MENÜ

 
 
 
 

www.circassiancanada.com         

.........

ADİGEY GÜNLÜĞÜ -1

Dr. Necdet Hatam

.........

.........

Adigey Günlüğü >>>   1    2    3

09 Aralık 2004 Perşembe

Çok özel bir gündü benim için. Günümüz Rusya Federasyonu’nda Sovyetler Birliği döneminden kalma güzel bir uygulama var. Zaman zaman parlamento komitelerinin girişimleri ile parlamento salonunda, çeşitli konularda yönetimden yetkililerin, parlamento üyelerinin, konu uzmanlarının, sivil toplum örgütleri temsilcilerinin katıldıkları, görüş alışverişinde bulundukları oturumlar düzenlenir.

 

Perşembe günü de Adigey parlamentosunda böyle bir  oturum vardı. Kişilerin vatandaşların insani olmakla öğünecekleri bir görüş alışverişi idi bu. Ben de Dünya Çerkes Birliği ve Fesıjapşi Dönüş Vakfı adına katılmıştım oturuma. Perşembe’yi benim için unutulamayacak günlerden biri yapan, konuşmamı parlamentoda Adigece yapmış olmamdı.

Evet 1994 yılından beri Adigece’de devlet dili idi. Ancak milletvekillerinin tümü Rusça’yı çok iyi bildikleri için ve de kişiler, söyledikleri daha iyi anlaşılsın için olsa gerek yasal bir zorunluluk olmamasına karşın konuşmalarını hep Rusça olarak yapa gelmişlerdi. Benim Adigece konuşmam böylesi bir platformda bir ilkti.

Kültür bakanı sayın Haç’eğuğ Khaséy, eğitim bakan yardımcısı Kazakların Atamanı, Çocuk Vakfı Başkanı Prof. Bleghuej Zulkharin ve diğerleri eğitimde ulusal kültürün, anadilin, kültürler arası alışverişin, halklar arası ilişkilere hep olumlu katkıları olduğunu vurguladılar. Ben konuşmamı eğitimde ana dil ve Adigece’nin önemi üzerine kurgulamıştım. Sözlerime, Rusça’yı Adigece kadar bilmiyor olmam yanında parlamento salonunda zaman, zaman da olsa Adigece konuşmalar yapılması gereğine inandığım için anadilde konuşmayı tercih ettiğimi söyleyerek başladım. Katılımcı çok, süre kısıtlı olduğu için konuşmanın özünü yansıtan paragraflarla yetinmek durumunda kaldım. Her şeyin temelinin ülkedeki anadilleri politikasını da içeren halklar politikasına bağlı olduğunu vurguladım.

Bu konuşmamın kimi bölümlerini ilginizi çeker umuduyla, sizlerle de paylaşmak istedim.

(…) Dilini bildiğiniz halkın kültürüne de daha yakın oluyorsunuz. Diliyle seslenebildiğiniz kişi sizi kendisine daha yakın buluyor.

(…) Psikolojik araştırmaların ortaya koyduğu gerçek kişiyi önemsememenin, yok saymanın, yapılan  işkenceden bile daha çok yaraladığıdır. Daha çok yaralayan ise önemsenmediği halde önemseniyormuş gibi davranılması, kendisiyle oyun oynanmasıdır.

(…) Üzücüdür ki, anadilimizin bugünkü durumu pek iç açıcı değil:

- Bugün yeryüzündeki Adigelerin çoğunluğu anadillerini bilmiyor.


- A
na dilini bilen azınlığın çoğu okuma-yazma bilmiyor.

-
Okur-yazar azınlığın çoğunluğu da anadilde basılı yayınları izleyemiyor.

B
unun nedeni de bilindiği gibi geçen yüzyıllarda halkımızın yaşadığı trajedidir. Bu trajedi halkımızı önce anavatan ve muhaceret olarak iki kesime ayır. Muhaceret kesimi, sürüldüğü Osmanlı İmparatorluğu'nun dağılmasıyla farklı ülkelerde yaşar oldu. Çarlık Rusya’sındaki değişiklikler de ulusal dilin kültürün korunması yaşatılması konusunda sağladığı olanaklar yanında,  halkımızın yalnızca anavatan ve muhaceret kesimlerini değil, anavatan kesimini de birbirinden uzaklaştırdı. Adigece'nin iki yazı dili oluştu.

