MENÜ





 

.

.

''ADİGEY, KROSNADAR KRAY'A KATILMASIN'' DİYENLERİN DİKKATİNE
Dr. MEŞFEŞŞÜ Necdet Hatam
Maykop, 05 Mayıs 2005

.

.

Son zamanlarda Adigey’in cumhuriyet statüsünün kaldırılacağı haberlerinden tedirgin olanlarınızın sitelere, platformlara yansıyan kimi mesajlarınızı okudum. Kimi girişimlerinize tanık oldum. Çoğunun gerçekçi bir durum değerlendirmesinden uzak olduğunu üzülerek gördüm. Hele anavatanın bugüne kadar bekçiliğini yapmış kardeşlerimizi hiçe sayan önerileri hayretle okudum.

Anavatan kesiminin hiç dile getirmediği, düşünmediği Rusya’dan ''bağımsızlık'', ''Birleşik Bağımsız Kuzey Kafkasya'' önerileri anavatandakilerin takip edemeyecekleri platformlarda, bilmedikleri bir dille nasıl tartışılabilir diye kendi kendime sordum. Hele henüz merkezden resmi bir girişim yok iken içlerinde profesörlerin bulunduğu kimi arkadaşlarımızın Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'ni toplantıya çağırması istemiyle Kofi Annan’a başvurma girişimlerini ise itiraf edeyim çok gülünç buldum.

Çatışmalarda ölenlerin, öldürülenlerin sayısının kimi haftalar onları, kimi haftalar yüzleri bulduğu haberleri görülmüyor, duyulmuyor mu? Bu sorunları önleyemeyen Birleşmiş Milletler Örgütü’nün, görünen bölümü birkaç gazete haberi, ayak üstü verilen bir iki demeç olan bir sorun için Güvenlik Konseyi’ni toplantıya çağırabileceğini düşleyebilmek, sizce de gülünç değil mi?

Adigey’in Cumhuriyet olarak varlığını sürdürebilmesi için elinizden geleni yapmak istediğinizden kuşkum yok. Ancak strateji gerçekler üzerine oturtulmaz, doğru bir strateji belirlenemez ise, statünün korunması çalışmalarına katkıda bulunamaz ama olmasın istediğiniz sonucun gerçekleşmesine yardımcı olursunuz.

Yanılmamak için de bilgilenmenin sağlıklı, tahlillerin gerçekçi olması gerekiyor. İlk elde Adigelerin, 18 ve 19.yy.larda Çarlık Rusya’sına karşı verdiği bağımsızlık savaşını kaybettiğimizi içimize sindirmemiz gerekiyor. Nüfusunun % 90’ını Anavatan’dan uzaklara savuran Adige sürgününün asli etkeni insansız bir Kafkasya isteyen Rus İmparatorluğu’nun kolonyalist politikasıdır.

Bununla birlikte Kafkasya’nın Müslüman nüfusunu topraklarına çekmek isteyen Osmanlı İmparatorluğu’nun payının da az olmadığı bilinmelidir. Rusya İmparatorluğu ile Osmanlı İmparatorluğu arasında 1856 ve 1860 yıllarında iki göç anlaşması imzalanmıştır. Savaşlar süresince Osmanlı İmparatorluğu da Büyük Britanya İmparatorluğu da bağımsızlık savaşı veren Kuzey Kafkasyalılara yardım eder görünmüşler ancak gerçek anlamda yardım etmemişlerdir.

Rusya Federasyonu ile Adigeler arasında ortaya çıkacak bir anlaşmazlıkta, geçmişte İngiltere’nin vermediği desteği günümüzde batılı ülkelerin, Osmanlı’nın vermediği desteği Türkiye Cumhuriyeti’nin verebileceğinin hayali kurulmamalıdır. TC’nin bizler için Rusya Federasyonu ile ilişkilerini bozacak politika geliştirmeyeceğinin bilincinde olunmalıdır.

