|
Türkler Kafkasya'da:
İstanbul, 1453 yılında Osmanlı Hükümdarı II. Mehmet
tarafından fethedilmişti. Böylece, İstanbul ve Çanakkale
Boğazlarının kontrolü Türklerin eline geçmişti. Ancak
Kırım, Kafkasya ve Anadolu sahillerinde birçok kale,
şehir İtalyanların elinde bulunuyordu. Cenevizliler,
Kırım Hanlığı'na rağmen Kefe, Azak, Anapa, Taman, Kaplu
gibi sahil şehirlerinde varlıklarını sürdürüyor, ticaret
yapıyorlardı. Kırım Hanzadeleri arasındaki taht
kavgalarından yararlanarak durumlarını koruyorlardı.
Taht için kardeşleriyle savaşan Mengli Geray, zor duruma
düşünce, Kefe'deki Cenevizlilere sığındı. Ne var ki,
yardım göreceğini ümit ederken, çok geçmeden esir
durumuna düştüğünü anladı. Bunun üzerine, kale dışındaki
adamlarını İstanbul'a gönderdi. Fatih Sultan Mehmet'ten
yardım istedi.
Osmanlı Donanması, 1475 yaz aylarında Kefe önlerine
geldi. Kaleyi kuşattı. Cenevizliler, kurtuluş ümidi
görmeyince, şartlı teslim oldular.
Osmanlı Donanması, o yıl ve daha sonraki yıllar
hareketini sürdürdü. Anapa, Taman, Kaplu ve Azak
Kalelerini tek tek düşürdü. Kırım Hanlığı, Osmanlı
himayesine alındı.
Kırım ve Kafkasya sahillerinde bulunan, ticari
fonksiyonları büyük kale şehirleri Osmanlıların elinde
bulunacak, bunların dışında kalan geniş alanlar Kırım
Hanlığı'nın denetimi altında kalacaktı. Halkının çoğu
göçebe olan Hanlık için, bu idari taksimat son derece
uygundu.
Ortaya çıkan bu durum, Kabardey prenslerini rahatsız
etmişti. Artan Tatar baskısı üzerine, Çar IV. İvan'dan
yardım istemek durumunda kalmışlardı. Çar"ın bu davete
uyarak, Terek Boylarına inmesi, daha büyük tepkiler
doğurdu. Bir Osmanlı Ordusu, güneyden yürüyerek,
Dağıstan ve Kabardey Bölgeleri'ni işgal etti. Terek
Boyu'ndaki Kazak Koloni Merkezlerini dağıttı.
Böylece Kafkasya, Kırım ve Osmanlı hakimiyeti altına
girdi, Stratejik mevkilerde Osmanlı Garnizonları
bulunacaktı. Kırım Yarımadası, geniş bozkırlar ve Kuzey
Kafkasya Hanlık tarafından yönetilecekti. Bundan sonra,
Kafkasya’nın dış dünya ile olan ilişkileri, Kırım
Hanlığı, özellikle Osmanlı Devleti vasıtasıyla olacaktı.
İngiltere'nin Akdeniz Ufkunda Görünmesi:
Türklerin İstanbul'u fethetmeleri, Karadeniz ve
Akdeniz'e hakim olmaları Avrupa İle Asya arasındaki
ticari ilişkileri kontrolleri altına almaları, dünyadaki
siyasi hedef ve güç dengelerine değişik bir boyut
kazandırmıştı. Avrupalılar, Uzak Doğu’ya gitmek için
yeni çareler aramışlar; zorlu denemeler sonunda o güne
kadar bilinmeyen yollar ve kıtalar keşfetmişlerdi.
Amerika'nın ve Afrika'nın güneyinden geçen deniz yolunun
keşfi ile okyanusların ötesindeki bilinmeyen yerler, gün
ışığına çıkmıştı.
Ancak, elde edilen bu yeni imkanlara rağmen, hiçbir
Avrupalı Devlet, Akdeniz ve Orta Doğu ticaretinden
vazgeçemezdi. Bunun için de Osmanlı Devleti'nin onayını
almak ve O'nunla anlaşmak zorundaydı. Zira, Karadeniz'i
ve Akdeniz'i birer içdeniz haline getiren Türklerin
rızasını almadan buralarda ticaret yapmak mümkün
değildi.