Ancak bilindiği gibi hemen her sorunun çözümünde en temel öğe politik yaklaşımdır. Dolayısıyla Adigece’nin sorunlarının çözümünde de en temel öğe cumhuriyetimizin, daha öncelikli olarak da cumhuriyetimizin parçası olduğu Rusya Federasyonu’nun halklar politikasıdır. Herkesçe bilindiği, hiç kimsenin de yadsıyamayacağı gibi Rusya Federasyonu çok uluslu bir ülkedir. Tarih de göstermiştir ki, çok uluslu ülkelerin politikacılarının, benimsedikleri halklar politikasına göre iki büyük öbeğe ayrıldıklarıdır. Güçleri oranında iki öbekten birinin yaklaşımları ülkede yasalaşmakta, dönemin değişmesi ile yaklaşımlar ve ona koşut ülkedeki yasalar da değişmektedir. Rusya Federasyonu için de bu geçerlidir.

Günümüzde biraz daha etkili birinci öbeğin yaklaşımı, ülkenin güçlü olması, ülkede birlik olması için, yasaların çoğunluk halkın önceliklerini gözetmek  gerektiği üzerine şekillenmiştir. Bu yaklaşım, halkımız gibi çoğunluk ulusun geçmişte zararını görmüş otokhton halkalar da dahil olmak üzere, az nüfusu halkların özgürlüklerini kısıtlamayı, onları önemsememeyi yeğ tutuyor. Özetle az nüfusu halklara güvenmemek,  onları asimile etmek gerekmektedir. Bu yaklaşımı kılavuz edinmiş politikacı sayısı az olmayışı üzücüdür. Az nüfuslu halkların kimi temsilcilerinin de bunlarla aynı görüşü paylaşması, daha bir yürek dağlıyor…

İkinci öbeğin yaklaşımı devlet başkanımız sayın Putin’in radyo ve televizyonlarda birkaç kez seslendirdiği, gazetelerde de  yayımlanan ancak henüz tüm yönleri ile hayata geçmeyen yaklaşımıdır. Bu yaklaşım ülkede yaşayan farklı halkların önceliklerinin göz önünde tutulmasını gerekli görüyor. Yasaların az nüfuslu halkların özgürlüklerini güvence altına alması gereğinin altı çiziyor; ülkeyi, az nüfuslu olanlar dahil tüm halkların her birinin gerçek evi kılmayı amaç ediniyor. Bize göre de ülkenin temellerini sağlamlaştıracak olan yaklaşım budur. Ülkeyi, demokrasi ve insan hakları yarışında, diğer dünya ülkelerinden daha öne çıkartacak olan yaklaşım bu değil mi? Bu yaklaşım değil mi ülkede yaşayan her bir insanı, her halkı ülke temelinin sağlamlaşması, ekonomisinin gelişmesi, halklar arası ilişkilerin dirliği için canla başla çalıştıracak olan?

O halde anadilinin önemsenmesi, ülke sorularının çözümünde, diğer az nüfuslu halklar gibi Adigelerin de çaba göstermesinin itici gücü olacak, ülkeyi kendi evi saydıracak ilk adım değil midir?  Ayrıca devlet ne kadar büyük olanaklar sağlasa öğrenilmesi ne ölçüde zorunlu kılınsa da Adigece’nin Rusça gibi gelişkin bir dil olamayacağının bilincindeyiz. Peki Rusça ve diğer gelişkin diller gibi bir devlet dil olamayacaksa Adigece bilinmesini sorun edişimiz neden? Nasıl bir önem vermemiz gerekiyor Adigece’ye?

