MENÜ

 
 
 
 

www.circassiancanada.com         

Yetmişli yılların dönüşçülerini, kendimizi her düşündüğümde, Çerkeslerin 68 kuşağı olarak adlandırılabileceğimiz gelir aklıma. Nart’ın son sayısında Aytek Kurmel kardeşimizin yazısı, böyle düşünenin yalnız ben olmadığımı gösterdi. Çerkeslerin 68 kuşağı. Çerkes Teavun cemiyeti kadrosu ve kuşağından sonra dönüşü en etkin, en yetkin, en yaygın savunan kuşak. İlkeleri hep geçerli olacak, şimdilerde üstleri biraz küllenmiş de olsa yeniden dirilecek olan bir kuşak…
.........................
Biliyorsunuz aynı yaşlarda değildik, ancak birbirimizin yürek atışlarını duyardık. İzzet Aydemir ağabeyimizdi. Yakınlarda kaybettik. Acısı çok taze…
.........................
L’ışe Süleyman da 68 kuşağı Çerkesi…, 1998 de kaybettik. Acısı hep taze kalacak. Proje mimarımızdı Süleyman. Her büyük projemizde onun imzası vardı. Onu tanıyan her birimiz projemizde, her başarımızda, kimileyin de başarısızlıklarımızda onu mutlaka anarız…
.........................
Süleymanımız, Kaf-Fed’in dil projesini kim bilir ne kadar büyük bir mutlulukla izliyordur şimdi … Projeye katkıda bulunanları, başarı ile götürenleri nasıl bir
içtenlikle kutluyordur. Hele “Dönüş” de yeniden gündemde ise…
.........................
Evet bu haftaki Eski-Yenimiz L’şe Süleyman Yançatoral’dan. On altı yıl önce yazılmış bir yazı...
.........................
Necdet hatam

.........

ULUSAL-KÜLTÜREL KİMLİĞİN KORUNMASI İÇİN KUZEY KAFKASYA'YA DÖNÜŞ
Tlışe Süleyman

Kafdağı Dergisi, Yıl 4, Sayı 41-41, Haziran-Temmuz 1990. Sayfa 2,3,4

.........

.........

“Yok oluyoruz”, “Bir halk tükeniyor mu?”, “Kafdağı'na yolculuk var”, “Dönelim ama nasıl?”, “Ne yapalım da ulusal kimliği koruyalım?” bunlara benzer kaygı, endişe dolu cümleleri sık sık duyar olduk.

Geçtiğimiz aylarda iki yayım organı "NOKTA" ve "HALKIN GERÇEĞİ" dergileri K. Kafkasyalıların ulusal kültürel sorunlarına genişçe yer verdiler. Özellikle “ÇERKESLER KAFKASYA'YA DÖNÜYOR” başlıklı kapak konusuyla NOKTA dergisi kamuoyunda büyük etki bıraktı. Konu, toplumun çeşitli kesimlerinde tartışılmaya başlandı. “Ne oluyoruz?” “Nereye gidiyoruz?” diyenlerin yanı sıra “Acaba olabilir mi?” “Olursa nasıl olur?” diyenlere de rastlandı. Çerkeslerin ulusal - kültürel yok oluş sorununa getirilen çözüm önerileri, aydınlar arasındaki tartışma boyutundan, toplumun çeşitli kesimlerini içine alacak şekilde, geniş kitlelerce tartışılmaya başlandı. Bu tartışmaların halkın geniş kesiminde bıraktığı etkiyi ve sonuçlarını şimdiden görmemiz mümkün değildir. Ancak konuyu çok yönlü irdeleyen dergilerdeki görüşlerin yorumlanmasını gerektiren yönlerinin bulunduğu kanısındayız.

NE DEDİLER? NE YAZDILAR?
Çerkes toplumu hakkında geniş bir araştırma yayımlayan HALK GERÇEĞİ dergisi konuyu 22 Nisan 1990 tarihinde “BİR HALK TÜKENİYOR MU?”, 6 Mayıs 1990 tarihinde de “KAFDAĞININ KAFKASYALILARI” başlıklarıyla iki bölümde ele aldı. Dergiye göre; Çerkesler dil ve kültürlerinin yok oluş kaygılarıyla, çözüm önerileri üzerinde tartışmaktadırlar. Kimileri anavatan Kafkasya'ya dönmenin, kimileride Türkiye de alınacak demokratik hakların sorunlarına çözüm getireceğine inanmaktadırlar.