Stratejinin, ezeli ebedi Rus-Adige düşmanlığı temeli üzerine kurulması çok büyük bir yanlışlık, çok büyük bir talihsizlik olur. Bu hem gerçekçi olmaz hem de anavatanda Adigey’in statüsünün korunması mücadelesini verenlerle daha işin başında yolları ayırır. Dahası mücadeleye de büyük ölçüde zarar verir. Nedeni de burada böyle bir ayrımın olmayışı. Adigelerin tamamı Adigey’in Krasnodar Kray ile birleştirilmesine karşı olmadığı gibi Rusların ya da Adige olmayanların her biri de birleşmeyi doğru bulmuyor. Örneğin statünün kaldırılması konusunda, yıllardır en etkin çabayı gösteren Khelekhutekhue bir Adige hem de Adigey Parlamentosu üyesi. Bunun karşın birçok Rus aydını, halk temsilcisi, Kazak Atamanı statün korunması mücadelesi verenlerimizle birlikte hareket ediyor.

Yani burada saflar etnik kökene göre oluşmadı. Bir tarafta Rusya Federasyonu’nunda karışıklık çıkartacak genel bir plana bilerek bilmeyerek hizmet edenler, (Marje’de yayınlamış Prof Anıl Çeçen değerlendirmesini yeniden okuyun lütfen) Rus milliyetçiliğinin Rusya Federasyonu’nun yararına olduğuna inanlar, bu birleşme ile daha iyi bir yaşam standardına ulaşacağına inandırılmış Adigeler ve farklı halklardan insanlar bulunmaktadır. Diğer tarafta ise ulusal bilinç sahibi Adigeler ile, insan haklarına saygılı, Adigelerin tarihte uğradıkları haksızlıkların -soykırımın ve sürgünün- ayrımında olan, ülkedeki karışıklıkların Rusya Federasyonu parçalansın isteyenlere hizmet ettiğini gören, ülke bütünlüğünün demokrasinin geliştirilmesine, federatif yapının sağlıklı olmasına bağlı olduğuna inanan her halktan sağduyulu insanlar var.

Ayrıca, bilinmesi gerekir ki; sağduyulu Rusların, Kazakların bizlere yardımı sadece son olayla da sınırlı değil. Hatırlayalım:

Adigey’in çok az nüfus oranına karşın, önce özerk statüsü daha sonra cumhuriyet statüsü kazanması, Krasnodar’dan ayrılması sağduyulu, insan haklarına saygılı Rusların yardımları ile mümkün olmuştur.

Sadece dönüş yapanlara değil; muhaceretteki Kafkaslılara da bulundukları ülkeyi değiştirme, vatandaşlıklarından vazgeçme zorunda bırakmadan Rusya Federasyonu vatandaşlığını kazanma hakkını veren Rusya Federasyonu Vatandaşlık Yasası'nı kabul eden Devlet Duma'sı ve Federal Meclis’in çoğunluk üyesi de şimdi olduğu gibi Rus idi.

Üzücüdür ki, 1992’de kabul edilen ve on yıla yakın yürürlükte kalan bu yasadan Türkiye’den bir tek kişi bile yararlanmadı.

1994’te, sürgünün 130. yılında Kafkas halklarının dönemin Rusya’sına karşı savaşlarının, ülkelerini, değerlerini koruyan haklı bir savaş olduğu bildirisini yayımlayan dönemin Federasyon Devlet Başkanı Yeltsin’de bir Rus’tur.


1998'de Kosova Adigeleri, Adigey’e Rusya Federasyonu Hükümeti’nin kararları, politik ve ekonomik yardımları ile getirilebilmiştir. Yeni bir köy kurulmuş, beş kilometre uzaklıktan getirilen doğal gazın giderleri Lukoil adlı petrol firması karşılanmıştır. Bir çok Rus aile dönüş yapanları konuk etmek için başvurmuştur. Deneyimsizlik gerçeklerimizi iyi tahlil edememenin getirdiği kimi yanlışlıklar, muhaceretten daha çok katkı gelebileceği beklentisi, sonucu üzücüdür ki beş aile henüz kalıcı konut sahibi yapılamamıştır. Kimi yayınlarda, 7 milyonu bulduğu söylenen Türkiye diasporasının bu olaya katkısının ise, nüfusuna oranla ne kadar az olduğunu yazmak istemiyorum.