Eğer dil ruh demekse, “dilsiz ulus ölü” ise eğer, kendimizi bir ulus sayıyor ve ülkemiz de bizi diğerleri gibi bir ulus sayıyorsa, ulusal dil; yaşatılmalı, geliştirilmelidir. Ulusun gururu dilidir, şarkısıdır, şiiridir. Dilini işittiğinde, ezgisini dinlediğinde ancak halkın her bireyi coşku duyar. İşte o zaman kendini sever, mutlu olur. Birey tek başına olmadığını bir ulusun bir üyesi olduğunu duyumsar. Ulusunu diğerleriyle aynı değerde görür. Halklar arası barışa, karşılıklı güzel ilişkiye, güçlü ülkeye temel olabilecek olan anlayış bu değil mi?

Ülkede sözünü ettiğimiz karşılıklı saygı yoksa eğer, nasıl olur da güçlü ile güçsüz, varlıklı ile dar gelirli, düşlemediği şeylerin bile kendisine sunulan ile istediği şeyler kendisinden uzaklaştırılan, çoğunluk ile çoğunluğun azalttığı halkların sevgisi sürdürülebilir? Karşılıkla saygının olmadığı ülkede halklar birbirini sevebilir mi? Güven ortamı da yara almaz mı?...

Onun için bir kez daha altını çiziyorum; birlikte yaşayan tüm halklarca ortak vatanımız Rusya Federasyonu’nun daha güçlü bir devlet olması, birlik temelinin daha sağlam olması; halklara sevgiyi, saygıyı gözeten, halkların önceliklerini önemseyen bir yaklaşımın benimsenmesine bağlıdır. Anadilleri önemsetmek, geliştirmek de ancak federal devlet politikası ile mümkündür.

Önerimiz, halklar arası ilişkiler bakanlığının kurulması, kişileri güzele doğruya yöneltecek, vatan sevgisi ile büyütecek, halklar politikasının cumhuriyette yaşayan tüm hakların katkıları ile oluşturulmasıdır.

Sabrınız için teşekkür ederim, Sağ olun, mutlu olun...


11 Aralık 2004 Cumartesi

Daha önce çekimi yapılan “Anadilimiz” konulu açık oturum televizyonumuzda yayınlandı. Radyo Televizyon Kurumu Müdür Yardımcısı Tew Zamire’nin yönettiği açık oturuma Eğitim Bilim Bakan yardımcısı Aliy Mariyet, Ulusal Fakülte dekanı Bırsır Batırbıy, Ünlü dilbilimci Tharkhuaxo Yunus, konudan sorumlu parlamenter Wıdıç’akue Yure, ünlü yazar-ozanımız Khuekhue Nalbiy ve daha birçok sanatçı ve eğitimcimizle birlikte Aktif Dil Merkezi genel müdürü Yediç Mehmet ve ben de katılmıştık. Bir saati geçkin program ayrılan süre, tartışmaların canlılığı açısından da bir ilkti. Elbetteki dilimizin tüm sorunları irdelenip sonuca bağlanamadı. Ancak konuya duyarlığı büyüten,  sorumluların dikkatini çeken bir program oldu.


