|
1900'lü yılların başında Avrupa'da sanayi devrimi
sonrası oluşan sınıfsal ayırımlar, sınıflar arası
iletişimin yoğunlaşmasıyla aşınmaya başladı. Bunun
sonucu olarak halk arasında çıkan danslar da, sosyete
dansları da bütün sınıflar arasında yayıldı. Yeni
danslar, yeni adımlar bulundu. Bu dansların bir kısmı
çok çabuk moda olup, çok çabuk sönerken bir kısmı da
varlığını günümüze kadar gelişerek sürdürdü.
20.yüzyıl, dans salonlarının açıldığı, dansların artık
sahne gösterisi durumuna geldiği bir yüzyıldır.
Profesyonel dansçıların yanı sıra, profesyonel dans
öğreticileri ve düzenleyicileri de ortaya çıkarak, sahne
gösterileri, izleyicileri etkileyebilmek amacıyla
Brodvvay müzikalleri gibi büyük prodüksiyonlara
dönüştürüldü.
2O.yüzyılda dans salonlarının vazgeçilmez dansları olan,
özellikle dünya gençliğini etkileyen dans
çılgınlıklarına tanık olundu. Radyo-Televizyon gibi
iletişim araçlarının gelişmesi de bu dansların çok çabuk
yayılmasını sağladı. Bu danslardan bazılarını şöyle
sıralamak mümkün:
Can-can: 19.yüzyılın sonlarından başlayarak Fransa'da
geniş ilgi gören bir çeşit Kadril. Orta sınıfın gittiği
bar, kabare, gazino gibi eğlence yerlerinin başlıca
dansı haline gelen ve belli bir düzeni olmayan salon
dansı.
Cake-walk: 1900'lerde Amerikan zencileri arasında
yayılan bir dans. Eski zenci geleneğine göre en karmaşık
ve güç olan hareketleri yapan köleye ödül olarak kek
verilirdi. Dansın adını buradan aldığı sanılıyor.
Amerikan operet ve müzikallerinin birçoğunda bu dansa
geniş ölçüde yer verildi.
Fox-trot: Adı "tilki adımı" anlamına gelen, Anglo-Sakson
kökenli bir dans. Bu dansın müziği caz müziğinde de tema
olarak kullanıldı.
Charleston: Fox-trot'tan daha yavaş tempolu bir dans.
Amerikan zencileri tarafından Afrika danslarının ilkel
ritmine, bir takım kıvrak ayak hareketlerinin
eklenmesiyle yapıldı. 1925-1930 yılları arasında bütün
dünyaya yayıldı.
Tango: Yavaş tempolu üç zamanlı bir Güney Amerika dansı.
20.yüzyılın başlarında Arjantin'de yayıldı ve birinci
dünya savaşından sonra da bütün dünyada moda oldu.
Rock and Roll: Adını sallan (rock), yuvarlan (roll)
sözcüklerinden alan, dört zamanlı, Swing tarzı bir dans.
1950'li yıllarda Elvis PRESLEY ve Chuck BERRY ile
başlayan şarkıcı ve topluluk salgını bu dansın ve
müziğinin bütün dünyaya hızla yayılmasına yol açtı.
Bu danslar dışında 20.yüzyılda Avrupa'da ve dünyada
zaman zaman moda olmuş bazı danslar da şunlar: "Shimmy",
"Black-Bottom", "Bi-guine", "Rumba", "Calypso", "Samba",
"Cha-cha", "Boogie-Wo-ogie", "Bebob", "Twist", "Bossa-Nova",
"Madison", "Jerk", "Dis-co", "Reggae", "Step", "Rap"...vd.
 |
|
STEP dansının iki büyük ustası Fred ASTAIRE ve Gmger
ROGERS |
BALE
Avrupa'da dansın eğlence sanatı olarak saraylarda
yapılmaya başladığı 15. ve 16.yüzyıllarda, izleyicilerde
gerekli etkiyi yaratabilmek amacıyla danslar belirli bir
sahne düzeni içine yerleştirildi. Bu da dansçıların
hareketlerini disiplin altına alma zorunluluğu getirdi.
Böylece klasik baleye ilk adım atıldı.
"Ballet" terimi de ilk kez 13.yüzyılda İtalya'da "Conımedia
del Ar-te"ın Arlechino, Cohmıbina, Pantalone, Pierrot
gibi karakterlerinin hareketleri için kullanılmaya
başladı.
İlk görkemli sahne temsilleri de Kuzey İtalya'da
16.yüzyılın başlarında Aragon'lu İzabella ve Milano
Dükü'nün evlenme törenlerinde Bergon-za di Botta'nın
sahnelediği "Jason ve Altın Post" adlı Yunan Mit'inden
aldığı "Ziyafet Balesi" idi. Bu tür temsillerde Leonardo
da Vinci gibi büyük sanatçıların hazırladıkları oldukça
ilginç sahne makinaları da kullanılırdı.
Saraylarda gelişen dans tekniğinin Bale'ye dönüşmesinde,
balenin ilk temsili sayılan "Ballet Comique de La Reine
(Kraliçenin Komik Bale-si)"in hazırlanışı ve sahnelenişi
çok büyük katkılarda bulunmuştur.
Fransa Kraliçesi Catherine'in 1581 yılında Duc de
Joyeuse ile Margu-erite de Lorraine'in evlenme törenleri
için hazırlattığı bu bale, bale tarihi için de bir
başlangıç sayılmaktadır.
Bu tarihten sonra kurulmaya başlanan Akademi'ler bale
sanatının gelişmesine önemli katkıda bulundular. İlk
dans Akademisi 1661 yılında 14.Lutzamanında Fransız
Kraliyet Dans Akademisi adıyla Paris'te kuruldu .
