MENÜ

 
 
 
 

www.circassiancanada.com         

.........

DAĞISTAN HAKKINDA

Bedini

.........

.........

Siyasi Durum

Dağıstan, Rusya Federasyonu'na bağlı bir cumhuriyettir. 20 Ocak 1921'de Rusya Federatif Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti'ne tabi olarak kurulan Dağıstan Özerk Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti, Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği'nin (SSCB) dağılmasından sonra, halen Dağıstan Cumhuriyeti şeklinde Rusya Federasyonu'na bağlı bulunmaktadır.
 
 

Rusya Federasyonu'nun Avrupa'daki kesiminin güneyinde yer alan Dağıstan, Büyük Kafkas Dağları'nın kuzey yamacının en doğu ucundan 50.300 kilometrekarelik bir alanı kaplar. Güney ve batısı Güton dağında 3646 metreye, Bazardyuzu (Pazardüzü) Dağı'nda da 4480 metreye ulaşan Kafkas Dağları'nın ana doruk hattıyla çevrilidir. Doğusunda Hazar Denizi, kuzeyinde Kalmuk Özerk Cumhuriyeti, batı ve kuzeybatısında Çeçenistan ve Kuzey Kafkasya, güneybatısında Gürcistan ve güneyinde de Azerbaycan yer alır.

Dağıstan doğudan batıya 200, kuzeyden güneye 400 kilometre kadar bir uzunluğa sahiptir. Başkenti Mohaçkale'dir. Diğer önemli şehirler Derbent, Kızlar, İzberbaş ve Buynak'tır.
 

Coğrafya ve İklim Türkçe Dağ kelimesi ile Farsça (-istan) ekinin birleşmesinden oluşan ve Dağ ülkesi veya Dağlık Ülke anlamına gelen Dağıstan kavmi değil, coğrafi-topografik mana ifade eden bir kavramdır. Rusça'da da 'Dağlar Ülkesi' anlamında Strana Gor ifadesi kullanılmaktadır. Dağıstan Coğrafi açıdan beş bölgeye ayrılır. Birinci bölgede Kafkas Dağları ve Dağıstan iç platosu yer alır. Dağlar arasından Hazar Denizi'ne akan Sulak, Samur ve Kurak gibi ırmaklar buralarda derin vadi ve uçurumlar meydana getirmiştir. Kafkas Dağları'nın genellikle güneye bakan yamaçlarında yağış çok azdır. Bu yüzden bazı bölgelerde bitkisel hayat yoktur.
 

İkinci bölge, birinci bölgenin kuzeyinde yüksekliği 920 m'ye ulaşan ve çıkıntı tepelerinden oluşan ikinci bir dağ kuşağından ibarettir. Bu bölge kuzey ve kuzeybatıdan esen rüzgarlar sebebiyle oldukça yağışlı olup, sık ormanlarla kaplıdır. Dağlar ile Hazar Denizi arasında kalan dar kıyı düzlüğü üçüncü bölgeyi oluşturur. Dar boğazlardan çıkıp yayılan ırmaklar tarafından kesilir. Petrol ve doğalgaz yatakları barındıran bu ovanın genişlediği yerde başlayan dördüncü bölge alçak ve bataklık ovalar ile Terek ırmağı deltasından oluşur. Deltanın hemen ilerisinde uzun ve kumluk Agragan Yarımadası başlar.

Son olarak Terek'in hemen kuzeyinde kumullarla kaplı Nogay Bozkırları beşinci bölgeyi oluşturur. Bu bölgenin iklimi ise sıcak ve kuru olup, bitkisel hayat yarı yarıya çöl özellikleri gösterir.
 

Dağıstan'ın başlıca ırmakları Gazi Kumuk, Kara, Avar ve Andi Koysularının birleşmesinden oluşan ve Mohaçkale'nin kuzeyinde Hazar'a kavuşan Sulak, daha kuzeyde Çeçenistan'dan gelen Terek, güneydoğu istikametinde akarak aynı şekilde Hazar'a kavuşan Samur'dur. Genellikle dağlara paralel olarak akan bu ırmaklar, 1000 metreye varan derinlikte ve darlıkta kanal ve mecralar oluşturarak, Dağıstan'ın özelliklerinin şekillenmesinde önemli rol oynarlar.
 

Dağıstan'ın iklimi genel olarak sıcak ve kurudur. Alçak kesimlerde ortalama sıcaklık Ocak ayında -3, 6 derece, Temmuz ayında 23 derece dolayındadır. Dağıstan'ın kuzey kısmını teşkil eden Sulak-Terek-Kuma düzlüğü en yüksek yeri 26 metreyi geçmeyen ve denize doğru gittikçe alçalan, susuz ve kıraç bir bozkırdan ibarettir. Bu sahanın nüfus yoğunluğu çok düşüktür. Bu bölgenin sahil boyu bazan su altında kalır. Kuma ile Terek arasında bir çok tuz gölü ve bataklık vardır. Terek ile Sulak arasında ise, kumsallarda kaybolan Aktaş, Yarıksu, Yamansu ve Aksay çaylarından bu gün ziraatte istifade edilmektedir. Sahil boylarına nisbeten sathı biraz yüksek olan kuzeybatı bölgeleri hariç olmak üzere, bu düzlüğün iklimi son derece kurudur. Düz, ırmaktan ve ormandan mahrum, yağmursuz ve kuzey rüzgarlarına açık olan daha kuzeydeki bölgede sıcaklık yazın 40, kışın -40 dereceyi bulur. Ziraat, Terek boyunda ve sun'i sulama usulü ile güneybatı kısmında yapılır. Diğer kısımlarda muhtelif Türk boyları göçebe halinde yaşar ve hayvan beslerler. Sahil boyunda ise balıkçılık ile iştigal edilir.
 

