|
Bu
akşam Pendik Yunus Emre Kültür Merkezi'nde Nartların Sesi
topluluğunun bir konseri vardı.
Salon hınca hınç doluydu demek ister gönül ama diyemezsin, realite
ferman dinlemez. Biz şöyle diyelim, her şey bildiğimiz gibi. Madem
ki bildiğimiz gibi nedir o zaman bu yazı?
Yazıya sebep İshak ve gençler...
Değerli kardeşimiz sunuculuğun yanı sıra iki şarkı söyledi,
söylediği ikinci şarkı bu yazıyı yazmama sebep.
O ana kadar her şey onlarca yıldır olduğu gibi bildik tanıdık, yok
diğerlerinden farkı. Seyirci de aynı.
Gel gelelim İshak ikinci şarkısında Hadise'nin ''Düm Tek Tek''ini
Çerkesce'ye uyarlamış, cuk diye de oturtmuş woredi. Gel gelelim
asıl hayretler içinde kaldığım gözlemim ise!
Salonun sol ön tarafında kümelenmiş sekiz on iki yaşlarında on
küsur genç vardı. Bu şarkı ile salonu yıktılar desem realiteyi
zorlamam. O kadar sayı ile o kadar tezahürat olur.
Atlıyoruz bir şeyleri, Düm Tek Tek'e bu denli tempo tutmalarının
sebebi sadece bilinen sevilen şarkı olması değil, bilmedikleri
bilinç altlarındaki ezilmiş dillerinin de evrensel olabileceği
mantelitesini görmüş olsalar gerek.

Evdeki delikanlımız beş yaşına kadar her iki dili de idare
ediyordu, ne zaman sokağa çıktı, ilk oyun arkadaşları (!) ''Sen ne
diyorsun anlamıyoruz'' dediklerinde vurgunu yedi...
Devamında çizgi filimler girdi devreye, al başına ikinci bela.
Bu ara bir iki Kafkasya seyahati çözemedi çelişkiyi.
Demeye kalmadı ilk öğretim ile çelişki çoğaldı. Bu süreç zarfında,
gerek internetten gerek gösterilerden geri kalınmasa da olmadı bir
türlü.
Süreç kendisi işliyor anlaşılan.
İki yıldır İngilizce eğitim alıyor. Bu sayede dil denilen şeyi
kavradı, bu yıl seçmeli dil olarak İspanyolca'yı istedi.
Ancak en ilginci şu günlerde kendiliğinden, özellikle annesi ile
başladı ana dili üzerinde durmaya.
Demek ki o gençleri de böylesi bir süreç etkiliyor olsa gerek.
Zaman her şeyin ilacı demiyorlar boşuna, sadece sosyal değişim ve
gelişim denen süreç ağır işliyor hepsi bu, umudunu yitirmez isen
değişimi de gelişimi de ıskalamazsın dedirtircesine.
Öğrenilecek, öğretilecek çok şey var... Tek bildiğim bu... |