|
|

MENÜ
|
|
|
. |
|
. |
|
ALİ ÇUREY
Dr.
MEŞFEŞŞÜ Necdet Hatam |
 |
|
. |
|
. |
Çurey Ali, CC da. Ne güzel.
Çok sevindim mutlu oldum.
Son yıllarda he görüşmemizde sanal ortamın öneminden bu
alanda CC’nın çok büyük işler başarmış olduğundan söz
ederdim kendisine. Yadsımazdı, sevinirdi ama teknikle de
bir türlü barışamazdı... |
|
 |
|
|
......... |
Nihayet CC'mızda göründü...
Sahaya indi demiyorum çünkü hep sahada oldu. Yakından
tanıyanları onu izledi, kitaplarını okudu...
Ancak beni asıl mutlu eden olayın, olanak buldukça
görüştüğümüz, hasret giderdiğimiz, aynı mekanda
olamadığımız zamanlarda da ruhen birlikte olduğumuz Ali
ağabeyin gençlerimizce CC’da sevgiye, umutla karşılanışı
oldu.
Değer bilen, değerli olan ile olamayanın ayırdında bir
gençlik...
Umudu büyüten bir gençlik...
Üçüncü dalganın ayak sesleri..
Hem sadece kulak verenlerin değil, duymak istemeyenlerin
de duymak zorunda kaldığı, gümbür gümbür gelen üçüncü
dalganın ayak sesleri...
Ve Çurey Ali’nin bu başlığa çok yakışacağını düşündüğüm
bir yazısı:
ÇARPIK MİLLİYETÇİLİK -1
Yamçı Nisan 1976 Sayı:6- Sayfa:14
Bugün yabancı topraklarda yaşayan Çerkeslerin
birleştikleri bir nokta vardır. O da şudur: “Yok
olmamak.”
- Doğrudur aynen katılıyoruz.
“Bizi yok etmek isteyen her türlü düşün ve baskıya
karşıyız.”
- Biz de karşıyız!
“Gelin birlikte mücadele edelim.”
- Hayır veremeyiz.
“Niçin?”
- Ayrıldığımız bazı noktalar var.
“Nedir bunlar?”
- Yok olmamak için verilecek mücadelede ayrılıyoruz.
“Hiçbir ulusun varlığına, mevcut düzenine karşı değiliz.
Hele kan birliğine dayanan ırk anlayışına asla taraftar
değiliz.”
- Gel Nıbjeğu! Anlaştığımız noktaları yeniden
tartışalım.
“Bir ulus bir başka ulusu nasıl yok eder?”
- Eğitim ve öğretimini tek etnik sıfat altında
sürdürerek, çeşitli yayın organlarıyla söz konusu tek
etnik grubun üstünlüğünü ve yüceliğini yayarak, en son
olarak da türlü baskı araçlarıyla ve de ulusçu yasalar
çıkararak.
- İçinde yaşadığımız toplumlarda bunlar kimin elindedir?
- Egemen etnik grupların.
- O halde yok olmayı hazırlayan neden, egemen
etnik grupların çarpık milliyetçilik anlayışıdır.
- Buraya kadar anlaştık mı?
- Evet anlaştık
- O halde meselenin diğer yüzüne geçelim.
- Çerkesler bundan tam yüz on iki yıl önce (nedenlerini
Yamçı’nın üçüncü sayısında “Çerkesler ne Türk ne de Arap
topraklarına Göç etmiştir” başlığı altında izaha
çalışmıştık) bugün yaşadığımız topraklara göç
ettirildiler. Terleştikleri topraklara ve oranın yerli
halkına en candan bağlanarak en kritik günlerde dahi
sadakatle hizmette bulundular ve bunda adeta yarıştılar.
Örneğin Arap-İsrail savaşında, Ürdün ve Suriye’de
yaşayan soydaşlarımızın kahramanlıklarını o günkü
basından izledik. Çerkes Ethem – Çerkes Anzavur
ikilisinin mücadelesini de yerli basından izlemek ve
anlamak mümkün. Peki bunca hizmet ve fedakarlığın
karşılığı nedir? Tek kelime ile ihanettir. Hem de
bir kişinin hatası ve günahı bir bir ulusun sıfatı olan
Çerkes sözcüğü ile bütünleştirilerek... Buraya
kadar da anlaşamadığımız bir husus var mı?
- Yok, tabii ki yok.
- Var, var Nıbjeğu... Sebep ne olursa olsun tarafların
geçmişte işledikleri hataları kine dönüştürmek ve bunun
kötü tohumlarını ekmek amaç değildir. Ancak yerli
basında yine dile dolanan Çerkeslere atılan iftiralar
yetmiyormuş gibi sinema, tiyatro ve televizyon
ekranlarında halkımız aşağılayıcı yayınların gizli amacı
gözden kaçmamaktadır. Ne acıdır ki karşı taraf bir ölüyü
hatırlatma gayret ve telaşı içindedir.
- Doğru, ben de seyrettim onları, hem de içim
burkularak.
- O halde buraya kadar anlaşamadığımız bir husus yok
değil mi?
- Şimdiye dek anlattıklarınızda yok.
- Peki yok olmamak için ne yapmalı?
Bunun tartışmasını Yamçı’nın gelecek sayısına bırakarak
Metin And’ın “”Tanzimat ve İstibdat Döneminde Türk
Tiyatrosu” isimli bir kitaptan bir bölümü birlikte
okuyalım:
“Ahmet Mithat Efendi’nin, bu tiyatroda oynanan Cengi ve
Çerkes Özdenleri saraya jurnal edilmiş ve yerleşmiş bir
kanıya göre tiyatro bir gecede yıktırılmıştır. Ahmet
Efendi kendisi görmemiş olmakla birlikte tiyatroyu
belediye çavuşları çevirmiş, dört yüz kişi tiyatroyu
yakmıştır.
Gedikpaşa tiyatrosunun yaktırılışı da basına
yansımamıştı. Ancak yıktırılmaya yol açan Çengi ve
Çerkes Özdenleri üzerinde yazılar çıkmıştı. Aslında
yasaklanma daha çok Çerkes Özdenleri içindi.
Oynanışı önemli bir olay sanılmıştı. Buna karşı ortada
Çerkeslerle ilgili bir hava esmekteydi: Birtakım
kimselerin Çerkeslerin tarihi üzerine yazılan bir kitap
için para topladıkları polisçe öğrenilmiştir. Gazeteye
-bir Çerkes- imzasıyla uzun bir mektup gönderilmiştir.
Bütün bu haberler, yasaklamanın ve tiyatronun
yıktırılmasının Çengi’den çok Çerkes Özdenleri ile
ilgili olduğunu göstermektedir.”
- Ya Nıbjeğu, istibdattan Cumhuriyet’e ne yollar aldık
ve köprülerin altından ne sular geçti. |
|
. |
|
. |
|
 |
|
. |
|
 |