Dağıstan tabii zenginliklerle doludur. Dağlık bölgenin bitki örtüsü, vadilerde ve kanyonlarda yaprak döken ormanlardan, yüksek tepelerde çam ve huş ağacı ormanlarından ve ağaç sınırının üstünde de Alp çayırlarından oluşur. Tepe yamaçlarında yer yer çöl bitkisiyle kesintiye uğrayan sık yaprak döken ormanlar bulunur. Alçak yamaçlarda seyrek esmer toprak alanlarıyla bölünen verimli kestane rengi topraklar egemendir. Hazar Denizi kıyısında ise tuzlu bataklık toprakları yaygındır.

 

Şehirler
 

Dağıstan'ın en önemli şehirleri Mohaçkale, Derbent, Buynak, Kaspiy, Hasavyurt, İzberbaş, Kızlar ve Kızılyurt'tur. Bu sekiz şehrin yanı sıra ovalık bölgelerde kurulmuş olan 14 işçi sitesi bulunmaktadır. Yalnız Kubaçi işci sitesi dağlık bölgede kurulmuştur. Dağlık arazide yer alan Buynak dışındaki diğer şehirler de ovalarda ve deniz kıyılarında kurulmuştur.
Sosyo-ekonomik gelişmelere bağlı olarak şehirlerin nüfusu artmakta birlikte bugün Dağıstan'dan nüfusun yarıdan fazlası (%58) dağ ve ova köylerinde yaşamaktadır. Ancak ova köyleri ile dağ köyleri arasında çok farlılıklar bulunmaktadır. Ova köyleri çok büyük olup, üzüm bağları ile meyve bahçelerine ve düz sokaklara sahiptir. Dağlarda ise, düz arazinin az olmasından dolayı evler genelde dağ yamaçlarında ve üst üste inşa edilmiştir. Çoğunlukla yolu olmayan bu köylerde köy halkı, köyün başına kadar vasıta ile gelir, oradan evlerine dar yollardan geçerek ulaşırlar. Bağ ve bahçenin olmadığı bu köylerin merkezlerinde üç-beş ağaç ancak bulunabilmektedir. Toprağın çok kıymetli olduğu buralarda düz araziler genellikle geçim kaynağı olan ziraatta kullanılmakta ve ürün olarak en çok buğday, mısır, arpa ve patates yetiştirilmektedir. Ulaşımı çok çetin olan bu köyler, asırlar boyu Dağlılar'ı düşmandan koruma vazifesi görmüşlerdir.
 

Mohaçkale. Dağıstan'ın başşehridir. Hazar Denizi'nin batı kıyısında, Kafkas Dağları'nın denize yakınlaştığı yerde kurulan ve 1920'lerde 40 bin nüfusu olan Mohaçkale, bugün 350 bin nüfusuyla Dağıstan'ın en büyük ve en önemli sanayi ve kültür şehridir. Mohaçkale'nin temelinin Deli Petro tarafında kurulduğu rivayet edilmektedir. 1722 yılındaki İran seferi sırasında Deli Petro'nun karargahını kurduğu yerde kurulan şehre 1857 yılında Port-Petrovsk(Petro Limanı) adı verilmiştir. 1912 yılında Port-Petrovsk'un 24 bin nüfusa sahip olduğu ve bu sırada şehirde bir küçük banyo, onluk su çeşmeleri, iki okul ve 12 kişilik bir hastanenin bulunduğu belirtilmektedir. Sovyet egemenliğinden sonra Dağıstan'ın başkenti olan şehre, Sovyet egemenliği için savaşan Mahaç Dahadayev hatırasına Mahaçkala (Mohaçkale) adı verilmiştir. Sovyet egemenliği döneminde önemli bir sanayi ve kültür merkezi haline gelen şehirde bu dönemde sanayi işletmelerinin sayısında artış görülmüştür. Bunlardan en büyükleri M.Gadjiyev adında makine yapım fabrikası, Dagelektromat fabrikası, radyo elemanları, cam ve elektrikli eşyalar üreten fabrikalardır. Kuzey Kafkasya'nın ikinci büyük inşaat kombinası ile ülkenin en büyük ve en eski hafif sanayii olan trikotaj, dikiş ve ayakkabı fabrikaları da buradadır. Şehirde gıda sanayii de gelişmiştir. Bunlardan bazıları balık konserve ve et kombinaları, şarap, bira, yağ ve şekerleme fabrikalarıdır.
 

Mohaçkale Dağıstan'ın kültür merkezidir. Şehirde Rus, Avar, Kumuk ve Laklar'a ait tiyatrolar, kukla tiyatrosu, filarmoni, Dağıstan Devlet Şarkılar ve Halk Oyunları Toplulukları, Dağıstan Devlet Lezginka Halk Oyunları Topluluğu, sinemalar, müzeler ve kütüphane bulunmaktadır. Mohaçkale'de bir çok dilde gazete ve dergiler yayınlanmaktadır. Kuzey Kafkasya'nın en büyük bilim merkezi de Mohaçkale'dedir. Şehirde Rusya Federasyonu İlimler Akademisi'nin Dağıstan Şubesi, Lenin Üniversitesi, pedogoji, tıp, tarım ve teknoloji enstitüleri ve laboratuarlar bulunmaktadır. Mohaçkale'de Türk İşadamları tarafından açılmış bulunan ve İngilizce yapan bir Özel Türk Lisesi de Dağıstan'ın eğitim sistemi içinde yerini almış bulunmaktadır. Demiryolları kavşağında bulunan Mohaçkale, aynı zamanda da Hazar'ın kuzey-batı kıyısında önemli bir liman şehridir. Şehir bir taraftan Kaspiy şehrine, diğer taraftan da Tarki Dağı yamaçlarına doğru büyümektedir.
 