Görüşlerini “Dönüşü savunmayan Çerkes aydını değildir” şeklinde formüle eden Bülent Tan “Tam bağımsızlık koşulları, bir coğrafi bütünlükte olabilir. Bizim için bunun sağlanacağı tek yer Kafkasya’dır. Bu nedenle Çerkes'im deyip gelecek arayan herkes dönüşü düşünmek zorundadır” derken, böyle bir yaklaşımı ütopik bulan M. Özden'e göre de “anavatana dönüş çocuksu bir hayaldir. Çerkeslerin sorunları demokratik mücadeleler sonucunda çözümlenecektir”.

Görüşlerine başvurulan araştırmacı yazar İzzet Aydemir de “Anadolu kültür mozaiğinin bir parçasıyız. Yüzyıllardır getirdiğimiz zengin kültürümüzü geliştirmek, korumak, yaşatmak istiyoruz.” demektedir.

Hemen hemen bütün Çerkeslerin dil ve kültürü geliştirme, koruma ve yaşatma konusunda hemfikir olduğunu ileri süren dergideki incelemenin 2. bölümünde genellikle Çerkeslerin sosyal yapısı, tarihi konularında bilgi verilmektedir.

“ÇERKESLER: KAFKASYA YA DÖNÜYORUZ” başlıklı kapak konusuyla NOKTA dergisinin 17 Haziran 1990 tarihli sayısında “KAFDAĞINA YOLCULUK” başlığıyla yayınlanan incelemede “Kafkasya'ya Dönüş” tezi irdeleniyor.

Dergiye göre Çerkesler ulusal varlıklarını, kültürlerini korumak için Anavatana dönme ile Türkiye'de ulusal kimliği tescil mücadelesi etme önerilerini uzun yıllar tartıştıktan sonra, fikirlerini netleştirmişler ve Kafkasya'dan sürgünün 125. yılında dönüşe karar vermişlerdir. Şimdi dönüşün nasıl olması gerektiği üzerinde durulmaktadır. Anavatana dönmek için Sovyetler Birliği ve Türkiye'den anlayış beklendiğinin ileri sürüldüğü incelemede, asimilasyon olgusunun varlığı kabul edilmektedir. Görüşlerine başvurulan Arslan Arı'ya göre de: “Yok oluşa nihai bir çözüm olarak, dünyaya dağılmış birbirinden kopuk insanlarımızın bir coğrafi bütünlük içinde, atalarının topraklarında aynı dili ve kültürü paylaşmak üzere bir araya getirilip toplanmasından başka çare bulunmamaktadır. “Tek çare Dönüş” tezini eleştiren M.Özden'e göre de ulus olarak tümüyle yok olma tehlikesi söz konusudur. Ama “hadi kalkın gidiyoruz” deyince kimse gitmemektedir. Bu nedenle öncelikle ulusal kimliğin yayılması ve yeniden üretilmesi gerekmektedir. Ulusal kimliğin tescili hem bir hak, hem de bir görev olarak görülmelidir.

Dergide Ürdün'deki Çerkesler'le ilgili olarak yayınlanan bir değerlendirmede de “Ürdün’de Çerkeslerin kendi dilleriyle yayın yapma, okul açma gibi hakları olmasına karşın Çerkesce konuşanların sayısında önemli ölçüde düşmeler gözlenmektedir” denilmektedir.

“Dönüş düşüncesi şimdilik sadece aydınları etkileyen bir hareket mi?” “Bugün öncü göç şeklinde yaşanan göç hareketi kitleselleşebilir mi?” sorusunu İzzet Aydemir “Dönüş yasal çerçeveye oturtulmadan, göçün kitleselleşmesi mümkün değildir” şeklinde cevaplıyor.

Dönüşün güçlüklerinin dile getirildiği inceleme, dönüşü aydınların şu mesajıyla son buluyor. “Sovyetler Birliği bizim dönüşümüzden endişe etmesin. Biz yalnızca kendi kaderimizi kendimizin tayin edebileceği bir yapı oluşturmaya çalışıyoruz. Sürgünle müdahale edilerek durdurulmuş iç dinamiğimizi yeniden canlandırmak istiyoruz.”