Bu söylediklerim Rusya Federasyonu’nda imparatorluk ruhunu diriltmek isteyen politikacıların, bunların etkili olduğu kimi politik örgütlerin, onların etkileyebileceği halk kitlelerinin olduğunu yadsıdığım anlamına alınmasın sakın. Tek tip Adige, tek tip Rus olduğu yanlış sonucuna kapılmamanız için yazıyorum bunları.

Aslında derin bir incelemeye gerek kalmadan çevreye bakıldığında, bunun Türkiye’de ve hemen her ülkede böyle olduğunu görülecektir. Örneğin Türkiye’de de olayları imparatorluk ruhuyla değerlendirenler yok mu? Türkiye’deki politikacıların, partilerin anadilleri konusundaki tutumu aynı mı? Irak’taki savaşa bakış açıları, AB’yi değerlendirişleri, Türkiye-Suriye ilişkileri, Başbakanın İsrail ziyareti, Kıbrıs sorunu…

Hemen her konuda yaklaşımları farklı politikacıların mücadelesi gözünüzün önünde cereyan etmiyor mu ya da taraflardan birinin içinde değilseniz bile birilerine daha yakın değil misiniz? Dahası Türkiye’deki her Çerkes’in bilinç düzeyi olaya ilgisi aynı mı? Türkiye’de sayıları milyonlara varan Çerkeslerin çok sayıdaki derneklerinin sayısı sadece 1000 dolayında değil mi? Sitelerde tartışanların -üyelerin değil- sayısı yüzü buluyor mu? Hele yazanlardan görüş birliği içinde olanların sayısı?

İşte her ülkede olduğu gibi Rusya Federasyonu politikacılarının ve onlardan etkilenen halk gruplarının da böyle farklı olduğunu; dönem dönem gruplardan birinin ülkede daha etken olduğu da göz önünde bulundurulmalı.

Yinelersek, özellikle Adigelerin yoğunlukta olduğu Kuzey Kafkasya Cumhuriyetlerinin yöneticisi ile halkının Rusya Federasyonu’ndan ayrılmak gibi bir dertleri olmadığı hiç unutulmamalı. Anavatandakilerin arzusu, hatta bilgisi dışında cumhuriyetler kağıt üzerine birleştirilip gülünç duruma düşülmemeli. Bu yaklaşım sadece, günümüze kadar vatan bekçiliği yapmış insanların buradaki konumunu sarsar, dönüş yapmış insanların yaşam şartlarını zorlaştırır.

Onun için gelip-gitmeyeceğiniz, dönüş yapıp yerleşmeyeceğiniz, kaderini paylaşmayacağınız anavatanınıza zarar verecek söylemlerden kaçınma sorumluluğu gösterilsin lütfen.

Kara kaş kara göz için, hakların teslim edilmediği bir dünyada yaşadığımız unutulmasın. Ulusal varlığın, ancak gerçekleri göz önünde tutan bir politika ile sürdürülüp geliştirilebileceğinin bilincinde olunsun. Gücümüz, yapabileceklerimiz, başarabileceklerimiz ölçüsünde konuşulsun.

Günümüzde özellikle Kafkasya için olağanüstü bir dönemden geçildiğinin ayrımında olunsun. Türkiye’nin olağanüstü hal olduğu dönemlerdeki uygulamalar ile şimdiki uygulamaların çok farklı olduğu hatırlansın.

Yakın geçmişte Birleşik Bağımsız Kafkasya tezini savunanların günümüzde nerelerde, nelerle uğraştığı da bir incelensin. Birinci savaş sırasında Türkiye’de açılan kampanyaların Çeçenlere ne kadar yardımcı olabildiği, birinci savaş sırasında Türkiye Cumhuriyeti’nin tutumu ile şimdiki tutumunun ne kadar farklı olduğu değerlendirilebilsin. Genel Kurmay Başkanı’nın Abhazya ve Güney Osetya konusundaki politikasının bizim ulusal çıkarlarımıza ters düşse de, bizlerin gücünün TC politikasını değiştirmeye yetmeyeceğinin bilincinde olunsun.