Derbent. Araplar'ın Babu'l-Ebvab (Kapılar Kapısı) ve elBab (Kapı), Türkler'in Demirkapu adını verdikleri ve Farsça'da kapalı kapı, geçit, sınır karakolu anlamına gelen Derbent, Dağıstan'ın ikinci büyük şehridir. Derbent çok eski bir şehir olup, Hazar Denizi'nin batı sahilinde ve Kafkas dağlarının denize en çok yaklaştığı yerde kurulmuştur. Şehre ismini veren boğaz, deniz ile dağ arasında iki kilometre uzunluğunda, iki sıralı ve bugün hala kalıntıları bulunan büyük duvarla çevrilmiştir. Dağlar tarafında muhkem bir kale ile son bulan bu surların yapılışı Hazar Türkleri zamanında Sasani hükümdarı Nûşirvan (531-579) tarafından yapılmıştır.
 

Osmanlılarla Safeviler arasında sık sık el değiştiren ve İranlılar'ın Ruslarla anlaşmasıyla en son Ruslar'da kalan Derbent, Avrupa'dan Asya'ya giden önemli ticaret yolu üzerinde bulunması sebebiyle, tarih boyunca ticari ve askeri bakımdan stratejik bir önem taşımıştır. Şehirde dağlar ile deniz arasındaki 2 kilometrekarelik geçidi kapatan surlar, Sasaniler ve sonraları Müslümanlar devrinde ön Asya'yı Doğu Avrupa göçebe kavimlerinin istilasından korumuştur. Şehir, Müslüman dünyasının bir hudut kalesi olduğu gibi, bir liman olarak ticari bakımdan da önemliydi ve buraya bütün Hazar ülkelerinden mallar getiriliyordu. Başlıca ihraç malları dokuma bezleri ve kök boya idi. Rus idaresi altında Derbent'te XIX. Yüzyılın ortalarına doğru kök boyası üretim ve ticaretinde önemli bir gelişme sağlandıysa da asrın sonlarında sosyal ve iktisadi hayatta gerileme başladı. Derbent geçidinden geçen eski yolun yerini 1898'de inşaası tamamlanan ve orta Kafkasya'yı Avrupa Rusyası'na bağlayan demiryoluna terketmesiyle şehir ve bölge iktisadi hayatında yeni bir canlanma görüldü.
 

1926'da Derbent'in, büyük bir çoğunluğu Türkler olmak üzere, 25 bin nüfusu vardı. XX. Yüzyılın ilk çeyreğinde Derbent, Dağıstan'daki Türkler'in kültür merkezlerinden biri durumundaydı. 1959'da 47 bin, 1971'de 59 bin 1982'de 75 bin olan Derbent nüfusu, 19927de 84 bin oldu. Derbent, Kafkasya'nın kuzeyden güneye iki önemli geçidinden birinin kapısı durumundadır. Doğu Kafkasya'yı Hazar Denizi boyunca kuzeyden güneye bağlayan yol üzerinde bulunması itibariyle şehir, bugün de büyük bir stratejik önem taşımaya devam etmektedir. Derbent Rusya Federasyonu'nun Azerbaycan'a giden yolu üzerinde bulunmaktadır.
 

Derbent Dağıstan'nın Mohaçkale'den sonra ikinci büyük kültür ve sanayi merkezidir. Burada Türk İşadamları tarafından açılmış bulunan Özel Turgut Özal Türk Lisesi ile İktisadi ve İdari Bilimler ve Şarkiyat Fakülteleri'ni bünyesinde bulunduran Derbent Hümaniter Enstitüsü yüzlerce öğrencisi ile şehrin kültür hayatına önemli katkılarda bulunmaktadır.
Hazar kıyılarının ziraate en elverişli kısmı olan Derbent, bağ ve meyveciliğe çok elverişli topraklara sahiptir. Dağıstan'ın şarap üretim merkezi olan şehirde, Dağıstan'ın büyük meyve konserve kombinası ile konyak ve bira fabrikaları bulunmaktadır. Cila makinaları fabrikası, elektrosignal fabrikası ve inşaat kombinası da diğer önemli tesislerdir. Derbent'te 1930 yılından beri faaliyet gösteren bir yün iplik fabrikası da bulunmaktadır. Burada üretilen iplerden dışarıya da ihraç edilen meşhur Dağıstan halıları imal edilmektedir. Derbent'in yakınında işçi sitesi olan Ogni'de Rusya Federasyonu'nun doğal gazla çalışan en büyük şişe-cam fabrikalarından biri yer almaktadır.
 

Buynak. 1922 yılına kadar Temir-Han -Şura adıyla Dağıstan'ın idari merkezi olan Buynak şehrine, ülkenin dağlık bölgelerine giden yolların buradan geçmesi sebebiyle Dağlara giden Kapı adı verilir. Tarihi eserleri bulunan Buynak, beş adet ilahiyat okulu (medrese) ile sosyalist ihtilalden önce dini eğitim merkezi durumundaydı. Bu sırada Dağıstan'ın tek umumi kütüphanesi de burada bulunuyordu. Şehrin sanayisi küçük imalathane ve konserve fabrikalarından ibaret idi. Bugün de Buynak Dağıstan 'ın önemli bir sanayi ve kültür şehri durumundadır. Mayıs 1970 ve Ocak 1975 yıllarındaki depremlerde büyük hasar gören şehir, imar edilmek suretiyle yeni binalara kavuşmuş, kültür tesislerin inşa edilmiştir. Bugün Buynak'ta başta deri ayakkabı fabrikası, meyve konserve ve et kombineleri olmak üzere büyük sanayi işletmeleri bulunmaktadır.
 