İlk adımı, Fransızlar attı. Osmanlı Hükümdarı Kanunî
Sultan Süleyman'dan, Akdeniz Limanlarında ticaret yapmak
için izin aldılar.
İngiltere, Fransa'nın elde ettiği bu imkanın ne demek
olduğunu çabuk fark etmişti. Buna benzer imtiyazları,
kendisi de almak istiyordu. Fakat dini duygularla
Müslümanlara düşman olan Papa ve Hıristiyan Fanatikler,
Avrupalıların Türklerle ilişki kurulmasına karşıydılar.
İngiliz Hükümeti, bu tür baskılara rağmen, 1575 yılında
John Wright ve Joseph Cloments adında iki tüccarı
İstanbul’a gönderdi. Polonya Yolu'yla Osmanlı Taht
Merkezi'ne gelen İngilizler, bir yıldan fazla burada
kaldılar. Türkleri tanımaya çalıştılar, ticari
çıkarlarının ne olacağını araştırdılar.
Gelip gitmeler devam etti. İngiliz ve Osmanlı
Hükümdarları arasında karşılıklı mektuplar getirilip
götürüldü. William Harborne, Edward Osborne, Richard
Staper adlarındaki İngiliz Elçileri, Sadrazam Sokullu
Mehmet Paşa'yı Padişah'ın hocası Saadettin Efendiyi ikna
ettiler.
Nihayet, 1580 yılında Padişah III. Murat ile Kraliçe
Elizabeth arasında yazılı bir ticaret antlaşması
imzalandı. İngilizce ve Türkçe metinler, her iki
arşivlerine girdi.
Bu antlaşmaya göre; İngiliz bayrağı taşıyan gemiler
Osmanlı Ülkesi'nin bütün limanlarına girebilecek ve
ticaret yapabileceklerdi.
İngiltere, sadece ticarî münasebetlerle yetinmedi. Bir
tüccar olan ve Osmanlı Padişah'ından ticarî imtiyazlar
koparan William Harborne'u, 1583 yılında daimi elçi
olarak İstanbul’a gönderdi.
İlk ticari antlaşma, kısa süreliydi, iki ülkenin
birbirini tanıması için bir deneme idi. Ancak, bunun
arkası devam etti. 1580 -1799 yılları arasında geçen 219
yıllık zaman içinde, ticarî antlaşmalar on bir defa
yenilendi.
İngiltere'nin Karadeniz Limanlarına Girmesi:
İngiltere, antlaşmalara dayanarak Akdeniz'de büyük
ölçüde ticari faaliyette bulunuyordu. Büyük ihtimalle,
İngiliz ticaret gemileri boğazlardan geçerek,
Karadeniz'de de dolaşıyorlardı, İngiltere’nin Karadeniz
ticaretinden ne kadar pay aldığını, buradaki ticari
yoğunluğun ne ölçüde olduğunu bilmiyoruz. Ancak, siyasi
gelişmeler İngiltere’nin Karadeniz'de de geniş ölçüde
boy göstermesine neden olmuştur.
Bir zamanlar Moskova Prensliğinden ibaret olan Rusya,
Osmanlı Devleti aleyhine gelişerek büyük bir devlet
olmuştu. Türklerle Ruslar arasında, 25 yıl süren altı
büyük savaş olmuş, iki devlet barışması mümkün olmayan
zorlu cepheler oluşturmuşlardı.
Fransa ihtilâli, ardından Napoleon'un iktidar olması,
Avrupa'daki siyasi hudutları değiştirmiş, güç
dengelerini bozmuştu. Fransa, kuzeyden Rusya'yı,
güneyden Osmanlı Devleti'ni tehdit eden bir unsur haline
gelmişti.
Napoleon'un Mısır'ı işgal etmesi, Rusya ile Osmanlı
Devleti'ni birbirine yaklaştırmıştı. 1798 yılında iki
devlet arasında, dostluk ve ortak savunma antlaşması
imzalandı.
Bu antlaşmanın bizi ilgilendiren en önemli maddesi, şu
şekilde kaleme alınmıştı.
