MENÜ

 
 
 
 

www.circassiancanada.com         

.........

ÖRGÜTLENME ÜZERİNE 28
Çerkesya Haritaları ve Çerkes Dernekleri

03.05.2008

Hatko Schamis

.........

.........

Hazırlayan: Potsdam Kunstschule, J. Perthes, 1848
 

Haritalar savaşı veya tartışmaları başladı ya, ben yine de bazı ''Kafkasya“ ve ''Çerkesya“ haritalarını vermeye devam edeyim.

Bu haritaların önemi, bizim kendimizi nasıl tanımladığımızın yanında; başkalarının bizi nasıl tanımladığını göstermeleri. Yoksa bunlara bakarak bir ''ulus“ tanımı yapmak da, ''ulusal sınırları“ çizmek de mümkün değildir. Ütopiktir ve uluslaşmaktan bir şey anlamamaktır.

Ancak geçmişten günümüze kalan miras olmaları ve bugünün kimi karmaşık sorunlarına ışık tutmaları anlamında önemlidirler. Kimi tezlerimize dayanak teşkil ederler, idealarımıza tarihsel boyutlar katarlar ve geleceğimize de ışık tutarlar.

Son zamanlarda duygusal ve tepkisel çıkışlar da bir artış var. Gerçeğin bir; ancak çok önemli bir boyutunu yakalamış olan arkadaşlarımızın bu ''doğru“larını siyasi gerçeklere daha uygun bir dille ve yöntemle dile getirmeleri gerekir.

Bir biliminsanı titizliğiyle doğruları veya gerçekleri bulduklarını düşünenler, sosyal ve siyasal bilimlerin kendine özgü yasalarının olduğunu unutmamalılar. Bir kimyacı veya fizikçi bile laboratuarında yaptığı araştırma ve buluşların sonuçlarına gözlerini kapayamaz. Bunların neye veya kime hizmet edeceğini de hesaba katmalıdır.

Einstein bile geliştirdiği atom fiziği ve bombasının insanlığa nasıl bir felaket getirdiğini görünce büyük pişmanlık duymuştur. Ki, bu nedenle bugün gen teknolojisinin geliştirilmesine karşı çıkan birçok biliminsanı var.


Siyasi mücadeleler ve özelde ulusal mücadeleler muharebe alanında kazanılır ama masa basında teyit edilir; son şeklini alır. Günümüzün ulusal mücadelelerinde ise yalnız iki taraf yoktur. Abartmak gibi olmasın ama bu gibi sorunlarda artık ''tüm dünya“ taraftır
. Yani kendinizi artik tüm dünyaya anlatmak ve büyük bir destek almak zorundasınız. Tezleriniz de bu gerçekliğe uygun olmalıdır.

Bunları söylerken ''kurgu“ yapmaktan söz etmiyorum. Gerçekleri ve doğruları ama geleceğinize ışık tutacak bir perspektifle ve dünyanın bizi anlayabileceği dil, yöntem ve kavramlarla dile getirmeliyiz.

Bu nedenle geçmişten günümüze başkaları bizi nasıl tanımış ve tanımlamış bilmek zorundayız. Bu bilgileri hangi süreçlerde, ne gibi değişikliklere uğramış? Günümüze ulaşan boyutu ne olmuş? Bunlar, bugün biz kendimizi tanımlarken önemli olabilecek sorular.


Uluslaşmak ve devletleşmek bilimsel ve/ama tarihsel-siyasal gerçeklerle örtüşmek zorundadır. Ulus bir dil birliği değildir; din veya etnik köken birliği de… Tarihin şu veya bu döneminde sahip olunan sınırlar veya veya üzerinde yaşanılan topraklar ''ulusun sınırları“ olarak mutlaklaştırılamaz.


Biz kapitalizmle ortaya çıkan ulus ve ulusal sınırlar trenine ''geç binen“ bir halkız. Geç uluslaşan halkların işi biraz daha zor. Ulus bilinci vermek ve güçler dengesinde kendilerine bir yer açmak zorundalar. Dünyanın her santimetresi paylaşılmış ve ulusal sınırlar uluslararası anlaşmalar, ''hukuk“ vs ile güvence altına alınmışken çok güçlü tezleriniz olmalı. ''Kosova’nın açtığı delik“ten girmek mümkündür ama öyle kolay da değildir.