Kaspiysk. Mohaçkale'nin 14 kilometre güneybatısında ve Hazar'ın kıyısında 1932 yılında bir işçi sitesi olarak kurulan Kaspiysk, 1947 yılında şehir haline getirilmiştir. Başkentin komşusu durumunda olan Kaspiysk, Dağıstan'ın sanayi merkezlerinden biri durumundadır. Hasavyurt. 1931 yılına kadar Sanayi Sitesi olarak adlandırılan Hasavyurt, nüfusça Dağıstan'ın üçüncü büyük şehridir. Şehirde çok sayıda sanayi işletmesi olup, en büyükleri dikiş ve alet yapım fabrikaları, konserve, tuğla, yem, şarap fabrikaları ve et kombinasıdır. Hasavyurt aynı zamanda ülkenin tarım merkezi durumundadır. Kızlar. Kuzey Kafkasya'da Derbent'den sonra en eski şehirlerden birisidir. Şehrin kuruluşu 1614-16 yıllarına kadar uzanır. 1735 yılında şehir haline getirilen Kızlar'da sanayiyi elektromekanik fabrikası temsil etmektedir . Şehrin yakınındaki Komsomolskiy sitesinde Dagelektroaparat fabrikası inşa edilmiştir. Şehirde sirai kaynakları işleyen işletmeler olarak şarap ve konyak fabrikaları vardır.

İzerbaş. 1934 yılında kurulmuş olan İzerbaş, bir petrol ve alet yapım merkezidir. Buradaki Dagzeto fabrikası diğer ülkeler tarafından da talep edilen elektrikli ısınma araç-gereçleri üretmektedir. Bu ürünler muhtelif Asya, Afrika ve Avrupa ülkelerine ihraç edilmektedir. Kızılyurt. Dağıstan'ın 1963 yılında kurulmuş olan en genç şehridir. Şehir Sulak kıyısında hidroelektrik santrali sahasında kurulmuştur. Burada fosfor tuzu fabrikaları, daktilo tipi makinalar üreten fabrika faaliyet göstermektedir. Şehrin 3 kilometre uzağında Dagelektroavtomat fabrikası bulunmaktadır.

 

Dağıstan'da Ekonomi
 

Sovyet sistemine dahil bütün ülkelerde olduğu gibi bugün Dağıstan'da da sosyo-ekonomik birçok problem yaşanmaktadır. Bu problemler ekonominin bütün sektörlerinde etkili bir şekilde hissedilmektedir. Rusya Federasyonu içinde Çeçenistan probleminin en fazla etkilediği cumhuriyetin Dağıstan olduğunu söylemek de mümkündür. Çeçenistan'a komşu olması ve toprakları içinde yaşayan önemli miktarda Çeçen'in bulunması sebebiyle bu problem, Dağıstan'ın ihtiyaç duyduğu mallarla, hammadde ve teçhizatın sağlanmasında büyük güçlükler çıkarmaktadır. İthalatta karşılaşılan bu zorluklar aynı derecede ihracatta da söz konusu olmaktadır. Diğer taraftan bazı siyasi sebeplerle Azerbaycan-Dağıstan sınırının da kapalı tutulması sebebiyle Dağıstan'ın bir ekonomik abluka altında olduğunu söylemek yanlış olmayacaktır. Bu problemlerin yanısıra zaten Rusya'da etkisi devam eden ekonomik kriz, bütçesinin %85'i Rusya Federasyonu'nun yardımından oluşan Dağıstan ekonomisini olumsuz yönde etkilemektedir.
 

Rus ekonomisinde beş yıla yakın bir zamandır yaşanmakta olan ekonomik çöküntü, Dağıstan milli ekonomisinde de aynı etkiyi göstermiş bulunmaktadır. Üretimde sürekli bir gerileme, yüksek enflasyon ve işsizlik ekonominin karakteristik özelliği haline gelmiş durumdadır. Yatırımlardaki düşme devam etmekte, bilimsel ve teknik potansiyel hızla gerilemektedir.Dağıstan'da son yıllarda sınai üretimin düşüşü %40 ile en büyük seviyeye ulaşmış ; orta ve büyük ölçekli işletmeler zarar etmişlerdir. Üretim beş yılda 3.3 misli azalmış ve fiziki üretim hacmi 1950'li yılların seviyesine inmiştir. Üretim düşüşünde Dağıstan, 1994 yılında Rusya Federasyonu içinde onuncu sırada yer almıştır.
 

Sanayinin hemen hemen tüm kollarında bu gerilemenin etkisi görülmektedir. Mesela makine imalatında üretim 1990 yılına kıyasla 4.7 kat, gıda sanayinde 4.9 kat, cam sanayinde 7.5 kat, hafif sanayide 10.9 kat azaldı. 1990 yılına kıyasla sanayinin yapısı kökünden değişti. Yakıt ve enerji kompleksinin payı 6.3 kat artarken; hafif sanayinin payı 4.3 kat, makine yapım, gıda, kimya ve petro-kimya sanayilerinin payları 1.3 ila 2 kat azaldı.
 

Sanayinin değişen yapısı içinde yakıt ve enerjinin payı artmasına rağmen, yukarıda belirtildiği gibi, bu artış sadece diğer sektörlere nispetle gerçekleşmiş, geçen yıllara göre ise azalmıştır. Nitekim, yakıt ve enerji kompleksinde petrol üretimi yüzde 20.4 'e, gaz üretimi ise yüzde 7.2'ye düşmüştür. Elektrik enerjisi üretimindeki azalma yüzde 36.7 olmuştur. Bu arada hidroelektrik santrallerinde yüzde 37.2 üretim düşüşü ortaya çıkmıştır.

Sanayide bu gerileme devam ederken, yatırım faaliyetlerinde de azalma aynı şekilde devam etmiştir. Yatırım hacmi 1994 yılında yüzde 26.3, son üç yılda ise yüzde 47.7 azalmıştır. Kısacası, Dağıstan bugün bütün sosyo-ekonomik olumsuzlukları bir arada yaşamaktadır.