SORUN TEK - ÇÖZÜM DE TEK Mİ?
Çerkeslerin ulusal-kültürel sorun ve çözümleri konularında, her iki dergide görüş bildirenler “Bir halkın diliyle kültürüyle yok olma sürecinde olduğu konusunda” birleşmektedirler. Ayrıca “yok olan dil ve kültürün yaşatılması için bazı tedbirlerin gerekli” olduğu konusunda da birleştikleri görülmüştür.

Sorun ve çözüm için bazı tedbirlerin alınması gerekliliği üzerinde anlaşanlar, siyasi çözümlemede ayrılmaktadırlar.

Çerkes ulusal-kültürel sorununun çözümünde radikal bir çözüm olarak görülen “Anavatana Dönüş” tezi Çerkeslerin yaşadıkları tüm ülkeleri ilgilendiren bir konu olmasına karşın, “ulusal kimliği tescil, demokratik hakların alınması” tezi sadece Türkiye’yi ilgilendirmektedir ve sorunun Türkiye açısından çözümüdür. “Dönüş” tezi birçok ülkeye dağılmış Çerkes etnik grubunun tümünün ulusal- kültürel sorunlarına radikal bir çözüm getirmesi yönünden, ulusal, siyasi makro bir çözümdür. Diğer çözüm önerileri ise kültürel boyutlu ve mikro düzeydedir.

Dergilerde yayınlanan görüşlerde “Anavatana Dönüş” ve “Ulusal kimliği tescil, demokratik kültürel hakların alınması” tezleri birbirlerine karşıtmış gibi ortaya konulmuştur. İleri sürülen tezlerin plan, program taktik ve stratejileri yeterince açık ve anlaşılır olmadığından, bazı değerlendirme yanlışlıklarına düşülmektedir.

Yaşanılan ülkelerde dil ve kültürü geliştirme hak ve olanaklarının talep edilmesi ile “kendi toprağında kendi kaderini çizen bir halk olma” istemi çelişmemektedir ve birbirlerinin antitezi değildir. Dönüş tarihsel bir süreçtir ve bugünden yarına hemen gerçekleşebilecek bir hadise değildir. Elbette bu süreç zarfında, insanın insan olmasından kaynaklanan temel hak ve özgürlüklerin alınması istenilecektir. Kendi dilimizle okuyup yazma, kültürümüzü folklorumuzu geliştirme konusunda her türlü hak ve olanak talep edilecektir. Bu talepler insan haklarının bir gereğidir. Bunu gerçekleştirmekte devletlerin görevidir. Bu hakkı kullanabilecek toplumun ulusal-kültürel bilinçlenmesi de gereklidir. Üzülerek söylemek gerekirse, Çerkes toplumu dilini, kültürünü korumak konusunda, fazla dirençli ve istekli görünmemektedir. Kuşkusuz bunun sosyal, ekonomik ve tarihi nedenleri vardır. Toplumda dili, kültürü koruma ve geliştirme, yaşatma konusunda bir isteğin, direncin sağlanması gereklidir.

Kültürel hak ve olanaklar yeterince kullanılamaz ve yok oluşu önleyemez ise dahi, bu haklar talep edilmelidir. Dilimizi, kültürümüzü özgürce geliştirme hak ve olanaklarının talep edilmesinin, tarihin derinliklerinde kalan, azınlık haklarıyla hiç bir ilişkisi yoktur. Artık günümüzde en küçük halkların dillerini geliştirme, kültürlerini yaşatma hakları, temel insan haklarından biri sayılmaktadır. Çünkü bu halklar dünya kültür mozaiğinin bir parçasıdır. Evrensel dünya kültürü, küçük büyük demeden insanlık âleminin tüm kültür değerlerini yaşatmayı, bir görev olarak kabul etmektedir.

Kültürel hak ve olanaklar, hiç bir zaman nihai hedef olan “Anavatana Dönüş” tezini zayıflatmaz. Dönüş, Anavatan K.Kafkasya’da sürgünle müdahale edilerek durdurulmuş bir iç dinamiğin yeniden canlandırılması, uluslaşma sürecinin tamamen sağlanmasına yönelik, siyasal bir çözümlenmedir. “DÖNÜŞ” Anavatan K. Kafkasya'yı da içine alacak şekilde Çerkeslerin yaşadıkları tüm ülkeleri ilgilendiren siyasal, ulusalcı bir harekettir. Bu hareketin şoven-milliyetçi çığırtkanlıkla hiç bir ilişkisi de yoktur.