Gücümüzün, 300 kişiyi bulmayan sığınmacıya sağlıklı konut, oturma, çalışma, öğrenim görme haklarını, olanaklarını bile sağlayamadığı göz önünde tutulsun. Anavatandakilerin takip etmediği sitelerde, anlamayacakları dilde yazılanların sadece bunları anavatandakilerin aleyhine kullanmak isteyeceklerin işine yarayacağının -özellikle öyle olunsun istenmiyorsa- artık bilincinde olunsun, sorumlu davranılsın.

En önemlisi sizleri, bizler kadar tanımayan anavatandaki kardeşlerimize, olduğumuzdan daha güçlü olduğumuz sanısı ve yapılmayacak, yapılamayacak şeyler için onlara umut verilmesin. Çünkü bu yersiz umut sadece, Rus-Kafkas savaşları sırasında Batı’da yardım kampanyaları açan, bildiriler dağıtan, makaleler yayınlayan, yardım heyetlerini ağırlayıp İngiltere Parlamentosu’nda konuşturan, onların ağzından Kraliçe’ye mektuplar yazan sivil toplum kuruluşlarının çabalarının verdiği sonucu verecektir. Bu sonucu da rahmetli Osman Çelik, yayımladığı “İngiliz Belgelerinde Türkiye ve Kafkasya” adlı kitaptaki bizler için derslerle yüklü incelemesindeki şu özlü iki cümle beyinlere kazılsın: “İngiltere’nin sözden öteye gitmeyen vaatleri bir işe yaramadı. Karadeniz’in karanlık ufuklarını gözleyen Kafkasyalıları gerçek olmayan hayallerin peşinde sürüklediği için, iyilik yerine, aksine kötülük etmiş oldu.”

Muhaceret insanının çoğunun sorunlarımıza ilgisizliğinin de, gençliklerinde mangalda kül bırakmazken şimdi seslerinin duyulmaz oluşunun artık sır olmayan nedenleri için, Mehmet Fetgeri Şoenu’nun “Çerkes Sorunu Hakkında Türk kamuoyu ve T.B.M.M’ne Sunu” adlı broşürüne yeniden bir göz atılsın: “En sağlıklı asimilasyon aracı ise genellikle okul ve kültürdür. Bunlar iki ajitasyon koludurlar ki insanları az bir zamanda aynı düşünür, aynı görür bir duruma getirebilirler. Spor dernekleri ve karşılaşmaları, ulusal tiyatro ve sinemalar en büyük kolaylığı yaratırlar. Hele bunlara güvenlik ve güven, huzur, refah ve varlık da eklenirse iş kendiliğinden ortaya çıkar. Çünkü birçok insanların ulusal sevgileri onların biraz fazlaca olan kişisel çıkarlarının sınırını aşamaz.”

Değerli arkadaşlar bugünkü durumda Rostov’dan Güney Bölge sorumlularından biri böyle bir girişim olmadığı açıklamasında bulundu. Krasnodar Kray Valisi daha önceki açıklamalarından farklı bir görüşünü belirtti. En önde gelen Kazak Atamanlarından Gromov böyle bir girişimin yanlış olacağı acı sonuçlar vereceği görüşünü dile getirdi. Adigey’deki hemen her halkın sivil toplum kuruluşlarının katıldığı birlik oluşturuldu. Ayrıca her halkın temsilcisinin katıldığı Adigey’in Cumhuriyet statüsünün korunması amaçlı Forum oluşturuldu.

Bizce muhaceretteki yurtsever insanlarımız; yapılması gerekeni, kiminle ve nasıl mücadele edilmesi gerektiğini iç dinamiklere bırakmalıdır. Anavatandaki kardeşlerine ve Rusya Federasyonu’ndaki her halktan demokrasiden ve federalizmden yana güçlerine güvenmelidir. Yardım etmek isteyenler nasıl daha yararlı olunabileceğini, Forum’a sormalı, Forum’un kendilerinden istediklerinden öte girişimlerde söylemlerde bulunmamalıdır.

.

.

         

.