Şurası bir gerçektir: Çerkesya, Kafkasya veya Kuzey Kafkasya değildir. Tüm kuzey Kafkasya halklarına da ''Çerkesler“ denmemiştir. Daha da önemlisi bütün Kuzey Kafkasya Halkları kendilerini hep ''Çerkesler“ olarak tanımlamamışlardır.

Aynı coğrafyada yaşayan bu halkların ortak olan ve olmayan çok şeyleri vardır. Elbette yan yana yaşamış bu halklar yüzyıllar boyunca birbirleriyle ilişki içerisinde olmuş, sosyal ve kültürel anlamda alışverişte bulunmuşlardır. Kimi şartlar altında bu yakınlaşmanın bir uluslaşmaya ve devletleşmeye dönüşmesi de mümkündü. Ortak bir kökenden geldikleri veya ''aynı ırk“tan oldukları için değil; üzerinde yaşanan coğrafyada ortak bir ekonomik pazarın ve birlikte yasama ülküsünün gelişmesi; iç ve dış dinamiklerin bu süreci zorlaması ile.


Yani uluslaşmak kan-dil bağı üzerinde şekillenmez; tarihsel bir süreçtir, ekonomik ve siyasi boyutu vardır. Ki, bu nedenle dünyada yalnızca bir halkın belli sınırlar içerisinde uluslaşması da birden çok halkın veya etnik grubun birlikte uluslaşması ve bir halk olarak kaynaşması da mümkün olmuştur.


Eritre mesela. Dokuz etnik grup Etiyopya’ya karşı bağımsızlık savaşı vermiş ve ortak sınırlar içerisinde tek bir Eritre ulusunu yaratmayı başarmıştır (süreç elbette ki henüz tamamlanmadı). Hatta yanlış hatırlamıyorsam bugün Eritre’de 4 resmi dil var.

Kuzey Kafkasya halklarının da özellikle Çarlık Rusya’sına karşı yürüttüğümüz bağımsızlık savaşı sürecinde, teorik olarak tek bir çatı altında bir araya gelmeleri mümkündü. Buna kesinkes hayır demek, spekülasyon olur ve tarihi gerçeklerle de örtüşmez.

Hatta böylesi bir irade o tarihsel koşullarda gelişmekteydi ve Kuzey Kafkasya Cumhuriyeti ile de başlamamıştı. Daha 1839 yılında Shapsugh-Nathoc eyaletinde toplanan ''Çerkes Milli Misak Meclisi“:

''Hazar denizi ile Karadeniz arasındaki bölge bir vatan ve bu vatanda bulunanlar tek bir millettir“ kararı almıştır.

Ancak bu, Kuzey Kafkasya halklarının bir halk, yani Çerkes olduklarının değil; Çerkeslerin Kuzey Kafkasya halklarıyla birlikte yaşaması isteğinin göstergesidir. O tarihsel koşullarda bu iradenin ortaya çıkmaya başladığının ama olmadı. 1918’de de olmadı! Olsaydı bugün ortak bir devletimiz de ortak bir dilimiz de vs. olurdu. Ancak bunlar spekülasyondur.

Ortaya çıkmaya başlayan bu iradeyi abartmak, nüve halinde yaşandığı tarihsel süreçten kopartıp ''biz bir halkız“a kadar götürmek, mutlaklaştırmak uluslaşmaktan bir şey anlamamaktır. Aynı şekilde şartları oluştuğunda, bunun yine de mümkün olamayacağını iddia etmek de…


Bir ulustan bahsedebilmek için ortak bir ekonomik ve siyasi birim halinde örgütlenmiş olmak, ortak bir gelecek ülküsüne sahip olmak gerekir. Bunun için de çıkarların örtüşmesi gerekir. Giyim-kuşam veya gelenek-görenek; benzerlikler veya aynılıklar, hatta dil bile birlikte uluslaşmak için yetmez.


