MENÜ





 

.

.

ANADİLİ YA DA DİLLERİ VE ADİGE TOPLUMLARI NE DURUMDA?
10.06.2009

HAPİ Cevdet Yıldız

.

Bugün Kafkasya’da Adige/Çerkesler dört bölgede yaşıyorlar. Her bir bölgede değişik ama aynı kökten gelme Adige dilleri konuşuluyor. Bunları Karadeniz kıyısından doğuya doğru şöyle sıralayabiliriz: Shapsugh-Karadeniz kıyısında-Krasnodar Kray ve Adigey’de;Bjedugh, Kemguy, Abzegh ve Kuban Kabardey-Adigey’de; Besleney-Krasnodar Kray ve Karaçay-Çerkesya’da, Kabardey lehçeleri-Karaçay-Çerkesya, Kabardey-Balkarya, Stavropol Kray ve Kuzey Osetya’da konuşuluyorlar.

Kim ne derse desin Adige dilleri/lehçelerinin her biri anlayan biri için birer dünya, birer canlı hazine değerindedir. Bunlardan birinin diğerlerinden güzel ve üstün olduğunu söyleyemeyiz. Her biri birbirinden güzeldir. Bunları birer yerel lehçe olarak da değerlendiremeyiz. Birbirinden güzel ve zengin olan birer ulusal dildir bu lehçeler. Burada, biz Adigelere ilişkin olarak çok özel bir durum vardır. Bunun değerini bilmeliyiz. Bunların hiçbirinin, milliyetçi dürtülerle olsun, yok olmasını benimseyemeyiz, kabul edemeyiz. Bunlar Türkiye’deki Türkçe ağızlar gibi içi boş diller değildirler.

Bu, madalyonun bir yüzüdür.

Bugün bu dil ve lehçelerden iki yazı dili gelişmiştir: Kabardeyce (bilimsel tanımı ile “Kabardey-Çerkesce”) ve Adigece ya da Adigeyce.

1926 Sovyet  nüfus sayımına göre, Adigey’de 51 bin, Karaçay-Çerkesya’da 16 bin, Kabardey-Balkarya’da da 122,4 bin Adige bulunuyordu. Şimdiki duruma göre, Adigey’de 108 bin, Karaçay-Çerkesya’da  49,6 bin, Kabardey-Balkarya’da da 498,7 bin Adige bulunuyor. Bir de Shapsughlar ve diğer küçük gruplar da varlar. Bunlar da hesaba katıldığında Adige sayısı 2002’de 700 binin üzerine çıkmıştı, aradan geçen 7 yılda sayının 800 bini aşmış olduğu düşünülebilir. 1926 ile 2002 arası süreçte Adigey nüfusunun 2 kat, Çerkesya’nın üç kat, Kabardey’in 4 kat üzeri arttığını görüyoruz.

Kabardey nüfus artışı gibi, diğerleri, örneğin Adigey nüfusu niçin artmamış? Özellikle 1926-1939 arası dönemde Adigey nüfusu niçin yerinde saymış… Bilemiyoruz. Akla Stalin’in yıkımları geliyor. Kabardey, Balkar ve Karaçay artışına göre, bugün  en azından 200 bin olması gereken Adigey nüfusu, nasıl oluyor da böyle yarı oranlarda, 100 binde kalmış…

Doğru dürüst bir inceleme yapılmış mıdır? Bilemiyoruz, Stalin gitmiş, gölgesi/tortusu hala sürüyor mu yoksa?



Eğitim ne durumda?

Bu konuda da kırıntı bilgilerle yetinme durumundayız. Suskunluk oraya yerleşmiş dönüşçüleri de sarmış olmasın? Cumhuriyetler eğitim ve bilim bakanları suspus, dut yemiş bülbüller gibi olmasınlar… Adige sivil toplum kuruluşları ne yapıyorlar?Onlar niçin susuyorlar?

Kabardey-Balkarya’da anadilinde ders sayısı arttırılacaktı. Ne oldu? Çıt yok, bu da hayra alamet olamaz.