-"... Her iki devlet, Karadeniz'i kapalı bir deniz
sayarlar. Hiçbir devletin (Rusya ve Osmanlı hariç) savaş
ve ticaret gemileri Karadeniz'e giremez."
Fransa ile savaş halinde olan İngiltere, bu özel
durumunu öne sürerek, Rusya ile Osmanlı Devleti arasında
yapılan anlaşmaya katılmak istedi. Nitekim, müzakereler
sonunda, ittifaka İngiltere'de dahil edildi. 5 Ocak 1709
tarihinde Osmanlı Padişahı III Selim ila İngiltere Kralı
III. Jorj arasında bir antlaşma imzalandı
Anlaşmanın birinci maddesinde; "Rusya İmparatorluğuna
anlaşma ile bağlı İngiltere Krallığı, Osmanlı - Rus
anlaşmasına katılmıştır" denilmiştir.
Böylece, diğer Avrupa devletlerine kapatılan Karadeniz,
bu şekilde İngiltere'ye tekrar açılmıştı. Sözde üçlü
ittifakla, cephe güçlendirilmişti.
Barışa ve Dostluğa Rağmen Sürdürülen Düşmanlık:
Yukarıda ifade edildiği gibi, Fransız tehlikesine karşı
İngiltere, Rusya ve Osmanlı Devleti ortak bir güç
oluşturmuşlardı. Sözde dost olacaklar, her türlü
tehlikeye karşı müşterek savunma yapacaklardı.
Ancak, Rusya ve İngiltere, dostluk perdesinin arkasında
düşmanlıklarını sürdürdüler. Rusya, Karadağlıları ve
Sırpları ayaklandırdı. Doğuda da Kral Heraklis ölünce,
Gürcüstan'ı ilhak etti. Ardından, Balkan halklarını
korumak bahanesiyle, 1806'da Romanya'ya girdi. Bir
saldırı beklemeyen Osmanlı kaleleri tek tek düşürüldü.
Kalelerde bulunan Müslüman halk, kanlı bir şekilde
kılıçtan geçirildi.
Osmanlı Devleti, zor durumda olmasına rağmen; 3 Ocak
1807'de Rusya'ya savaş ilan etti. Başta İngiltere olmak
üzere, savaşın nedenlerini birer nota ile bütün Avrupa
devletlerine bildirdi.
İngiltere, üçlü paktın yıkılması, Osmanlı Devleti'nin
Fransa'ya yönelmesi ihtimalini düşünerek, savaşı önlemek
istedi. Bu maksatla Rusya'ya değil, Osmanlı Devleti'ne
baskı yapmaya kalktı.
İngiltere’nin İstanbul’daki elçisi Lord Arbutnot,
Osmanlı Devleti savaştan vazgeçmediği takdirde, İngiliz
Donanması'nın işe müdahale edeceğini bildirdi.
Türk Hükümeti, İngiliz tehdidine aldırmadı. Bunun
üzerine, İngiliz Donanması Çanakkale Boğazı'nı geçerek
İstanbul önlerinde demir attı.
İstanbul halkı, galeyana gelmişti. Savunma için
tedbirler alındı. Türk Hükümeti'de, İngiliz
Donanması'nın, Marmara Denizi'ni derhal terk etmesini
istedi. Aksi halde, karşı saldırının kaçınılmaz
olacağını bir ultümatonla bildirdi.
İngiliz Donanması, başarının kolay olmayacağını
anlamıştı. Hezimete uğramamak için, Marmara Denizi'nden
çıktı. Ancak; bu defa Mısır'a, İskenderiye Limanı’na
çıkarma yapmaya teşebbüs etti. İngiliz Deniz Piyadeleri,
Mısır Valisi Mehmet Ali Paşa tarafından geri
püskürtüldü.
İngiltere, büyük itibar kaybına uğramıştı Üstelik,
Osmanlı Limanları'nda ticaret yapma hakkını da
yitirmişti.
Rusya ile Fransa arasında bir yakınlaşmanın olduğunu
sezen İngiltere, Osmanlı Devleti'ne karşı olan düşmanca
tavrını değiştirdi. Barışa razı oldu. Yeni bir ortak
savunma anlaşması imzaladı. Böylece, Karadeniz ticareti
ile ilgili eski imtiyazlarını tekrar elde etti (5 Ocak
1809). |