Sanayideki gerileme tarımda da etkisini göstermiş bulunmaktadır. 1990 yılına göre üretimde önemli bir azalma görülmektedir. Kamu sektöründe tarım ürünleri üretimi 1991 yılına nispetle 2.3 misli azalmıştır. Halkın elindeki küçük ölçekli özel köy işletmeciliği ise yüzde 12.7 artış görülmüştür. Tarım sanayi kompleksine 1994 yılında yapılan yatırımlar 1993 yılına nispetle yüzde 40, köy ekonomisinin yatırım hacmi ise 1991 yılına nispetle iki misli azalmış bulunmaktadır.
 

Finansman yetersizliği, gerekli teçhizatın federal bütçeden temin edilememesi ve işletmelerin içinde bulunduğu ağır ekonomik kriz 1994'te Cumhuriyet bütçesini de zor duruma düşürmüştür. Ülkedeki işgücü arzındaki hızlı artış devam etmektedir. Bir taraftan ekonomik kriz sebebiyle işyerlerinin kapanması, diğer taraftan eğitim-öğretim kurumlarından yeni mezun olanların işgücü piyasasına katılmış olmaları bunun önemli sebepleri arasında yer almaktadır. Bunlara ek olarak silahlı kuvvetlerden terhis edilen askerler işsizliği besleyen önemli bir kaynak haline gelmiştir.
 

Nüfusun önemli bir kısmı, hayat seviyesinin düşük olması sebebiyle ek iş peşinde koşmaktadır. Mühendis ve öğretmen olduğu halde işsizlik sebebiyle taksi şoförlüğü yapan ve hayatından şikayetçi olan insanların sayısı her geçen gün artmaktadır. 1994 yılı itibariyle resmi kayıtlardaki işsiz sayısı 43 bin 800'dür. Resmi işsizlik haricinde gizli işsizlik de yükselmektedir. Gizli işsizlerin sayısı da 63 bin 300 olarak belirlenmiştir. Yaşanan işgücü fazlalığında tarım bölgeleri başı çekmektedir. Araştırmalar ülkede yaşanan istihdam probleminin tehlikeli boyutlara çıktığını ortaya koymaktadır. Fiyatların devamlı artışı ücret ve maaşların reel satın alma gücünü azaltmış bulunmaktadır. Ortalama maaş 1994'te 1990 yılına göre %64 azalma göstermiştir. 1992'den itibaren Dağıstan toplumunda gelir dağılımında da bozulma ortaya çıkmıştır. Ekonomik reformlar en çok kredi- finansman- sigorta kurumları ile yönetim kademelerinde çalışanların işine yaramış bulunmaktadır.

Dağıstan'ın 1994 yılı ihracatı 72.8 milyon, ithalatı ise 133.7 milyon Amerikan doları olarak gerçekleşmiştir. Buna göre dış ticaret açığı yaklaşık 61 milyon dolar olmuştur.
 

Bugün ithal edilen mallar arasında gıda maddeleri önemli bir yer tutmaktadır. Bunlar arasında şeker, bitkisel ve hayvani yağlar, çay, turunçgiller, makarna ve pasta mamulleri, süt, kaymak, çocuk mamaları, tıbbi ilaçlar anılabilir. Bir tarım ülkesi olan Dağıstan'da saydığımız bu gıda maddelerinin ithal edilmekte oluşu tamamen yaşanmakta olan ekonomik krizle ilgili görülebilir. Ülkede mevcud zirai üretim potansiyelinin çok düşük seviyelerde kullanılmakta oluşu, saydığımız çok çeşitli zirai ürünlerin ithal edilmesi gereğini ortaya çıkarmış bulunmaktadır. Bu arada Dağıstan'ın geleneksel ihraç malları olan yün, ham deri, ağaç malzemeleri ve siyah maden düşük fiyatlarla satılmaktadır.
 

Dağıstan iletişim konusunda büyük bir sıkıntı çekmektedir. Telekomünikasyon konusunda dünya standartlarının çok gerisinde bulunan ülkenin başkenti Mohaçkale'de 1995 Temmuz ayında 10200 abonelik telefon santrali hizmete girmiştir. İletişim sahasındaki bu geri duruma ilaveten ekonomik alandaki dezentegrasyon, geleneksel sürüm pazarı kaybı, finansal yapı ve dış ticaretin mevcut gelişmemiş durumu dış ticaret sahasında sahip olunan potansiyeli hayat geçirmede engel teşkil etmektedir. Bu arada Mohaçkale'deki deniz limanının restorasyonu, yeni bankaların açılması, Amerikan, İtalyan, Avusturyalı ve Türkler gibi yabancı işadamlarının çeşitli sahalarda yatırımlarda bulunmaları gibi olumlu gelişmelerin söz konusu olduğunu da belirtmek gerekir.

 
 

Din
 

Dağıstan VII. Yüzyılın 40-50'li yıllarında Emeviler döneminde İslamiyet ile tanıştı. İslam'ın gelmesiyle birlikte putperestlik, Hıristiyanlık, Zerdüştlük ve Yahudilik dinlerinin yerini almaya ve Dağıstan halkları kademe kademe Müslüman olmaya başladılar. Dağıstan'ın ilk İslam merkezi, Müslüman Arap akınları sonucu 652-53 yıllarında fethedilen Derbent oldu. İlk Müslüman olan bölgeler Tabasaran, Kumuk, bazı Lezgi bölgeleri ve özellikle Saruh oldu. Derbent'ten sonra Hunzah, Batri, Tarki ve Kaytag da İslam şehirleri haline geldiler.

