muydu. Hepsi bu kadar mıydı…

.

.

          

.