Yine bu Akademide öğretmen Charles BEAUCHAMPS
(1636-1705) Kral 14.Lui için balenin beş temel ayak
pozisyonunu tanımladı.
1800'lü yıllarda İtalyan bale sanatçısı Marie TAGLIONI,
dans pabuçlarının uçlarını dikerek, parmaklarının
ucunda durabilmeyi gerçekleştirmişti. Bu "point"
tekniği dışında ilk "pasdedeux" ve "pirouette"ler ile "grand
jetes" ve "corps de ballet (hareket birliği)" bale
tekniğinin gelişmesini sağladı.
 |
|
Bale'nin beş temel ayak pozisyonu |
Klasik Bale'nin gerçek temellerini 19.yüzyılın
başlarında yeni bir eğitim sistemi geliştiren Carlo
BLASIS attı (1825). Blasis'le birlikte dansta virtüözite,
dansın zorunlu bir öğesi durumuna geldi.
19.yüzyılın ortalarına gelindiğinde sanatta ve
edebiyattaki "Romantik" akıma bale de uydu. O zamana
kadar konularını genellikle Yunan ve Roma'nın eski
klasikleri (Tanrılar ve Kahramanlar) oluştururken,
geleneksel söylenceler, inanışlar araştırılarak
yorumlanan bale konularında ruhlar, periler, hayalet ve
sihirbazlar kullanılmaya başlandı. İlk büyük bale
yapıtları da bu yüzyılda sahneye kondu. Bunlar arasında
"Giselle", "Don Quichotte", "La Sylphide", "La
Esmeralda",
"Le Lac des Cygnes (Kuğu Gölü)", "Pas de Quatre" gibi
baleleri sayabiliriz.
1860 yılı balenin Avrupa'da yavaş yavaş çökmeye
başladığı yıldır. Yaklaşık yarım yüzyıl süren bu çöküş,
Rusya'dan Avrupa'ya gösteriler yapmaya gelen DIAGHILEV
BALESİ ve koreografı Mikhail FOKINE'le birlikte yeniden
doğdu.
Avrupa'da balenin çökmeye başladığı yıllarda Rusya altın
çağını yaşa-maya başlamıştı. 1862 yılından başlayarak St.Petersburg'da
Marinsky tiyatrosunda, Moskova'da Bolşoy Tiyatrosu'nda
Baş Koreograf ve Balemaster olarak göreve başlayan Marius PETIPA, 50 yılı aşkın bir süre çalışarak 60
büyük bale yapıtına, 34 opera balesine ve Rusya'nın bu
altın çağına imzasını attı.
20.yüzyılda ise bale dünyasındaki gelişmeler oldukça
ilerledi. Bu yüzyıl Klasik Bale'nin de gözden
geçirilmeye başlandığı bir dönemdir. Isodora DUNCAN,
1907 yılında Rusya'yı dolaşarak yenilikleri ve kendi
geliştirdiği dans tekniğini açıklayan konferanslar ve
resitaller verdi. Bale tekniğinin gelişmesinde önemli
rolü olan eğiticilerden biri de Enrico CECCHETTI'dir.
Cecchetti, Klasik Bale sanatında önemli bir iz
bırakarak, Anna PAVLOVA ve Vaslav NIJINSKY gibi üstün
yeteneklerin yetişmesinde önemli katkıları oldu.
20.yüzyılın sonlarına yaklaşırken Martha GRAHAM, Merce
CUNNINGHAM ve Alvin AILEY gibi dansçı ve koreografların
baleye getirdiği yeniliklerle de "Modern Bale" oluştu.
(HOFMANN, 1986,ss. 122-130)
Bale günümüzde bütün sahne sanatlarının kullandığı
müzik, kostüm, mimik, dekor, sahne hileleri, ışık gibi
birçok efekt ve teknolojik olanaklardan, güzel
sanatların bütün dallarından yararlanır.
Bale karmaşık, ancak evrensel bir dili olan dans
sanatıdır. Ünlü Rus koreograf ve balemaster Mikhail
FOKINE: "Eğer izlediğiniz bir baleyi anlamak için
konusunu okumanız gerekiyorsa koreograf başarılı
değildir." diyor. (FENMEN, 1986, s.7)
Not: St. Petersburg adı Ekim Devrimi'nden sonu Leningrad
olarak değiştirildi. Burada 1885'te kurulan imparatorluk
Balesi de "Kirov Balesi" adını aldı Leningrad
adı da 1991'de yine St. Petersburg olarak eski adına kavuştu.
 |
|
Marie TAGLIONI, "La SYLPHIDE"de |
| |
| |
 |
|
Marie TAGLIONI, "La SYLPHIDE"de (1830) |
| |
| |
 |
|
Marie TAGLIONI, "La SYLPHIDE"de (1899) |
| |
| |
|
 |
|
V. NIJINSKY, T. KARSAVİNA (1911)
Michail FOKİNE ''Şehrazat''ta (1910) |
| |
| |
|
 |
|
DIAGHILEY'in bir gösteri afişi (1899) |
| |
| |
|
 |
|
Rudolf NURUYEV, Margot FONTEYN'le (1963) |
| |
| |
|
 |
|
Martha GRAHAM, Zoltan KODALY'nin müziği ile
(1930) |
| |
| |
|
 |
|
Merce CUNNINGHAM, Avignon Festivali'inde (1976) |
| |
| |
|
|
|
|
BARYSHNIKOV'un ilginç bir pozu |
| |
| |
|
|
|
|
BARYSHNIKOV'un ilginç bir pozu. (1979) |
|
|