Gürcistan’daki Çeçen diasporası lideri Hizri Aldamov, Kuzey Kafkasyalıların ve özellikle de Çeçenlerin Abhazya saflarında savaşmalarını yanlış buluyor ve '' Bunlar çoğunlukla hainler idi. Daha sonra onların birçoğu hatalarını anladı ve pişman oldu. Çeçenler bugüne kadar halen Abhazya’daki savaşa katılmış olmalarından dolayı Gürcistan’dan özür diliyor. Onlar Gürcü ve Çeçenlerin düşmanının aynı, Rusya olduğunu anladılar“ diyor.

Peki şimdi siz nasıl Çeçenya ile Abhazya’yı birlikte uluslaştıracaksınız? Bu mümkün mü? İşin ilginci, ''hain“ ilan edilen Kadirov, Abhazlarla yakınlaşmaya çalışırken, ''Kuzey Kafkasya Savaşçıları“ Gürcüleri dost kabul ediyor ve bu garip durumdan bir ulus doğacak!  Olur mu böyle şey? Bırakın aynı kökenden gelmeyi, aynı anne-babadan gelmiş olsalar bile bugün için bu mümkün değil.

Çeçenistan’ın RF’na karşı yürüttüğü mücadelesinde Gürcistan’ın desteğine ihtiyacı var. Bu desteği alabilmek için de Abhazya ile arasına en azından mesafe koymak. Aynı şekilde Abhazya’nın Gürcistan’a karşı mücadelesinde RF’nun desteğine ihtiyacı var. Bugünün gerçekliği budur. Şartlar başka şekilde gelişseydi, biraz daha spekülasyon yapalım, Gürcistan Abhazya’nın haklarını tanışa ve dostça bir ilişki geliştirseydi durum farklı olabilirdi.

Dünyada daha başka birçok örnek de var ama bugünlerde popüler olduğu için Hırvatistan-Sırbistan örneğini vereyim. İkisi de aynı halktır. Sırplar Ortodoks, Hırvatlar Katolik. Aynı dili konuşurlar. Hatta uzunca bir süre birlikte de yaşamışlar ama bugün bir Sırp ulusu, bir de Hırvat ulusu vardır.

Politikalarımızı yaparken ''olası“ durumları veya “kurgu“ları kendimize temel alamayız. Tarihi ''zaman“ mefhumundan koparmadan, o günün koşullarıyla incelememiz ve bugün var olan gerçeklerden yola çıkmalıyız.  Bunları yaparken politik dengelerin ve çıkarların değişebileceğini, bu değişen şartlarda başka açılımlara gerek olabileceğini unutmamalıyız. Kendimizi herhangi bir güce veya politikaya angaje etmemeliyiz.


Kuzey Kafkasya halklarına ''Çerkesler“ diyenler olmuştur. Hatta biz kendimiz bile bunu demişiz. Tarihimizin şu veya bu döneminde bunun maddi temeli de vardır. Geliştirilen ulusal politikalara  ve çıkarlara denk düsen bir kimliktir ve benimsenmiştir
.

Sürgün sonrası bu kimlik hepimizin sahip çıktığı bir kimliktir. Çerkes Teavün Derneği'nden, Kuzey Kafkasya Derneklerine kurumlarımızı örgütleyenler ve bu kurumlarımızda örgütlenenler Abhaz, Oset, Çeçen veya Dağıstanlı oldukları halde kendilerini Çerkes olarak tanımlamışlardır. Bu kimlik Kuzey Kafkasya’da birlikte devletleşme sürecinde böyle benimsenmiştir. Bugün yine aynı ideali taşıyan insanlarımızın aynı tanımda ısrar etmeleri tesadüf değildir.

Ancak bugün böyle birlikte devletleşmenin koşulları yoktur. Dahası neredeyse 100 yıldır süreç Kuzey Kafkasya halklarını ayrıştırma yönünde geliştirmektedir. Çıkarları ve sorunları farklılaşmaktadır. Derinleşmektedir. Elbette bu siyasi ve hatta ekonomik çıkar farklılaşmasının insanların ve toplumların bilincinde billurlaşması zaman alacaktır. Çünkü toplumsal yasamda bir aşamadan diğerine geçişler, bıçakla birbirinden kesilmiş gibi olmaz. Geçmişin izleri ve geleceğin nüveleri yaşanan süreçte içiçe uzunca bir süre birlikte var olmaya devam eder.