Adigey Kültür Bakanlığı’nın bir yetkilisi, durum söylendiği kadar da kötü değil demeye getiriyor. Adigey’de 30 bin üzeri çocuk Adigece de ders alıyormuş, bunun 14 bini de Adige kökenli imiş. Kabul, doğrudur. Müzik, felaket durumunda idi, devlet ve sivil girişim desteğiyle şimdi bir kıpırdanma var, ama çok cılız, yetersiz… Adigeler üzerinde bir oyun oynanıyor olmasın…

Eldeki birçok veri kadük (iş görmez) hale gelmiş. Örneğin, Fahri Huvaj kardeşimizin Türkçe’ye çevirdiği “Adigey Anayasası” da öyle, kadük değilse de eskimiş ve kırpıla kırpıla kuşa çevrilmiş. Eskisinde “eğitim dilleri” -Rusça ve Adigece- sayılıyordu, artık sayılmıyor. Şimdiki eğitim dili sadece Rusça.

Rusça’nın eğitim dili olması ne demek? Bütün dersler Rusça işlenecek, okul yönetimiyle yazışma ve resmi konuşmalar da Rusça yapılacak demektir. Bunun delinmesi olanaklı imiş, böyle diyorlar statüko yanlıları, sistem yerinde durduğu sürece, ne değişir ki… Türkiye okullarında 4 saat İngilizce dersinin Türkçe üzerinden öğretilmesi gibi, Adigey ve Kabardey okullarında da haftada 2 ile  4 arası değişen ders saatlerinde, Rusça anlatılarak ve isteğe bağlı olarak Adigece dersi okutuluyor, okutulacak. Adigece dersi sırf Adigece olarak olsun anlatılamayacak, çünkü Adigece bir eğitim dili değil, seçimlik bir ders dili sadece, Rusçasız işlenmesi eğitim diline ters olan bir durum. İngilizce/yabancı dilin okutulması zorunlu bir ders. Adigece, Adigey/Kabardey/Çerkesya’da İngilizce düzeyine bile erişememiş…

Oysa Gorbaçov döneminde Adigece ve yerel diller 1-4 sınıflar kapsamında birer eğitim dili idiler. 5 ve üstü sınıflarda da eğitim dili Rusça idi. Şimdi, Boris Yeltsin döneminden beri hepsi Rusça.

Birçokları bu gibi durumları görmezden geliyorlar, burada büyük bir oyun olabilir, bazıları gündem saptırmak için şeytana taş çıkartacak yöntemleri buluyor ve cehaletle de ittifak kurabiliyorlar. Yok efendim 59 sesi/işareti olan Kabardeyce ile 66 sesi/işareti olan Adigece için bir ortak alfabe düzenleyeceklermiş de yok iki dili birleştirip içinden bir üçüncü  dil çıkartacaklarmış da. Sanki her birini birer küçük Tanrı sanırsın. Sonuç, sonuç yok, çünkü sonuç alınması olanaksız…

Ancak gündem saptırılmış, Adigeler gerçek gündemlerinden uzaklaştırılmış oluyorlar ya, yetmez mi bu?



Eğitim konusunda yetki kimde?

Birçok Adige’nin ne dediğini anlamak için müneccim olmak mı gerekiyor? Kem küm kem… Atatürk, ’Biri bir şeyler söylüyor ve bu söylenenlerden bir anlam çıkmıyorsa, bu sözler hastalıklı sözlerdir’, diyor bir demecinde özetle. Çok doğru ve hastalıksız sözlerdir bu sözler. Tabii istisnalar da var. Örneğin AC Devlet Başkanı Aslan Thakuşın, açık, berrak, doğru ve net konuşuyor. Birçokları gibi yalama değil. Adam dediğin işte öyle bir adam olmalı.