Dağıstan'ın çağdaş yazarlarından Resul Magomedov, İslam'ın kendilerine neler kazandırdığı konusunda şunları yazıyor:

"İslam'dan önce bütün Kafkas kavimleri gibi Dağıstan halkları da dil, din, etnik yapı ve coğrafi bakımdan birbirinden kopuk durumda idiler. Bu durum kavimler arasıda şiddetli düşmanlıklara ve çatışmalara yol açıyordu. Yerli kavimlerin hemen tamamının Müslüman olmasıyla Dağıstan kavimleri arasında din birliği sağlanmış ve kavimler arası etnik çatışmalar da ortadan kalkmıştır. Bu ihtilaflar devam etseydi, vatanımız için çok büyük felaketler söz konusu olurdu. Medreselerin her yere yayılması sayesinde bu birlik sağlandı. Bu medreselerden yetişen alimler, müftüler, din hocaları çok milletli çevrede çatışmaların önlenmesinde çok önemli rol oynadılar. İslam, en zor anlarda Dağıstan halklarını bir araya getirdi ve kavimleri birbirine yakınlaştırdı. İslam böyle bir amaca bugün de hizmet etmelidir."
 

Gerçekten, İmam Şamil Ruslara karşı yürüttüğü bağımsızlık savaşı ile yakınlarda cereyan eden ve yukarıda değindiğimiz Azeri-Lezgi anlaşmazlığı örneğinde olduğu gibi, din birliği en zor anlarda Dağıstan halklarını bir araya getirmeye yetiyordu. İslamiyet’le birlikte Dağıstan halkları arasında eğitim ve medeniyet gelişmiş, dini, edebi ve tarihi eserler ortaya konmuştur. Riçi ve Kumuk'ta VII. Yüzyılda Araplar tarafından kûfi hatla yazılmış eserler bulunmuş; kabir taşlarında, metal ve ağaç eşyalarda Arap epigrafisinin(hat) zengin örnekleri tespit edilmiştir. Yukarıda geçtiği gibi, Dağıstanlı şairlerin ilk şiirlerini Arapça olarak yazmaları, bu dilin baştan beri Dağıstan kültürüne ne derece nüfuz ettiğini göstermektedir.
 

Dağıstan nüfusunun büyük çoğunluğu Sünni Müslüman’dır. Özellikle XVIII. Yüzyıldan itibaren Nakşibendi tarikatı Ruslara karşı yürütülen mücadelede gösterdiği etkinlikle büyük bir nüfuz kazanmıştır. Dindar olan halk ilme büyük önem vermiş ve hemen her dağ köyünde bir medrese yaptırmıştır. 1913'te Dağıstan'da 360'ı ulu cami olmak üzere 2060 cami vardı. Komünizmin dini müesseseleri henüz yıkmaya başlamadığı 1928 yılında da 810 medrese ve camilere bağlı 400 okul bulunmaktaydı. Asrın başlarında din adamlarının sayısı da 35-40 bin civarında olup, dini esaslara göre işleyen yönetimde din adamlarının (ulema) büyük bir etkinliği vardı. Bunlar her avulda (köy) bulunuyor, temiz yaşantılarıyla şöhret kazanıp halka her konuda örnek oluyorlardı. Ulemanın halk üzerindeki tesiri Rus işgali karşısında kendisini göstermiştir. Çar ordularının XIX. Yüzyılın başlarında Dağıstan'a yaptığı hücumlara tek başına karşı koyamayan hanlık ve beyliklere karşılık; Gazi Muhammed, Hamzat Bek ve İmam Şamil gibi din adamları, Dağıstan, Çeçenistan ve Batı Kafkasya halklarını açtıkları İslam bayrağı altında toplamayı başarmışlar ve otuz yılı aşkın bir zaman bütün dünyayı kendilerine hayran bırakan bir direniş örneği sergilemişlerdir. İmam Şamil'in 1859'da teslim olmak zorunda kalması ile ezilen mücadele sonra da söndürülememiş, 1877 yılında yeniden canlanan Dağıstan ve Çeçenistan milli özgürlük hareketlerinin öncüleri, daha sonra Türkiye 'ye gelen Ömer Ziyaeddin Dağıstani'nin de aralarında bulunduğu yine bu ulema zümresi olmuştur.
 

Sovyet hakimiyeti altında bu camiler yıkılarak sayıları 27'ye düşmüş, medreseler ise tamamen yok edilerek binlerce paha biçilmez el yazmaları, Kuranlar ve dini eserler yakılmıştır.Dağıstan'ın iftiharı ve İslam dünyasında meşhur binlerce alim ve müderris toplama kamplarında öldürülmüştür. Böylece Dağıstan, Sovyet hakimiyeti altında tarihinde görmediği maddi ve manevi kültür tahribatına uğramıştır. Bu büyük tahribatın ve tarihi zenginliklerini kaybettiklerinin farkında olan bugünkü Dağıstanlı yazarlar, halen Dağıstan'da yaşanan sosyo-kültürel dejenerasyon ile alkol bağımlılığı, suçluluk ve her türlü ahlaki çöküntünün bu hafıza kaybından kaynaklandığı ifade etmekte, buna karşılık, mescitlerin yeniden açılması ve yaşlılarla birlikte binlerce çocuğun açılan medreselerde ve evlerde dini bilgileri yeniden öğrenmeye başlamaları sebebiyle geleceğe ümitle bakmaktadırlar. Gerçekten bugün Dağıstan'da kapalı bulunan camilerin açılmasının yanı sıra halen çok sayıda cami de inşa edilmektedir.

Dağıstan Müslümanları yaşanan büyük ekonomik sıkıntılara rağmen hac ibadetine de büyük önem vermekte ve her yıl binlerce Dağıstanlı zor şartlara rağmen hacca gitmektedir
.
Anayasaya göre Rusya Federasyonu demokratik ve laik olup, din devletten ayrılmıştır. Ancak pratikte durumun farklı olup evden çıkmadan, sadece televizyon ve radyo yayınları ile basın dünyasında dinlere eşit yaklaşılmadığını herkesin görebileceği Dağıstanlı aydınlar tarafından dile getirilmekte ve Hıristiyan Ortodoksluğun aşama aşama devlet dini haline getirildiği ifade edilmektedir.
 

