|
Bu gün işten
erken döndüm. Kısa çalışmama rağmen çok yoruldum. Yemeğimi
yedikten sonra sıcak bir çay alıp pencereden dışarı baktım. Lapa
lapa kar yağıyor.
Kar nedense beni hem mutlu hem mutsuz ediyor. Karmaşık duygular
yaşıyorum.
Nedenini düşündüm.
Karı seviyorum, çünkü çocukluğumuzda kar altında saatlerce
oynardık. Ellerimiz buz tutardı ama bir türlü içeri girmezdik.
Çünkü bir tek sorunumuz yoktu. Kira parası, elektrik parası, su
parası, kitap parası, kömür parası…
Çocukken bunları düşünmezdik. Tabi ki kar insanı mutlu eder. Ne
kadar üşürsek üşüyeyim bilirdim ki evdeki soba gürül gürül
yanıyor.
Şimdi pencerenin önünde bakıyorum sokağa. Okuldan çıkan çocukları
görüyorum. Sırtlarında kendileri kadar çantalarla evlerine
gidiyorlar. Belki on beş belki yirmi çocuk. İçlerinden bir ikisi
yağan karla ilgili, diğerleri kamburlaşmış ayaklarıyla karları
deşerek yürüyorlar.
Yeğenlerimden biliyorum. Daha İlk Okul’dan başlayarak at gibi
yarıştırıyorlar. dışarıda lapa lapa kar yağarken benim bile
çözemediğim sorulara cevap arayarak ders başında oturuyorlar
saatlerce.
Şimdiden o kadar çok sorumluluk yüklenmişler ki, ne karın
yağışının tadını çıkarabiliyorlar ne de kartopu oynamanın zevkini.
Halbuki, insanın insan olabilmesi için her yaşında hayatı doya
doya yaşaması gerekir.
Paydos saati. İnsanlar evlerine gidiyor. Kimsenin yağan lapa lapa
karı gördüğü yok... |