Bu nedenle, ''Çerkes mi, Adige mi, Kuzey Kafkasya’lı mı“ tarzında yapılan tartışmalarda soğukkanlı olmak gerekir. Bunların hepsinin tarihimizde biri birinin yerine kullanıldığı dönemler veya süreçler vardır. Bunların her biri şu veya bu dönemde öne çıkmış, insanlarımızca benimsenmiştir. Yine her birinin belli bir bakış açısından taşıdığı anlamlar vardır. Kimi insanlarımızın bugün kendilerini bunlardan biri ile tanımlamaları yanlış değildir.

Daha dün Yamçı’nın, bugün Kaf-Fed’in Çerkes tanımlaması böyle Kuzey Kafkasya halklarını kapsayacak genişliktedir. Büyüklerimiz ve hatta ''ideologlarımız“ bu tanımda ısrar etmişlerdir. DÇB kurulurken dahi…

Öyleyse insanlarımızın kendilerini Çerkes, Adige, Kuzey Kafkasyalı veya Dağlı diye tanımlamaları; bunlardan birini benimsemeleri, bir Çerkes’in kendisini Kuzey Kafkasyalı veya Dağlı olarak hissetmesi; bir Kuzey Kafkasyalının kendini Çerkes olarak tanımlaması  yanlış değildir. Bunların her biri bir ihtiyacın veya  bir siyasal sürecin ürünü olarak ortaya çıkmıştır.


Tezlerinizin insanlarımızın bu düşünsel ve duygusal şekillenmesini de kucaklaması gerekir. Geçmişle gelecek arasında bir köprü olması…

Toplum bilimci veya siyaset bilimci bilimsel bulguları pratik hayata uygularken tüm bunları göz önünde tutmalıdır.


Bir annenin çocuğuna birdenbire ''oğlum, yıllardır ‚baba’ dediğin bu adam senin gerçek baban değil. Gerçek baban …“ dediğini düşünün. Bu gerçek, çocuk için bir travmadır ve ilginç olan bu gerçeği öğrenen çocukta şimdiye kadar bildiği babasına karşı da, gerçek babasına ve hatta ''babalık“ kavramına karşı da bir tepkinin ortaya çıkması. Aidiyet duygusunu yitirmesi ve yeni bir aidiyet, kendini tanımlama arayışına girmesi.

''Dogru’'lar ''görelidir“. Mutlak doğru dediğiniz bile, zaman ve olanaklar çerçevesinde mutlak doğrudur.

Öne çıkarmamız gereken bugünün sorunları, çözümleri ve somut hedefleri olmalıdır. Bu yapılabildiğinde örgütlenmemizin çerçevesi de kimliği de kendiliğinden ortaya çıkmaktadır.

Görünen köy kılavuz istemez. Bugün yekpare bir Kuzey Kafkasya yoktur. Kuzey Kafkasya halklarının sorunları ve çözümleri veya öncelikleri  farklılaşmıştır. Evet hala birbirlerine ihtiyaçları vardır ve birlik perspektifini korumak gerekir ama artık birlikte örgütlenmekte ısrar etmek gelişmenin önünde engeldir. Sorunları çözmeye değil, daha da karmaşıklaştırmaya hizmet etmektedir. Hatta sağlıklı birliklerin kurulmasına bile engeldir.


Kuzey Kafkasyalı kimliğinden yola çıkıp tek tek halkların sorunlarına çözümler aramak yerine, tek tek halkların kimliklerine sahip çıkıp ve bu kimlikleriyle örgütlenip Kuzey Kafkasya’nın birliğini önlerine hedef olarak koymaları daha doğru ve sürece daha denk düşen bir çözümdür.

Ki, süreç bunu dayatmaktadır. 

Tarih Kuzey Kafkasya halklarının birlik arayışları içerinde oldukları dönemle başlamadı. Ne biz ''ezelden beridir“ kendimizi Kuzey Kafkasya ile birlikte tanımladık, ne de başkaları bizi öyle gördü.