Yetmiş yıllık din karşıtı bir uygulamaya rağmen bugün hala Arapça bilen insanlara rastlanması, yeni açılan orta ve yüksek öğrenim kurumlarında Arap Dili ve Edebiyatı bölümlerinde büyük bir rağbet gösterilmesi Dağıstan’ın bugünkü dini yapısı hakkında fikir vermektedir.

 
 

Eğitim
 

1989 rakamlarına göre Dağıstan'da 600 orta dereceli okul, 27 meslek lisesi ve Dağıstan Devlet Üniversitesi'ne bağlı beş yüksek okul vardır. Sovyetler döneminde fen bilimlerine ve materyalist felsefeye çok büyük önem verilmiş ve ateizm dersi eğitimin hemen tüm kademelerinde okutulmuş, din eğitimine hiç yer verilmemiştir. Bu politikanın, Dağıstan halkının bugün yaşadığı alkolizm, hırsızlık, adam öldürme, soygun, intihar, boşanma....gibi sosyal ve ahlaki bunalımların artmasında etkili olduğu ve bu manevi boşluğun en az yaşanan ekonomik kriz kadar bu konuda belirleyici faktör olduğu görülmektedir. Halihazırdaki durumda eğitimin prestijinin düşmesi dışında pek bir şeyin değiştiği de söylenemez.
 

Türk özel teşebbüsü de Dağıstan'da eğitim yatırımlarına ilgi duymuştur. Antalya ve Bursalı işadamları, yukarıda sözü edildiği gibi, Mohaçkale, Derbent ve Botlıh şehirlerinde Türkiye'deki Anadolu Liseleri statüsünde 4 orta dereceli ve bir yüksek öğretim kurumu (Derbent Hümaniter Enstitüsü) açmış bulunmaktadır. Bu eğitim kurumlarının öğretim dili Türkçe olup öğretim elemanlarının büyük bir kısmı Türkiye'den sağlanmaktadır. Yerli halkın büyük ilgi ve teveccühünü kazanan ve kaliteye büyük önem veren bu kurumların Türkiye'nin dış dünya, özellikle Kafkas ülkeleri ile olan ilişkilerinde önemli bir köprü vazifesi göreceğini söylemek mümkündür.

 

Yaşanan Hayat

Genel olarak Kafkas kavimlerinde olduğu gibi, Dağıstan'ın yerli kavimlerinin tipik yaşama alanları dağlık kesimlerdir. Derin vadilerle birbirinden ayrılmış, hatta izole edilmiş vadilerde küçük kabile ve oymakla halinde yaşamalarından dolayı dil, lehçe ve şive farklılıkları ve kabile milliyetçiliğinin ortaya çıktığı anlaşılmaktadır. Ancak ortak fiziki şartlar hepsi üzerinde aynı tesiri göstermiş, yaşama tarzları ve kültürleri büyük ölçüde benzerlik göstermiş ve bir Dağlı Kültürü meydana gelmiştir. Sonradan Dağıstan'a yerleşen Türk, Moğol, İranlı vs. kavimler bu kültürün etkisi altında kalmışlardır.

.........

.........

          