Aslan Thakuşın, yeni eğitim programı konusunda RF Eğitim ve Bilim Bakanı Andrey Fursenko ile bir görüşme yaptığını, Bakan’ın Rusya’da yaşayan ulusların dil ve kültürlerinin öğretilmesi konusunun programa alınacağı konusunda kendisini umutlandırdığını söylüyor (Bkz. ”Yeni ulusal eğitim programı üzerine çalışmalar başlıyor, CircassianCanada, 29 Nisan 2009). Peki bu umut ne oldu? Mayıs geçti, yeni eğitim yılına az kaldı.
Ne yapılıyor? Bilemiyoruz…

Sen okulunda Adigece konuşamazsan ya da meydanı Rusça’ya bırakırsan, çocuk elbette Rusça’yı yeğleyecektir.


Dil nasıl yaşar?

Adige dil bilgini Ğış Nuh’un, bir tanıdık sayesinde, “Adige Mak” gazetesinde çıkmış bir bilimsel yazısı elimize geçti. ”Adige Mak”, ne yazık ki, böylesine bilimsel makaleleri internete ya hiç vermiyor ya da çok sınırlı olarak veriyor. Nedendir, bilemiyoruz… Ancak hiç de iyi yapmıyor…

Ğış Nuh, ünlü Adige aydını Han-Girey’den (Хъан-Джэрый) aktararak, Adigece’nin yazılı olmadığı 19. yüzyılda çok daha güçlü ve çok daha canlı  olduğunu söylüyor. Doğrudur, o sıralar Adigece’nin üzerinde Rusça, Türkçe ve Arapça gibi bukağılar/dikenler yoktu. (Örneğin, Düzce’de Ruf’at adında bir hemşehrimiz çok güzel Adigece/Shapsughca konuşmasıyla ünlenmişti). Onun için Adigece güçlüydü.

Şimdi durum farklılaştı. Adigeler Rusça öğrenmek zorunda, bu bir olgu, bir gerçek, gereklidir de. Ancak bu Adigece’nin  ezdirilmesi pahasına bir Rusça olmamalı. Hani Adigece resmi dildi ya… Ne oldu resmiyete? O da bir tiyatro mu?

Okullarda Adigece artık bir eğitim dili değil, seçimlik bir ders dili. En büyük sorun şimdi bu. Bu gibi konularda da çözümler aranması gerekirken, bazıları, olasılıkla Moskova gerici klik güdümlü bazıları, sanki olabilecekmiş gibi gündem saptırma peşinde. “Yej zim’eğıjşürem ha ığın yeşte” (Kendine bakamayan bakacak köpek alır) misali, kendi dillerini bir eğitim dili haline getirememiş olan bu kişiler, doğmamış çocuğa don biçer gibi,  bir üçüncü dil/tek dil “yaratma” peşindeler. Birer Tanrı olmuş sanırsın her birini…

Bir dil kullanıldığı sürece yaşar. Dil o hale getirildi ki, çocuklar, değil Adigece olarak bir konuyu anlatmayı, Adigece anlatılacak teknik, bilimsel ve sanatsal anlatıları, dahası güncel konuları bile anlayamaz durumlara düşürüldüler.

Sadece biliminsanı, sanatçı ve yazarların gücü yetmez bu işe, anadilini yaşatma mücadelesine yöneticiler, öğretmenler, öğrenciler ve onların örgütleri de omuz vermelidir. Ancak her şeyden önce özgürlük… Dünya Çerkes Birliği, rahmetli Kalmık Yura sonrasında uysal kuzuya dönüşmüş, Moskova’nın bir dediğini iki etmiyor, deniyor. Bilemeyiz. Peki başka örgüt, başka sivil girişimler kalmadı mı ki?

Rus ve RF ile ilişkiye ve dayanışmaya evet ama bu eşitlerin ilişkisi olmalı. Uydu ve uşak olmaya hayır!

Durumu iyi bulmuyorum. Fırsat buldukça konuya değineceğim.

.

hcy@circassiancanada.com

.

HAPİ Cevdet Yıldız'ın diğer yorumları

.

.

.