|
Bugün Kafkasya’da Adige/Çerkesler dört bölgede yaşıyorlar. Her bir
bölgede değişik ama aynı kökten gelme Adige dilleri konuşuluyor.
Bunları Karadeniz kıyısından doğuya doğru şöyle sıralayabiliriz:
Shapsugh-Karadeniz kıyısında-Krasnodar Kray ve Adigey’de;Bjedugh,
Kemguy, Abzegh ve Kuban Kabardey-Adigey’de; Besleney-Krasnodar
Kray ve Karaçay-Çerkesya’da, Kabardey lehçeleri-Karaçay-Çerkesya,
Kabardey-Balkarya, Stavropol Kray ve Kuzey Osetya’da
konuşuluyorlar.
Kim ne derse desin Adige dilleri/lehçelerinin her biri anlayan
biri için birer dünya, birer canlı hazine değerindedir. Bunlardan
birinin diğerlerinden güzel ve üstün olduğunu söyleyemeyiz. Her
biri birbirinden güzeldir. Bunları birer yerel lehçe olarak da
değerlendiremeyiz. Birbirinden güzel ve zengin olan birer ulusal
dildir bu lehçeler. Burada, biz Adigelere ilişkin olarak çok özel
bir durum vardır. Bunun değerini bilmeliyiz. Bunların hiçbirinin,
milliyetçi dürtülerle olsun, yok olmasını benimseyemeyiz, kabul
edemeyiz. Bunlar Türkiye’deki Türkçe ağızlar gibi içi boş diller
değildirler.
Bu, madalyonun bir yüzüdür.
Bugün bu dil ve lehçelerden iki yazı dili gelişmiştir:
Kabardeyce (bilimsel tanımı ile “Kabardey-Çerkesce”) ve
Adigece ya da Adigeyce.
1926 Sovyet nüfus sayımına göre, Adigey’de 51 bin,
Karaçay-Çerkesya’da 16 bin, Kabardey-Balkarya’da da 122,4 bin
Adige bulunuyordu. Şimdiki duruma göre, Adigey’de 108 bin,
Karaçay-Çerkesya’da 49,6 bin, Kabardey-Balkarya’da da 498,7 bin
Adige bulunuyor. Bir de Shapsughlar ve diğer küçük gruplar da
varlar. Bunlar da hesaba katıldığında Adige sayısı 2002’de 700
binin üzerine çıkmıştı, aradan geçen 7 yılda sayının 800 bini
aşmış olduğu düşünülebilir. 1926 ile 2002 arası süreçte Adigey
nüfusunun 2 kat, Çerkesya’nın üç kat, Kabardey’in 4 kat üzeri
arttığını görüyoruz.
Kabardey nüfus artışı gibi, diğerleri, örneğin Adigey nüfusu niçin
artmamış? Özellikle 1926-1939 arası dönemde Adigey nüfusu niçin
yerinde saymış… Bilemiyoruz. Akla Stalin’in yıkımları
geliyor. Kabardey, Balkar ve Karaçay artışına göre, bugün en
azından 200 bin olması gereken Adigey nüfusu, nasıl oluyor da
böyle yarı oranlarda, 100 binde kalmış…
Doğru dürüst bir inceleme yapılmış mıdır? Bilemiyoruz, Stalin
gitmiş, gölgesi/tortusu hala sürüyor mu yoksa?
Eğitim ne durumda?
Bu konuda da kırıntı bilgilerle yetinme durumundayız. Suskunluk
oraya yerleşmiş dönüşçüleri de sarmış olmasın? Cumhuriyetler
eğitim ve bilim bakanları suspus, dut yemiş bülbüller gibi
olmasınlar… Adige sivil toplum kuruluşları ne yapıyorlar?Onlar
niçin susuyorlar?
Kabardey-Balkarya’da anadilinde ders sayısı arttırılacaktı. Ne
oldu? Çıt yok, bu da hayra alamet olamaz.