Adige adigha adyga adyge Adige Adigey Adigey Adige adigha adyga adyge Adige Adigey Adigey vAdige adigha adyga adyge Adige Adigey Adigey Adige adigha adyga adyge Adige Adigey Adigey  Adige adigha adyga adyge Adige Adigey Adigey Adige adigha adyga adyge Adige Adigey Adigey Adige adigha adyga adyge Adige Adigey Adigey Adige adigha adyga adyge Adige Adigey Adigey Adige adigha adyga adyge Adige Adigey Adigey Adige adigha adyga adyge Adige Adigey Adigey Adige adigha adyga adyge Adige Adigey Adigey Adige adigha adyga adyge Adige Adigey Adigey Adige adigha adyga adyge Adige Adigey Adigey Adige adigha adyga adyge Adige Adigey Adigey Adige adigha adyga adyge Adige Adigey Adigey Adige adigha adyga adyge Adige Adigey Adigey Adige adigha adyga adyge Adige Adigey Adigey Adige adigha adyga adyge Adige Adigey Adigey Adige adigha adyga adyge Adige Adigey Adigey Adige adigha adyga adyge Adige Adigey Adigey Adige adigha adyga adyge Adige Adigey Adigey Adige adigha adyga adyge Adige Adigey Adigey Adige adigha adyga adyge Adige Adigey Adigey Adige adigha adyga adyge Adige Adigey Adigey Adige adigha adyga adyge Adige Adigey Adigey Adige adigha adyga adyge Adige Adigey Adigey Adige adigha adyga adyge Adige Adigey Adigey Adige adigha adyga adyge Adige Adigey Adigey Adige adigha adyga adyge Adige Adigey Adigey Adige adigha adyga adyge Adige Adigey Adigey Adige adigha adyga adyge Adige Adigey Adigey Adige adigha adyga adyge Adige Adigey Adigey Adige adigha adyga adyge Adige Adigey Adigey Adige adigha adyga adyge Adige Adigey Adigey Adige adigha adyga adyge Adige Adigey Adigey Adige adigha adyga adyge Adige Adigey Adigey Adige adigha adyga adyge Adige Adigey Adigey Adige adigha adyga adyge Adige Adigey Adigey Adige adigha adyga adyge Adige Adigey Adigey Adige adigha adyga adyge Adige Adigey Adigey Adige adigha adyga adyge Adige Adigey Adigey Adige adigha adyga adyge Adige Adigey Adigey Adige adigha adyga adyge Adige Adigey Adigey Adige adigha adyga adyge Adige Adigey Adigey Adige adigha adyga adyge Adige Adigey Adigey Adige adigha adyga adyge Adige Adigey Adigey Adige adigha adyga adyge Adige Adigey Adigey Adige adigha adyga adyge Adige Adigey Adigey Adige adigha adyga adyge Adige Adigey Adigey Adige adigha adyga adyge Adige Adigey Adigey Adige adigha adyga adyge Adige Adigey Adigey Adige adigha adyga adyge Adige Adigey Adigey Adige adigha adyga adyge Adige Adigey Adigey Adige adigha adyga adyge Adige Adigey Adigey Adige adigha adyga adyge Adige Adigey Adigey Adige adigha adyga adyge Adige Adigey Adigey Adige adigha adyga adyge Adige Adigey Adigey Adige adigha adyga adyge Adige Adigey Adigey Adige adigha adyga adyge Adige Adigey Adigey Adige adigha adyga adyge Adige Adigey Adigey Adige adigha adyga adyge Adige Adigey Adigey Adige adigha adyga adyge Adige Adigey Adigey Adige adigha adyga adyge Adige Adigey Adigey Adige adigha adyga adyge Adige Adigey Adigey Adige adigha adyga adyge Adige Adigey Adigey Adige adigha adyga adyge Adige Adigey Adigey vAdige adigha adyga adyge Adige Adigey Adigey Adige adigha adyga adyge Adige Adigey Adigey  Adige adigha adyga adyge Adige Adigey Adigey Adige adigha adyga adyge Adige Adigey Adigey Adige adigha adyga adyge Adige Adigey Adigey Adige adigha adyga adyge Adige Adigey Adigey Adige adigha adyga adyge Adige Adigey Adigey Adige adigha adyga adyge Adige Adigey Adigey Adige adigha adyga adyge Adige Adigey Adigey Adige adigha adyga adyge Adige Adigey Adigey Adige Adigey Adigey Adige adigha adyga adyge Adige Adigey Adigey Adige adigha adyga adyge Adige Adigey Adigey Adige adigha adyga adyge Adige Adigey Adigey Adige adigha adyga adyge Adige Adigey Adigey Adige adigha adyga adyge Adige Adigey Adigey Adige adigha adyga adyge Adige Adigey Adigey Adige adigha adyga adyge Adige Adigey Adigey Adige adigha adyga adyge Adige Adigey Adigey Adige adigha adyga adyge Adige Adigey Adigey Adige adigha adyga adyge Adige Adigey Adigey Adige adigha adyga adyge Adige Adigey Adigey Adige adigha adyga adyge Adige Adigey Adigey Adige adigha adyga adyge Adige Adigey Adigey Adige adigha adyga adyge Adige Adigey Adigey Adige adigha adyga adyge Adige Adigey Adigey Adige adigha adyga adyge Adige Adigey Adigey Adige adigha adyga adyge Adige Adigey Adigey Adige adigha adyga adyge Adige Adigey Adigey Adige adigha adyga adyge Adige Adigey Adigey Adige adigha adyga adyge Adige Adigey Adigey Adige adigha adyga adyge Adige Adigey Adigey Adige adigha adyga adyge Adige Adigey Adigey Adige adigha adyga adyge Adige Adigey Adigey dige adigha adyga adyge Adige Adigey Adigey Adige adigha adyga adyge Adige Adigey Adigey vAdige adigha adyga adyge Adige Adigey Adigey Adige adigha adyga adyge Adige Adigey Adigey  Adige adigha adyga adyge Adige Adigey Adigey Adige adigha adyga adyge Adige Adigey Adigey Adige adigha adyga adyge Adige Adigey Adigey Adige adigha adyga adyge Adige Adigey Adigey Adige adigha adyga adyge Adige Adigey Adigey Adige adigha adyga adyge Adige Adigey Adigey Adige adigha adyga adyge Adige Adigey Adigey Adige adigha adyga adyge Adige Adigey Adigey Adige adigha adyga adyge Adige Adigey Adigey Adige adigha adyga adyge Adige Adigey Adigey Adige adigha adyga adyge Adige Adigey Adigey Adige adigha adyga adyge Adige Adigey Adigey Adige adigha adyga adyge Adige Adigey Adigey Adige adigha adyga adyge Adige Adigey Adigey Adige adigha adyga adyge Adige Adigey Adigey Adige adigha adyga adyge Adige Adigey Adigey Adige adigha adyga adyge Adige Adigey Adigey Adige adigha adyga adyge Adige Adigey Adigey Adige adigha adyga adyge Adige Adigey Adigey Adige adigha adyga adyge Adige Adigey Adigey Adige adigha adyga adyge Adige Adigey Adigey Adige adigha adyga adyge Adige Adigey Adigey Adige adigha adyga adyge Adige Adigey Adigey Adige adigha adyga adyge Adige Adigey Adigey Adige adigha adyga adyge Adige Adigey Adigey Adige adigha adyga adyge Adige Adigey Adigey Adige adigha adyga adyge Adige Adigey Adigey Adige adigha adyga adyge Adige Adigey Adigey Adige adigha adyga adyge Adige Adigey Adigey Adige adigha adyga adyge Adige Adigey Adigey Adige adigha adyga adyge Adige Adigey Adigey Adige adigha adyga adyge Adige Adigey Adigey Adige adigha adyga adyge Adige Adigey Adigey Adige adigha adyga adyge Adige Adigey Adigey Adige adigha adyga adyge Adige Adigey Adigey Adige adigha adyga adyge Adige Adigey Adigey Adige adigha adyga adyge Adige Adigey Adigey Adige adigha adyga adyge Adige Adigey Adigey Adige adigha adyga adyge Adige Adigey Adigey Adige adig

www.circassiancanada.com         

..