16 Aralık 2004 Perşembe
Devlet Halk Şarkıları ve Dansları Grubu İslamıy’in yıl sonu dinleti-gösterisi gerçekleştirildi. Salon tıklım, tıklım doluydu. İzleyiciler arasında bakanların, parlamenterin de oluşu gözden kaçmıyordu. Benimse İslamıy’in gösterisine gitmemem düşünülemezdi. Grubu kuran, dünyanın her sahnesinde coşkuyla alkışlanabilir konuma getiren Rusya Federasyonu Halk Sanatçısı kompozitör Nexeye Aslan dostumdu. Bizi dost kılan da İslamıy’e olan tutkum, ailece tutkumuz. İslamıy’i ilk kez 1991 yılı Mayıs ayında izlemiştim. DÇB kuruluş kongresine katılmak üzere Türkiye’den Nalçik’e gelen Kafkas Dernekleri Koordinasyon Kurulu’nun delegeleri arasındaydım. Diğer delegeler Özdemir Özbay, Fahri Huvaj ve Yusuf Taymaz idi. Sabahattin Diynar, Muhittin Ünal, Sönmez Baykan (sevgiyle anıyorum) ve Şamil gözlemci idi. Hastalandığı için Maykop’ta bırakmak zorunda kaldığımız Özdemir’in yerine Sönmez Baykan delege olmuştu.
DÇB kuruluş çalışmalarına katılan konuklar onuruna hazırlanan konsere davetliydi İslamıy. Kuruluşu henüz yılını doldurmamıştı. Buna karşın herkesi büyülemişti. Kimimiz kımıltısız kimimiz hop oturup, hop kalkarak izlemiştik İslamıy’i. O gün bu gündür İslamıy’e hayranım. Tutkum da gittikçe  daha bir büyüdü. Krasnodar Devlet Üniversitesi, Güzel Sanatlar Fakültesi, Bilgisayar Grafik bölümünü bitiren Psefit Hatam’n tez konusu da İslamıy’di. Grafik düzenlemesini Psefit yapmış metnini ben yazmıştım. Rusça ve Adigece hazırlamıştık tezi. Tez en iyi derece ile kabul gördü. Döneminde Adigece yazılı kitapların saklandığı, yakıldığı, saklandığı, saklanamayan kitaplara el konulduğu bir ülkeden, anadilinin yasak olduğu bir ülkeden gelip anadilinde diploma tezi hazırlamak ve bunu İslamıy üzerine hazırlamak. Bunun ve artık Türkiye’mizde de anadilimizin özgür oluşunun beni ne kadar mutlu kıldığını bir bilseniz…

Tezin girişinde İslamıy’ı şöyle anlatmaya çalıştım:


İSLAMIY
Adige halkının geçmişinin günümüzdeki sesi Wuerdıj. Wuerdıj halkın özü. Wueredıj tarih. Ezgi, wered, ağıt dillerde dolaşmaya başladığı andan beri insanları doğruluk, güzellik, yiğitlik yolunda  eğitiyor. Kişileri birbirine yaklaştırıyor, aralarında iletişim kuruyor., kişilere birbirini düşündürüyor. Kişileri birlikte düşündürüyor, birlikte aynı yola baş koyduruyor. Sevincimizi çoğaltıyor, üzüntümüzü azaltıyorlar. Engelleri aşabilecek güçle donatıyorlar bizleri. Yürek gücümüz oluyorlar. İşte İslamıy’ın,  “Devlet Halk Şarkıları ve Dansları Grubu”nun besi kaynağı da halkın özü wuerddıjlerdir. Binlerce, yüzlerce yıllık oredıjler yeniden kanatlanıyorlar İslamıy ile.

İslamıy halkımızın yürüdüğü çilekeş yolun acıların duyumsatıyor, bugün de varolduğumuzun coşkusunu yaşatıyor, gelecekte de var olacağımızın umudunu aşılıyor bizlere. İslamıy aynı zamanda bizlere, karşılıklı wered söylemenin, birlikte wered söylemenin farklı kültürlerden insanları nasıl birbirine yaklaştıracağını, farklı halkların insanlarının birlikte ülkeyi de dünyayı da nasıl güzelleştirebileceklerini anlatıyor..

Evet artık Adige halkının klasiği olan İslamıy’ı her dinleyişimde bu duyguları yeniden, yeniden yaşıyor, yeniden, yeniden büyüleniyorum. Salonların dolup taşması, her halktan dinleyiciyi kendine çekebilmesi hele müzikten daha çok anlayanlarda bıraktığı derin etki. Bunlar da İslamıy’ı canlı olarak izleme olanağı bulamayan, yalnızca teypten dinleyebilen Türk piyanist kompozitör Emre Dündar’ın İslamıy!e ilişkin duygu ve düşünceleri:




İSLAMIY’İN MÜZİĞİ

İslamıy’in müziği soylu bir kültürün inceliklerini, duyarlılığını yansıtıyor. Bununla beraber ve aslında bundan dolayı; onların sesinden bir halkın ve bu halkı oluşturan tek teklerin tüm yaşanmışlığını, keder ve sevinçlerinin özel tarihini dinliyorsunuz. Bu müzikte, hiçbir müzikte kuramsal olarak elde edilemeyecek olan, sadece halk müziklerinde en saf biçimini kendiliğinden var eden samimiyet fazlası ile var. Bunun ötesinde, genelde halk müziklerinin mikro-tonal yapısını bozan, öz kimliğini belirsizleştiren yapay bir çok sesliliğin tersine, bu müziğin doğasında bulunan bir özel polifoni var. Bu çok seslilik “asıl söz”e bir eşlik oluşturmanın yada diyelim bir zemin yaratmanın çok ötesinde, onu, dinleyiciyi de içine çeken bir manzaraya yerleştiriyor.

Bu etki kuşkusuz, kendi müziğini derinlemesine tanıyan yetkin bir kalemin; Nexeye Aslan’ın başarısı. Besteci teknik formasyonunu, geleneğinin doğasını gölgelemeden, geleneğine adeta “sızarak” kullanıyor. Öyle ki; özellikle lokal parçalardaki küçük benzetiler, büyüleyici yankı etkileri, özenle yerleştirilmiş ve ifadeyi lirizmin sınırlarına taşıyan dinamik kontrastlar, solistlerin kendi aralarında kurduğu ve incelikle korunan akustik dengeler ve daha pek çok kompozisyonel öğenin, bir bestecinin paletinin renkleri olduğu fark edilmiyor. Müzik o kadar doğal bir gelişimle gerçekleşiyor ki tüm bunlar sanki hep ordaymışlar gibi geliyor. Hemen belirtelim Nexeye Aslan’ın elde ettiği bu estetik, belli ki gruptaki tüm sanatçıların işlenen müzik geleneğini ve bununla birlikte bestecinin beklentisini derinlemesine anlıyor dahası yaşıyor olmasının sonucu.

Kafkasya’nın müziği; dünya müziğine, otantik ses dünyalarına ilgili melomanların nicedir ıskaladığı, belki ancak dansla ilişkinliği bağlamında, yani dansın gerisinde, gölgesinde-yalnız işlevsel yönüyle ya da en ucuz, yozlaştırılmış, suyunun, suyu taklitleriyle karşılaşabildiği bir soylu sanat.

Bu ıskalamanın, bu talihsiz fark edemeyişin pek çok sosyo-politik, sosyo-kültürel nedenlerinden söz edilebilir kuşkusuz. Ne ki; hiç olmazsa iletişim engeli duvarların yıkıldığı şu saatten sonra bu coğrafyanın müziği dünya ölçeğinde daha geniş bir dinleyiciye ulaşmalı, paylaşılmalı.

Bu müzik, derinlikli özü ve tüm insani sıcaklığı ile her türlü övgü ve sevgiyi fazlası ile hak ediyor. Bunun en güzel, en yetkin kanıtını İslamıy özelinde, bu grubun yaratısında görüyoruz.



18 Aralık 2004 Cumartesi
Bir Nalmes gecesiydi. Nalmes bu gece ile emekliye ayrılan üç as elemanını uğurladı. Nalmes’i tanımayanız yoktur. Ancak emeklileri kutlayan Kültür Bakanımız Haç’eğuğ Khesey’in kültür çalışanlarını maaşlarının (ki, ne kadar az olduğunu biliyorsunuz) % 25 dolayında arttırılacağı müjdesini duyurmamak olur mu?

Dönüş yapanların ülkemizin acılarını acı, sevincini sevinç olarak algılamak bunu da duyurmak gerektiğine olan inancımız her yerde her konuda görünmemiz zorda bırakıyor ise de bizler de emeklileri kutlayanlara katıldık. DÇB adına ben, Aktif Dil Merkezi ve Gufes programı adına da Yediç Mehmet ve Adnan Güzey sahneye çıktık. Sizlere tercüman olacağına inandığımız duygularımızı ilettik. Çam sakızı çoban armağanı hediyelerimizi sunduk. Türkiye’den adı açıklanması isteyen bir hemşehrimizin emeklilerin her birine 1000’er dolar armağan etmesi de ayrıca sevindiriciydi. Aynı şekilde Krasnodar’dan gelen iş adamları grubunun Haşır Aslan ve Ç’ırmıt Muhiddin de sevindirici tablolardan biriydi.

