MENÜ





 

.

.

İ.K.K.D’DE NELER OLUYOR?
06.06.2009

KUBE Nurhan Fidan

.

.

Yeni gelen gün, bize yeni bir şey söylemiyorsa eğer,
Zihnimize oynanan bir oyun var demektir.
W.Shakespeare



İstanbul Kafkas Kültür Derneği, şahsi hayatımda önemli yer tutmuş bir kurumdur. On dört yaşımda kapısından içeri adım attığım dernek binası, bugün bile bana tuhaf bir güven duygusu verir. Evimden, ailemden sonra kendimi en çok ait ve rahat hissettiğim bu binada (son dönemlerde sıklıkla gidemesem de) Çerkes olmanın folklorik ve sanatsal yanlarını keşfettim. O döneme kadar zaten organik olarak içinde bulunduğum çevre klasik Adige kodlarından oluştuğu için, çocuk gözüyle farkında olmadan edindiğim, beni şekillendiren birçok detayın, bu kültür adına değeri ve karşılığı ve olduğunu burada öğrendim.

Maruz kalmadan, muhatap olmadan öğrenilemeyecek Adige kültürüne ait incelikleri, detayları çok da dertlenmeden kimileri tarafından incitilmeden edindi, ben ve benim gibi birçok kişi. Kendi kültürümüz adına gençlerin, hiçbir şekilde örselenmeden ve sabırla dinlenilmesi gerektiğini belki de bu yüzden istiyorum kim bilir? Akordeon çalabilmemi çok isteyen ve o zamanlar bana Suriyeli bir üniversite öğrencisinin altmış bas Weltmaisterını, hatırı sayılır bir fiyata satın alan rahmetli babamı, bu konuda hayal kırıklığına uğratmış olsam da, bazı becerilerde gönlünü almayı biraz olsun başardım sayabilirim kendimi.

O yaşlarda, ablamların peşinden ağlaya sızlaya dernekteki dans kurslarına, tiyatro çalışmalarına sızabildim ve sonrasında da Adige müziğiyle tanışıp woredlerin hikayelerini söyleyebilmeyi istedim. Bunları yapabilir olmaktan mutlu oldum. Adige diliyle ilgili diyalekt sorunumun olmaması, şarkıları tanıyıp sevmemi ve bu yetkin dili daha iyi anlamamı sağladı. Bir tiyatro oyununda seyrettiğim ‘Sa sı wored’ tiradını, canlı müzik programlarıma ekledim. Benim için aşağıdaki tiradın söyledikleri, en az Shakespeare soneleri kadar değerliydi.

Sa sı wored
Ben şarkıyım.
Fitınığar sa kasao
Özgürlüğü ben anlatırım.
Guşağor sa kasao
Sevinci ben anlatırım.
Gukevor sa kasao
Hüznü ben anlatırım.
Ş’ülheğur sa kasao
Aşkı ben anlatırım.
Zawonığar sa kasao
Savaşı ben anlatırım.
Şıanığar sa kasao
Hayatı ben anlatırım.
Sa sı wored
Ben şarkıyım.



Tüm bunları niye anlatıyorum? İKKD gençlik komisyonunun, yönetim kurulu tarafından feshinin nedenleri, niçinleri, detayları arasında kaybolmadan toplu fotoğrafa bakarak, bir dönemler çoğumuzun yaşadığı bu infialleri hatırlamış olduğum için belki de. Gençlerin ve yetişkinlerin ezeli kavgasının, bizim dernek içindeki küçük dertlerimizin de çok ötesinde karşılıkları var elbette. Fakat yetişkinler olarak, gençleri bir takım nedenlerden dolayı tırpanlayıp bir kenara koyabilme lüksümüz var mı? Bence hayır.

O, çok fiyakalı caka satan her şeyi yapmış bitirmiş yetişkin ruhlarımızı ve kendimizi tamamlanmış hissettiğimiz hallerimizi onlar olmazsa kim test edecek? Biraz gürültülüde olsa gençler gerekli olanın üzerine hızla gidebilirler. Bizlerin düşündüğü ve adına da tecrübe dediğimiz temkinlilik her durumda geçer akçemidir sanki? Bazı durumlarda bilmenin değil de yapabilmenin önemli olduğunu bize kim hatırlatacak? Hesaplarımız, kitaplarımız muktedir hallerimiz, etrafımızda onlar yoksa ne işe yarar ki?

Kendi kültürü ile henüz tanışmış, onu öğrenirken hem nimetini hem külfetini taşımanın nasıl tatlı bir sorumluğu da olduğunu öğrenip, bu sorumluluğu taşıyacak genç insanların, her durumda motive edilmeleri gerektiğine inanıyorum. Tersi durumlar nedeni ne olursa olsun bir yetişkin başarısızlığıdır. Sonuçta bu genç insanlar Tamil gerillası değil, İstanbul’daki sıradan Adige ailelerin mütevazı çocuklarıdır. Çoğu da kişisel olarak referans olabileceğim gözünde ahlaklı ışık olan tertemiz Adige gençleridir.

Bazen yorulsak da kızsak da, bir formül bulup bu kültürü öğrenmeye hevesli genç azınlığı küstürmeden yapabilmeliyiz birçok şeyi. Tüm bunları yaparken gençlerin her dediğimize biat etmelerini, xabze gereği yan yana dizilip sadece olur demelerini ise hiç beklemeyelim. Öylesi bir gençliğin bırakın topluma, kendisine dahi bir hayrı olmaz herhalde. Zira üreten insan tartışır yeni şeyler söyler, söylediklerinin olması için çaba gösterir, değişim ve gelişim böyle bir şeydir zaten.
Öte yandan bu konuyla ilgili fikir yürütme isteğim hariçten gazel okumak değil, o dernekte büyümüş yetişmiş ve kendisini bugün dahi oraya ait hissedebilen, yönetimde veya değil oradaki değerli insanları neredeyse çocukluğundan itibaren tanıyan biri olarak, gündemle ilgili çıkarım yapma hakkımı kullanmış olmamdır. Nihayetinde kişisel fikrim; İKKD yönetimi, belki de tüm iyi niyetine rağmen bu krizi çözememiş olmakla maluldür ve büyük resimdeki şekil şemal de bunu göstermektedir.

Yol yakın mıdır bilmem ama gençlerin tekrar omzuna dokunabilmek, onları bir kez daha dinleyip diplomatça sulh sağlayabilmek, yönetim zaafını değil, başarılı bir iletişimi gösterir. Böylesi bir iletişim tercihinden sonuç alınmaması çok da mümkün değildir.

.

nurhan@circassiancanada.com

.

KUBE Nurhan Fidan'ın diğer yorumları

.

.

.