Adigey Kültür Bakanlığı’nın bir yetkilisi, durum söylendiği kadar
da kötü değil demeye getiriyor. Adigey’de 30 bin üzeri çocuk
Adigece de ders alıyormuş, bunun 14 bini de Adige kökenli imiş.
Kabul, doğrudur. Müzik, felaket durumunda idi, devlet ve sivil
girişim desteğiyle şimdi bir kıpırdanma var, ama çok cılız,
yetersiz… Adigeler üzerinde bir oyun oynanıyor olmasın…
Eldeki birçok veri kadük (iş görmez) hale gelmiş. Örneğin,
Fahri Huvaj kardeşimizin Türkçe’ye çevirdiği “Adigey
Anayasası” da öyle, kadük değilse de eskimiş ve kırpıla
kırpıla kuşa çevrilmiş. Eskisinde “eğitim dilleri” -Rusça ve
Adigece- sayılıyordu, artık sayılmıyor. Şimdiki eğitim dili sadece
Rusça.
Rusça’nın eğitim dili olması ne demek? Bütün dersler Rusça
işlenecek, okul yönetimiyle yazışma ve resmi konuşmalar da Rusça
yapılacak demektir. Bunun delinmesi olanaklı imiş, böyle diyorlar
statüko yanlıları, sistem yerinde durduğu sürece, ne değişir ki…
Türkiye okullarında 4 saat İngilizce dersinin Türkçe üzerinden
öğretilmesi gibi, Adigey ve Kabardey okullarında da haftada 2 ile
4 arası değişen ders saatlerinde, Rusça anlatılarak ve isteğe
bağlı olarak Adigece dersi okutuluyor, okutulacak. Adigece dersi
sırf Adigece olarak olsun anlatılamayacak, çünkü Adigece bir
eğitim dili değil, seçimlik bir ders dili sadece, Rusçasız
işlenmesi eğitim diline ters olan bir durum. İngilizce/yabancı
dilin okutulması zorunlu bir ders. Adigece,
Adigey/Kabardey/Çerkesya’da İngilizce düzeyine bile erişememiş…
Oysa Gorbaçov döneminde Adigece ve yerel diller 1-4
sınıflar kapsamında birer eğitim dili idiler. 5 ve üstü
sınıflarda da eğitim dili Rusça idi. Şimdi, Boris Yeltsin
döneminden beri hepsi Rusça.
Birçokları bu gibi durumları görmezden geliyorlar, burada büyük
bir oyun olabilir, bazıları gündem saptırmak için şeytana taş
çıkartacak yöntemleri buluyor ve cehaletle de ittifak
kurabiliyorlar. Yok efendim 59 sesi/işareti olan Kabardeyce ile 66
sesi/işareti olan Adigece için bir ortak alfabe düzenleyeceklermiş
de yok iki dili birleştirip içinden bir üçüncü dil
çıkartacaklarmış da. Sanki her birini birer küçük Tanrı sanırsın.
Sonuç, sonuç yok, çünkü sonuç alınması olanaksız…
Ancak gündem saptırılmış, Adigeler gerçek gündemlerinden
uzaklaştırılmış oluyorlar ya, yetmez mi bu?
Eğitim konusunda yetki kimde?
Birçok Adige’nin ne dediğini anlamak için müneccim olmak mı
gerekiyor? Kem küm kem… Atatürk, ’Biri bir şeyler söylüyor
ve bu söylenenlerden bir anlam çıkmıyorsa, bu sözler hastalıklı
sözlerdir’, diyor bir demecinde özetle. Çok doğru ve hastalıksız
sözlerdir bu sözler. Tabii istisnalar da var. Örneğin AC Devlet
Başkanı Aslan Thakuşın, açık, berrak, doğru ve net
konuşuyor. Birçokları gibi yalama değil. Adam dediğin işte öyle
bir adam olmalı.