“DÖNÜŞ” talebi vatanlarından zorla sürülerek açlık, sefalet, yokluk içerisinde, tarih sahnesinden silinmesi amaçlanan bir halkın, kendi toprağında, mevcut siyasal yapılanmayı dikkate alarak, kendi kaderini tayin eden bir ulus olmaya yönelik siyasal bir harekettir. “Dönüş” tarihi bir hatanın düzeltilmesine yönelik ulusalcı-demokratik bir harekettir. Bu hareket kendi toprağında azınlık durumuna düşürülmüş, toplumsal direnci şu veya bu nedenle kırılmış, tarihi unutturulmuş bir halkın var oluş mücadelesidir.

Bu var oluş mücadelesinin Anavatan/muhaceret ülkelerinden farklı olmasına karşın, sorunun ortak ele alınması gereklidir. Bu iş için, içinde yaşanılan ülkelerin devlet ve kamuoyuna, konu tüm detaylarıyla anlatılmalı ve bir güven ortamı sağlanmalıdır. Kuşkusuz “haydi gidiyoruz” denildiğinde, bir kitle harekete geçmeyecektir.

Sayın C.Hapi'nin Nokta dergisinde yayınlanan mektubunda belirttiği gibi “sadece milliyetçi soyut istekler kültürel kaygılar ile kitleler harekete geçmez. Hareket için daha iyi bir toplumsal ve ekonomik hedef gereklidir”. Ekonomik gelişme açısından güçlü bir potansiyele sahip olan K.Kafkasya da kullanılmayan hammadde, toprak, insan gücü harekete geçirilebildiği takdirde, iyi olan toplumsal yaşam, daha da iyi olacaktır. Daha iyi bir toplumsal yaşam hedefi de, kuşkusuz tüm parasal, insan gücü, teknoloji kaynaklarının oraya transfer edilmesiyle gerçekleşebilir. Bu açıdan Çerkes kökenli iş adamlarının, ata topraklarında yatırım ve iş imkanları yaratmaları konusunda teşvik edilmeleri gereklidir. Ayrıca küçük tasarruflarla oluşturulan ekonomik birlikteliklere gidilebilinir. Bu konuda daha birçok tedbir almak mümkün. Fakat daha önce insanlarımızın bazı kararları almaları gereklidir. Bu kararlar:

1) Dünya durdukça dilimizi kültürümüzü koruyup, yaşatalım mı?
2) Yaşatmak istiyorsak neler yapmamız gereklidir?
3) K.Kafkasya’yı ata toprağı, anavatan olarak görüyor muyuz? Görmüyor muyuz?
4) Görüyorsak o topraklar için neler yapmalıyız?

Bu sorular duyarlı aydınlarca cevaplanmış ve çözüm yolları konusunda bazı kararlara varılmasına karşın, konu bir türlü kitleselleştirilememiştir. Bu iş için ulusal-kültürel sorunlarda birleşen aydınların müştereklerde güçlerini birleştirmeleri gereklidir. Soyut ve kısır tartışmalardan ziyade ortak programlar çerçevesinde birleşilmeli ve çalışmalar yoğunlaştırılmalıdır.

Kanımca bu konuda demokratik bir formun düzenlenmesi yararlı olacaktır. Duyarlı bir avuç aydının “Dönüşçü” “Kalışa” şeklinde ayrılmalarının hiç bir yararı yoktur. Çerkes dil ve kültürünün yaşatılması, geliştirilmesi konusunda bazı tedbirlerin alınması gerektiği konusunda duyarlı olanların, “Çerkeslerin kültürel sorunları ve çözüm yolları” konulu bir demokratik tartışma formunda bir araya gelmelerini öneriyorum. Bu platformda konu tüm yönleriyle ele alınmalı, ortak çalışma programlarının tespitine gidilmelidir. Ortak programlar çerçevesinde güçler birleştirilmediği sürece, “yok oluş” sorunu dergi sayfalarında, bir kaç aydının düşünce çerçevesinde kalmaya mahkûm olacaktır.


KAYNAKLAR
1 Nokta Dergisi: 17 Haziran 1990 - 24 Haziran 1990, S. 24-25.
2 Halk Gerçeği: 22 Nisan 1990 – 6 Mayıs 1990

.........

.........

          

kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı  kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı  kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı  kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı  kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı  kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı kafdagi kafdağı kaf dagi kaf dağı

www.circassiancanada.com         

..