Krasnodar Kazak Korosu temsilcilerinin özel olarak gelişleri, konsere şarkı ve danslara katılışları, karşılıklı danslar geceyi ayrıca çok renklendirdi. Bin kişiyi geçkin seyircinin ayakta alkışları ile kültür emekçilerimizi, kendilerinden yine çalışma beklentileri ile uğurladık.

.........

.........

          

adige adigha adyga adyge adıge adigey adıgey adige adigha adyga adyge adıge adigey adıgey vadige adigha adyga adyge adıge adigey adıgey adige adigha adyga adyge adıge adigey adıgey  adige adigha adyga adyge adıge adigey adıgey adige adigha adyga adyge adıge adigey adıgey adige adigha adyga adyge adıge adigey adıgey adige adigha adyga adyge adıge adigey adıgey adige adigha adyga adyge adıge adigey adıgey adige adigha adyga adyge adıge adigey adıgey adige adigha adyga adyge adıge adigey adıgey adige adigha adyga adyge adıge adigey adıgey adige adigha adyga adyge adıge adigey adıgey adige adigha adyga adyge adıge adigey adıgey adige adigha adyga adyge adıge adigey adıgey adige adigha adyga adyge adıge adigey adıgey adige adigha adyga adyge adıge adigey adıgey adige adigha adyga adyge adıge adigey adıgey adige adigha adyga adyge adıge adigey adıgey adige adigha adyga adyge adıge adigey adıgey adige adigha adyga adyge adıge adigey adıgey adige adigha adyga adyge adıge adigey adıgey adige adigha adyga adyge adıge adigey adıgey adige adigha adyga adyge adıge adigey adıgey adige adigha adyga adyge adıge adigey adıgey adige adigha adyga adyge adıge adigey adıgey adige adigha adyga adyge adıge adigey adıgey adige adigha adyga adyge adıge adigey adıgey adige adigha adyga adyge adıge adigey adıgey adige adigha adyga adyge adıge adigey adıgey adige adigha adyga adyge adıge adigey adıgey adige adigha adyga adyge adıge adigey adıgey adige adigha adyga adyge adıge adigey adıgey adige adigha adyga adyge adıge adigey adıgey adige adigha adyga adyge adıge adigey adıgey adige adigha adyga adyge adıge adigey adıgey adige adigha adyga adyge adıge adigey adıgey adige adigha adyga adyge adıge adigey adıgey adige adigha adyga adyge adıge adigey adıgey adige adigha adyga adyge adıge adigey adıgey adige adigha adyga adyge adıge adigey adıgey adige adigha adyga adyge adıge adigey adıgey adige adigha adyga adyge adıge adigey adıgey adige adigha adyga adyge adıge adigey adıgey adige adigha adyga adyge adıge adigey adıgey adige adigha adyga adyge adıge adigey adıgey adige adigha adyga adyge adıge adigey adıgey adige adigha adyga adyge adıge adigey adıgey adige adigha adyga adyge adıge adigey adıgey adige adigha adyga adyge adıge adigey adıgey adige adigha adyga adyge adıge adigey adıgey adige adigha adyga adyge adıge adigey adıgey adige adigha adyga adyge adıge adigey adıgey adige adigha adyga adyge adıge adigey adıgey adige adigha adyga adyge adıge adigey adıgey adige adigha adyga adyge adıge adigey adıgey adige adigha adyga adyge adıge adigey adıgey adige adigha adyga adyge adıge adigey adıgey adige adigha adyga adyge adıge adigey adıgey adige adigha adyga adyge adıge adigey adıgey adige adigha adyga adyge adıge adigey adıgey adige adigha adyga adyge adıge adigey adıgey adige adigha adyga adyge adıge adigey adıgey adige adigha adyga adyge adıge adigey adıgey adige adigha adyga adyge adıge adigey adıgey adige adigha adyga adyge adıge adigey adıgey vadige adigha adyga adyge adıge adigey adıgey adige adigha adyga adyge adıge adigey adıgey  adige adigha