Aslan Thakuşın, yeni eğitim programı konusunda RF Eğitim ve Bilim
Bakanı Andrey Fursenko ile bir görüşme yaptığını, Bakan’ın
Rusya’da yaşayan ulusların dil ve kültürlerinin öğretilmesi
konusunun programa alınacağı konusunda kendisini umutlandırdığını
söylüyor (Bkz. ”Yeni ulusal eğitim programı üzerine çalışmalar
başlıyor, CircassianCanada, 29 Nisan 2009). Peki bu umut ne oldu?
Mayıs geçti, yeni eğitim yılına az kaldı.
Ne
yapılıyor? Bilemiyoruz…
Sen okulunda Adigece konuşamazsan ya da meydanı Rusça’ya
bırakırsan, çocuk elbette Rusça’yı yeğleyecektir.
Dil
nasıl yaşar?
Adige dil bilgini Ğış Nuh’un, bir tanıdık sayesinde,
“Adige Mak” gazetesinde çıkmış bir bilimsel yazısı elimize
geçti. ”Adige Mak”, ne yazık ki, böylesine bilimsel makaleleri
internete ya hiç vermiyor ya da çok sınırlı olarak veriyor.
Nedendir, bilemiyoruz… Ancak hiç de iyi yapmıyor…
Ğış Nuh, ünlü Adige aydını Han-Girey’den (Хъан-Джэрый)
aktararak, Adigece’nin yazılı olmadığı 19. yüzyılda çok daha güçlü
ve çok daha canlı olduğunu söylüyor. Doğrudur, o sıralar
Adigece’nin üzerinde Rusça, Türkçe ve Arapça gibi
bukağılar/dikenler yoktu. (Örneğin, Düzce’de Ruf’at adında bir
hemşehrimiz çok güzel Adigece/Shapsughca konuşmasıyla ünlenmişti).
Onun için Adigece güçlüydü.
Şimdi durum farklılaştı. Adigeler Rusça öğrenmek zorunda, bu bir
olgu, bir gerçek, gereklidir de. Ancak bu Adigece’nin ezdirilmesi
pahasına bir Rusça olmamalı. Hani Adigece resmi dildi ya… Ne oldu
resmiyete? O da bir tiyatro mu?
Okullarda Adigece artık bir eğitim dili değil, seçimlik bir ders
dili. En büyük sorun şimdi bu. Bu gibi konularda da çözümler
aranması gerekirken, bazıları, olasılıkla Moskova gerici klik
güdümlü bazıları, sanki olabilecekmiş gibi gündem saptırma
peşinde. “Yej zim’eğıjşürem ha ığın yeşte” (Kendine bakamayan
bakacak köpek alır) misali, kendi dillerini bir eğitim dili haline
getirememiş olan bu kişiler, doğmamış çocuğa don biçer gibi, bir
üçüncü dil/tek dil “yaratma” peşindeler. Birer Tanrı olmuş
sanırsın her birini…
Bir dil kullanıldığı sürece yaşar. Dil o hale getirildi ki,
çocuklar, değil Adigece olarak bir konuyu anlatmayı, Adigece
anlatılacak teknik, bilimsel ve sanatsal anlatıları, dahası güncel
konuları bile anlayamaz durumlara düşürüldüler.
Sadece biliminsanı, sanatçı ve yazarların gücü yetmez bu işe,
anadilini yaşatma mücadelesine yöneticiler, öğretmenler,
öğrenciler ve onların örgütleri de omuz vermelidir. Ancak her
şeyden önce özgürlük… Dünya Çerkes Birliği, rahmetli Kalmık
Yura sonrasında uysal kuzuya dönüşmüş, Moskova’nın bir
dediğini iki etmiyor, deniyor. Bilemeyiz. Peki başka örgüt, başka
sivil girişimler kalmadı mı ki?
Rus ve RF ile ilişkiye ve dayanışmaya evet ama bu eşitlerin
ilişkisi olmalı. Uydu ve uşak olmaya hayır!
Durumu iyi bulmuyorum. Fırsat buldukça konuya değineceğim. |