Tarihte bir Çerkesya vardır, bir de Kuzey Kafkasya: Çerkesler, Çeçenler, Osetler, Karaçay Balkarlar veya Dağıstanlılar…


Çerkesya, üzerinde Çerkeslerin de yaşadığı bir toprak parçası değil, Çerkeslerin vatanıdır. İçerisinde şu veya bu halkın yaşamış veya yaşıyor olması bu gerçeği değiştirmez ve ilk Çerkes Meclisi'nde Karaçayların, Nogayların olması da.

Ki, zaten bu yönüyle günümüze ışık tutmaktadır. Çerkesya Çerkeslerin vatanıdır ve bu vatan içerisinde her halk özgürce varlığını devam ettirme hakkına sahip olacaktır, olmalıdır. Buna Ruslar da dahil!

Çerkesya’yı kuracak olanlar Çerkesler ve bu topraklar üzerinde yaşayan halklar olacaklar. Demokratik bir Çerkesya bu topraklarda yaşayan tüm halkların da çıkarınadır.

Bugün bize düşen görev ''Büyük Çerkesya“ düşü kurmak değil, Çerkesya’da halen var olma savaşı veren ''Cumhuriyetlerimiz“in ve halkımızın acil ihtiyaçlarına cevap verecek, sorunlarına çözümler arayacak, halkımızı diasporada örgütleyecek Öncü Çerkes Örgütlenmesi'ni yaratmaktır, ''örgütleyicileri örgütlemek“, ulusal mücadelenin her alanda kurumlaşmasını sağlamaktır… Herkes gücü ve yeteneği, olanakları olanında elini taşın altına koymalıdır.

Adige mi, Çerkes mi?

Çerkes’i tüm dünya biliyor, kabul ediyor. Daha doğrusu dünya bizi Çerkes olarak biliyor, tanıyor. Daha da önemlisi şimdiye kadar ki bilinç ve birikimimize denk düşüyor. Tarihsel bir zemini var, haklılığı var. Eğer yasalardan, hukuktan ( RF veya uluslararası) yararlanmak istiyorsanız, sorunların bir gün bu platformlarda gündeme gelebileceğini öngörüyorsanız ''Çerkes Örgütlenmesi“ daha doğru olanı.

Hatta Adige Abhaz birlikteliğinin, bugün cumhuriyetlerimiz arasında daha ileri ilişkilerin kurulmasının tarihsel temeli de burada. Ancak hukukçulara, ilgili kurumlara ''biz aynı kökenden gelmişiz, bilmem kaç bin yıl önce bir halkmışız“ da diyemezsiniz.

Abhazya’nın önüne tarihsel bir fırsat çıkmıştır. Sonuçta Abhazların ayrı uluslaşmasına kadar gidecekse de Abhazların da sürece ve ihtiyaçlarına yönelik kurumlarını, örgütlenmelerini yaratmaları gerekir.


Beklemeye, oyalanmaya gerek yok. Bunların önünde hiçbir yasal engel de yok. Kuzey Kafkasya halkları ile olan kardeşliğimiz, gerekli olduğunda gücümüz oranında dayanışmamız, kardeşliği geliştirici her tür etkinlik de bunun önünde engel değildir ve hatta eninde sonunda gerçekleşeceğinden kuşku duymadığım Kuzey Kafkasya Halklarının Birliği de…

Kurumlarımızda çalışan arkadaşlarımızın daha fazla inat etmemeleri gerekir. Israrları yanlıştır. Derneklerimiz Genel Kurulları'nda gerekli  adımları atmalı, Çerkes Kültür Derneklerine dönüşmelidirler. Bugün şu veya bu düzeyde var olan birliği korumanın da tek yolu budur.

Çerkeslerin görevi her düzeyde ve anlamda örgütlenmelerini yaratmaktır. Ancak kimsenin de kuşkusu olmasın, kapıları her zaman ve  herkese açık olacaktır.

Ben Çerkes'im diyen, önceliği Çerkes halkının sorunlarının çözümüne veren herkes ''hoş gelmiş, sefa getirmiş“.

 

schamis@circassiancanada.com

Hatko Schamis'in diğer yorumları

.........

       

kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya kafkasya

www.circassiancanada.com         

..