adyga adyge adıge adigey adıgey adige adigha adyga adyge adıge adigey adıgey adige adigha adyga adyge adıge adigey adıgey adige adigha adyga adyge adıge adigey adıgey adige adigha adyga adyge adıge adigey adıgey adige adigha adyga adyge adıge adigey adıgey adige adigha adyga adyge adıge adigey adıgey adige adigha adyga adyge adıge adigey adıgey adige adigey adıgey adige adigha adyga adyge adıge adigey adıgey adige adigha adyga adyge adıge adigey adıgey adige adigha adyga adyge adıge adigey adıgey adige adigha adyga adyge adıge adigey adıgey adige adigha adyga adyge adıge adigey adıgey adige adigha adyga adyge adıge adigey adıgey adige adigha adyga adyge adıge adigey adıgey adige adigha adyga adyge adıge adigey adıgey adige adigha adyga adyge adıge adigey adıgey adige adigha adyga adyge adıge adigey adıgey adige adigha adyga adyge adıge adigey adıgey adige adigha adyga adyge adıge adigey adıgey adige adigha adyga adyge adıge adigey adıgey adige adigha adyga adyge adıge adigey adıgey adige adigha adyga adyge adıge adigey adıgey adige adigha adyga adyge adıge adigey adıgey adige adigha adyga adyge adıge adigey adıgey adige adigha adyga adyge adıge adigey adıgey adige adigha adyga adyge adıge adigey adıgey adige adigha adyga adyge adıge adigey adıgey adige adigha adyga adyge adıge adigey adıgey adige adigha adyga adyge adıge adigey adıgey adige adigha adyga adyge adıge adigey adıgey dige adigha adyga adyge adıge adigey adıgey adige adigha adyga adyge adıge adigey adıgey vadige adigha adyga adyge adıge adigey adıgey adige adigha adyga adyge adıge adigey adıgey  adige adigha adyga adyge adıge adigey adıgey adige adigha adyga adyge adıge adigey adıgey adige adigha adyga adyge adıge adigey adıgey adige adigha adyga adyge adıge adigey adıgey adige adigha adyga adyge adıge adigey adıgey adige adigha adyga adyge adıge adigey adıgey adige adigha adyga adyge adıge adigey adıgey adige adigha adyga adyge adıge adigey adıgey adige adigha adyga adyge adıge adigey adıgey adige adigha adyga adyge adıge adigey adıgey adige adigha adyga adyge adıge adigey adıgey adige adigha adyga adyge adıge adigey adıgey adige adigha adyga adyge adıge adigey adıgey adige adigha adyga adyge adıge adigey adıgey adige adigha adyga adyge adıge adigey adıgey adige adigha adyga adyge adıge adigey adıgey adige adigha adyga adyge adıge adigey adıgey adige adigha adyga adyge adıge adigey adıgey adige adigha adyga adyge adıge adigey adıgey adige adigha adyga adyge adıge adigey adıgey adige adigha adyga adyge adıge adigey adıgey adige adigha adyga adyge adıge adigey adıgey adige adigha adyga adyge adıge adigey adıgey adige adigha adyga adyge adıge adigey adıgey adige adigha adyga adyge adıge adigey adıgey adige adigha adyga adyge adıge adigey adıgey adige adigha adyga adyge adıge adigey adıgey adige adigha adyga adyge adıge adigey adıgey adige adigha adyga adyge adıge adigey adıgey adige adigha adyga adyge adıge adigey adıgey adige adigha adyga adyge adıge adigey adıgey adige adigha adyga adyge adıge adigey adıgey adige adigha adyga adyge adıge adigey adıgey adige adigha adyga adyge adıge adigey adıgey adige adigha adyga adyge adıge adigey adıgey adige adigha adyga adyge adıge adigey adıgey adige adigha adyga adyge adıge adigey adıgey adige adigha adyga adyge adıge adigey adıgey adige adigha adyga adyge adıge adigey adıgey adige adig

www.circassiancanada.com         

..